Satıcının fiyatını bilmediği bir malı ucuza almak günah mı?

Tarih: 13.02.2021 - 10:33 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ben bir bilgisayar oyununda bazı kişilerden bazı eşyaları çok ucuz fiyata saatin alıyorum, sonra da 3-4 kat daha fazla paraya internetten gerçek paraya satıyorum. Şöyle ki:
- Bu kişiler bu eşyalarının gerçek fiyatlarını bilmiyorlar veya bunun bu şekilde pahalıya satıldığını bilmiyorlar, ben de bu durumu fırsat bilip böyle bir şeyle para kazanıyorum ve tabi ki de kimsenin elinden zorla bir şey almak gibi bir durum söz konusu değil. Kendi rızalarıyla satıyorlar. Aslında sadece ben değil başkaları da bu tür fırsattan yararlanıyorlar.
- Ama vicdanım el vermiyor, o adamları kandırmış gibi hissediyorum kendimi, adamlar ellerindeki eşyanın değerini bilmedikleri için.
- Bu yaptığım şey caiz mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle bilgisayar veya internet ortamında oynanan oyunlarla ilgili şu genel bilgilendirmeyi yapalım:

Oyun siteleri üç kategoride ele alınabilir:

a) Konusunu küfür, kumar, zina, içki, terör, faiz gibi İslâm’ın kesin olarak haram kıldığı bir unsurun oluşturduğu ve bu amaca uygun yöntemlerle para kazanma / kazandırmayı hedefleyen oyun siteleri kurmak, bunlar üzerinden işlem yapmak, para kazanmak ve bu tür sitelere altyapı hazırlamak, yapılan işin / işlemin konusunun hükmünü alır ve caiz değildir.

Söz konusu sitelerin bir kısmı haram olan eylem / işleri yürüttüklerini açıkça ortaya koymaktadır. Diğer bazısı ise esas amaçlarını gizleyerek (görünürde) meşru bir faaliyet sunduklarını iddia etmekte, ancak bunların içerik ve sözleşmeleri incelendiğinde durumun göründüğü gibi olmadığı anlaşılabilmektedir.

Her ikisi için de hüküm aynıdır.

b) İkinci kısım oyunlar, konusunu doğrudan haram unsurlar oluşturmamakla beraber kişiyi şiddete, bencilliğe iten; emek ve vakit kaybına yol açan; psikolojik olarak oynayanı olumsuz etkileyen oyunlardır. Bu oyunları oynamak söz konusu özellikleri ve kişinin olumsuz alışkanlıklar edinmesine yol açabilmeleri dolayısıyla mekruh (çirkin, hoş olmayan) olarak değerlendirilir ve bu oyunlar üzerinden para kazanmak da caiz olmaz.

c) Diğer bazı oyunlar ise oynayana strateji, tasarım, bilgi, dikkat, teknik vb. beceriler kazandırabilen eğitici nitelikte oyunlardır. Bu tür oyunlar geliştirmek, bunları pazarlamak, oynamak ve bunlardan gelir elde etmek, kumar gibi taraflardan birine haksız kazanç sağlamadığı ve dinen meşru içerikler taşıdığı sürece, caizdir.

Sonuç olarak; oyunun amacı ve şartları, oyundan elde edilecek kazancın helal veya haram olmasını etkilemektedir. Bu tür sanal işlemlerde hakların zayi olmaması için telif hakkı gibi düzenlemelerin işletilmesi, hak kaybı veya aldatılma durumunda yetkili mercilere başvuru imkânının bulunması önem arz etmektedir.

Bu şartların sağlanması durumunda haram ya da mekruh olan türden oyunlardan sakınmak kaydıyla meşru ve faydalı olan uygulamalar üzerinden kazanç elde etmek, bunları satın almak; kuralları çerçevesinde ve hak ihlaline yol açmaksızın oynadıkça tanınan imtiyazlardan yararlanmak caiz olur.

Bununla birlikte Müslümanın kendisine emanet olarak verilen zaman, enerji, sağlık gibi nimetleri doğru bir şekilde kullanması; kişisel gelişimine, bilgi ve becerilerine katkı sağlamayan gereksiz meşgalelerden kaçınması; dünya ve ahiretine zarar vermeyecek geçim yollarını araştırması tavsiye edilen ve uygun olandır.

Sorunuza gelince;

Yukarıda açıklanan çerçevede dinen meşru olduğu düşünülen bir oyun olması kaydıyla; prensip olarak Müslüman her yerde doğru ve dürüst davranmalı, ona göre hareket etmelidir. Özellikle alışveriş konusunda bir başkasını aldatması veya zaafından yararlanarak malını satın alması ahlaki bir durum değildir. Dolayısıyla bu konuda satıcının uyarılması ya da gerçek değerinin teklif edilmesi uygun olacaktır.

Nitekim Peygamber (asm) Efendimizin alım satımda satıcı hakkındaki "(Binitine mal yüklemiş) satıcıları (yolda) karşılamayın..." (Buhari, Buyu, 72; Nesai, Buyu, 57 Müslim, Nikah 51-56) buyurmuştur.

Hadiste geçen "telakki'r-rukbân" tabiri, şehirde oturanların köyden veya dışardan gelen (taşralı) kimseleri şehir dışında karşılayarak, henüz pazara girmeden ürettikleri veya satmak istedikleri malları almak, manasına gelir.

Şüphesiz "malları ucuza kapatmak” demek olan bu uygulamada, malın gerçek piyasa değerinden haberdar olmayan üreticinin mağduriyeti söz konusudur. Çünkü piyasayı çok iyi bilen komisyoncu veya tüccar, malın rayiç bedelini bilmeyen üreticiye ucuz bir fiyat vermektedir.

Diğer taraftan burada tüketicilerin de mağduriyeti söz konusudur. Çünkü ucuza aldığı malı tekelinde tutan büyük sermayedar, piyasaya bunu pahalı olarak sürecektir.

Haksız rekabete sebep olan bu müdahale ile normal işleyen piyasa sistemi de bozulmuş olacaktır. Böyle bir sistemde üretici ile tüketici arasında, hiç emek sarf etmeden para kazanan asalak bir aracı “rantiye sınıfının” doğması da kaçınılmazdır.

Ayrıca malın stoklanması ve karaborsaya düşme tehlikesi de göz önünde bulundurulursa, bahse konu olan yasağın sebep ve hikmetleri daha güzel anlaşılacaktır.

Bu itibarla, söz konusu uygulamayı özellikle Hanefî fıkıh alimleri tahrimen mekruh yani harama yakın günah görmüşlerdir.

Müslüman tüccar, "telakki'r-rukban" gibi sosyal huzursuzluk ve rahatsızlıklara zemin hazırlayan her türlü uygulamadan kaçınmalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun