Şarta bağlı alışveriş, belirsiz, riskli ve kapalı ise geçersiz mi olur?

Tarih: 23.04.2026 - 16:32 | Güncelleme:

Soru Detayı

Akitlerde belirsizlik, alışverişte/ticarette garar konusu için ve örneğin "Bu arabayı sana satıyorum ama 1 ay da ben bineceğim" gibi veya "Bu evi sana satarım ama karşılığında sen de bana kendi evini satarsın" veya "Bu malı sana satarım ama sonucunda sen de bana evini satarken indirim yapacaksın" gibi gibi durumlarda (örnekler çoğaltılabilir); bu tür durumlarda alışveriş geçersiz olur mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Garar, İslâm hukukunda bir akdin (özellikle alışverişin) içinde sonucu belirsiz, riskli ve haksız kazanca yol açabilecek bir kapalılık bulunması demektir. En temel özelliği, Serahsî’nin ifadesiyle “akıbetinin bilinmemesi” yani işin sonucunun ne olacağının net olmamasıdır.

Bu yüzden garar, doğrudan doğruya taraflar arasında aldatma, aldanma ve ihtilaf doğurma ihtimali taşıyan bir durumdur.

Kuran’da “garar” kelimesi doğrudan geçmese de, batıl yollarla kazancı yasaklayan ayetler (Bakara 2/188; Nisa 4/29 gibi) bu yasağın temelini oluşturur. Hadislerde ise bu konu çok açık şekilde ifade edilmiştir:

Hz. Peygamber (asm) “garar satımını yasaklamıştır” (Muvatta, Büyûʿ 75; Müslim, Büyûʿ 4 vb.)

Bu yasak, ya doğrudan belirsiz malın satımını, ya da belirsizlik içeren sözleşme türlerini kapsar.

Gararın özü ve mantığı

Gararın yasaklanmasının temel amacı haksız kazancı engellemektir. Çünkü burada kazanç, emek veya meşru risk yerine, bilinmezlik ve ihtimal üzerine kuruludur. Bu yönüyle kumara benzer; fakat her garar kumar değildir. Yine de ortak noktaları, sonucun belirsiz olması ve taraflardan birinin haksız kazanç elde etme ihtimalidir.

Garar çoğu zaman “cehalet” (bilinmezlik) ile birlikte anılır. Ancak aralarında fark vardır:

Cehalet: Mal var ama özellikleri bilinmiyor.

Garar: Malın elde edilip edilemeyeceği bile belli değil.

Bu yüzden her cehalet garar olmayabilir; ama garar daha ağır bir belirsizliktir ve çoğu zaman akdi geçersiz kılar.

Gararın bulunduğu yerler

Garar genelde iki yerde ortaya çıkar:

Akdin yapısında (sîga): Şartlı, bağlı veya iki farklı ihtimale açık satışlar. Örneğin: “Peşin 10’a, vadeli 15’e ama hangisi belli değil”

Akdin konusunda (malda): Malın ne olduğu belli değil. Türü, miktarı, vasfı bilinmiyor. Teslim edilip edilemeyeceği belirsiz. Henüz var olmayan bir şey satılıyor.

Bu tür belirsizlikler, taraflar arasında ihtilafa ve haksız kazanca yol açacağı için yasaklanmıştır.

Soruda verilen örneklerin değerlendirmesi

Verilen örnekler doğrudan klasik garar kapsamına girer:

“Bu arabayı satıyorum ama 1 ay ben bineceğim”, teslim zamanı ve kullanım hakkı belirsizdir, garar.

“Bu evi sana satarım ama sen de bana evini satarsın”, akid başka bir akde bağlanmış, belirsizlik ve bağımlılık var, garar.

“Sana bunu satarım ama sonra bana indirim yapacaksın”, geleceğe bağlı, net olmayan şart var, garar.

Bu tür şartlar akdi muallak (şarta bağlı) veya karışık hale getirir, bu da rızayı zedeler ve ihtilafa açık kapı bırakır.

Gararın akdi bozması için şartlar

Her belirsizlik akdi bozmaz. Fakihlere göre gararın etkili olması için: Akid karşılıklı menfaat içeren (ticari) olmalı, garar önemli (çok) olmalı, garar akdin asıl unsurunda bulunmalı, bu işlem için zorunlu bir ihtiyaç bulunmamalı.

Eğer belirsizlik küçükse veya ihtiyaç gereği kaçınılmazsa, bazı durumlarda tolere edilebilir.

Sonuç:

Garar yasağı, İslâm’ın ticarette koyduğu temel prensiplerden biridir ve şu ilkeyi korur: Kazanç; belirsizlik, aldatma ve risk üzerine değil, açıklık, rıza ve adalet üzerine kurulmalıdır.

Bu yüzden, belirsiz, şarta bağlı ve karmaşık akitler yasaklanır. Açık, net ve tarafları koruyan akitler geçerli sayılır.

Garar, ticarette “bilinmezlikten doğan haksız kazanç ihtimali”dir ve İslam hukuku bunu önlemek için detaylı bir sistem kurmuştur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun