Sahabenin tanımı nedir, kimlere "sahabe" denilir?

Sahabenin tanımı nedir, kimlere "sahabe" denilir?
Soru Detayı
- Peygamber Efendimiz (asm)'i hayatta iken görenlere "sahabe" diyoruz. Peki, uyuyan bir insana Peygamberimiz baksa, o kişi sahabe olur mu?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Âlimler "sahâbî"nin tanımı ile ilgili farklı görüşler beyan etmişlerdir. Hafız İbn-i Hacer el-Askalânî "El-İsâbe" adlı eserinde bu konuyu ele almış, bu konudaki sahih olan görüşleri açıklamış ve meseleyi uzun uzadıya incelemiştir. Biz ise onun incelemesinin özetini burada nakletmekle iktifa edeceğiz.

İbn-i Hacer (ra) diyor ki; sahâbî konusunda vâkıf olduğum en sahih tarif şöyledir:

"Sahâbî, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman (edip), iman ettiği hâlde kendisiyle bir araya gelen ve İslâm üzere ölen kişidir."

Tarifte yer alan; "Peygamberle bir araya gelen" ifadesinin genellemesine göre; sohbetinde uzun veya kısa bir süre mecliste bulunmuş olsun, O'ndan hadis rivayet etsin veya etmesin, O'nunla savaşa katılmış olsun veya olmasın, ancak yine meclisinde bulunmamış olsa dahi de bir defa görmüş olsun veya körlük gibi bir sebepten dolayı O'nu görmemiş olsun, dolayısıyla sadece onunla karşılaşmış olan bir kimseye de sahâbî denir.

Yine tarifte geçen "iman ettiği hâlde" ifadesine göre, bir kimse kâfir olduğu hâlde Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le karşılaşmış ve bilahare iman ettikten sonra Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le bir daha karşılaşmamış ise, "sahâbî" sayılmaz.

Yine tarifte geçen; "İslam üzere ölmüş" ibaresine göre; bir kimse Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le kendisine iman etmiş olarak karşılaşmış, ancak daha sonra -Allah korusun- mürted olmuş ve mürted olarak ölmüş ise yine "sahâbî" sayılmaz. Bu kabilden az sayıda bazı kimseler olmuştur. Öte yandan, bir kimse mümin olarak Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le karşılaşmış daha sonra mürted olmuş, daha sonra tekrar ölmeden İslâm'a dönmüş ise, ikinci bir defa karşılaşsın veya karşılaşmasın yine de "sahâbî"sayılır.

Buhârî'nin Hocası Ahmed bin Hanbel gibi muhaddisler ve bunlara tabi olan âlimler nezdinde tercih olunan en sahih görüşe dayanmaktadır. Bunun ötesinde diğer şâz görüşler de vardır. (El-İsâbe, 1/7-8)

Bu açıklamalardan sonra konuyla ilgili değişik tarifler ve değerlendirmeler şöyledir:

Sahâbînin tarifiyle ilgili bir bilgi olması bakımından yapılan tarifleri kısaca sıralayıp, en sonunda muhtar ve muteber olan görüşü vereceğiz.

1) Sahâbî: Uzun müddet Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir.(1) Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir.(2)

2) Sahâbî: Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor.(3) Ancak, bu durumda sahâbî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir.(4)

3) Sahâbî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir.(5)

4) Sahâbî: Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'i Müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir.(6)

5) Sahâbî: Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahâbî'dir.(7)

6) Sahâbî: Hz.Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur.(8)

7) Sahâbî: "Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman ederek onunla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, "elde ettiğim bilgilerin en doğrusu", dediği tarif budur.(9)

Buharî Hazretleri, Sahih'inde, Müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le sohbet eden veya O'nu gören Müslüman, sahâbî'dir."(10) diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve Müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.(11)

İbnu Hacer'in yaptığı bu tarife, “Onunla karşılaşan” ifadesi kullanılmak suretiyle, Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le beraberliği uzun müddet olan da girer, olmayan da. O'ndan rivayet eden de girer, etmeyen de. O'nunla beraber savaşa iştirak eden de girer, etmeyen de. O'nu gözüyle gören de, herhangi bir (a'malık gibi) sebeple onu görmeyen de sahâbî'dir.(12)

Tarifte geçen "Hz. Peygamber'e iman ederek" kaydıyla Hz.Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) zamanında kâfir olarak O'nu görse de sonradan Müslüman olsa ve bir daha mü'min iken Hz. Peygamber'i görmese, o kimsenin sahâbî olamıyacağı anlaşılır.(13) Kayser'in elçisi gibi.(14)

Hz.Peygamberi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) vefatından sonra henüz defnedilmeden cenazesini gören kimse de sahâbî sayılmaz. Ebu Züeyb Hüveylid b.Halid el-Huzeli gibi.(15)

İbnu Hacer'in yaptığı tarifte "Hz.Peygamber'e İman" şartı olduğu için, diğer peygamberlere iman ederek, Hz. Peygamber Efendimizi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gören Ehl-i kitap da sahâbî sayılmaz. Nitekim, Hz. Muhammed ile peygamberliğinden önce karşılaşanların durumu böyledir. İhtimalli bir durum olduğunu söyleyen ibnu Hacer, Rahib Bâhira ve benzerlerini misâl veriyor.(16)

Cinlerden ve meleklerden mükellef olanlar, Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman ederek onu görmüşlerse, onların da sahâbî olacağını söyleyen âlimlerimiz vardır.(17)

Bir kimse, Müslüman olarak, Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le karşılaşsa, sonra -Allah korusun- İslâm'dan dönse, eğer tekrar Müslüman olmadan ölürse o, sahâbîlikten çıkmıştır. Ancak tekrar İslâm'a dönerse, Rasûlüllah'ı görmeden ölse bile Müslüman olarak ölmek şartıyla sahâbîliği devam eder. Kurra b. Meysere, Esas b. Kays bu kabildendir.(18)

Bir kimsenin sahâbî olabilmesi için Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le temyiz yaşındayken buluşmuş olmasını şart koşanlar var ise de bülûğa ermesi şart değildir. Bu hususta bazı ihtilaflar vardır. Ancak Peygamberimizin torunları Hasan ile Hüseyin gibi pek çok sahâbînin bulunması, temyiz yaşının yeterli olduğuna bir delildir. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in, çocukken dua buyurduğu veya ağzına hurma vs. şeylerle tahnik yaptığı ve isim verdiği çocukların, sahâbîliği hususunda ihtilaf vardır.(19)

Ehl-i velayetten birinin, Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'i keşif yoluyla görmesi veya bir kimsenin O'nu rüyada görmesi, o kimseyi sahâbî yapmaz. Âlem-i şehadette görmek şarttır.(20)

Dipnotlar:

1.  Tedribu'r-Ravi, II/211; Umdetu'l-Kari, XVI/169; el-İsabe. I/8.
2.  Bu görüşü benimseyenler, sahabe kelimesinin lügâvi yönünü esas almışlardır. O zaman pek çok kimse sahâbî sayılmaz. Muhaddisler ise: "Bir an bile olsa, Peygamberimizi gören ve Müslüman olarak ölen sahabedir." diyorlar. Bk. (Umdetü'l-Kâri, XVI/169; el-isabe, I/8).
3. Tedribu'r-Ravi, II/211; el-Kifâye; 50-51; Umdetu'l-Kâri; XVI/169; el- Bâisü'l- Hasis, 152.
4. Umdetu'l-Kâri, XVI/169.
5. Tedribu'r-Ravi, II/212; Umdetu'l-Kâri,  XVI/169.
6. Umdetu'l-Kâri,  XVI/169.; el-isâbe, I/8; Tedribu'r-Ravi, II/212.
7. Umdetu'l-Kâri,  XVI/169; Tedribu'r-Ravi, II/212.
8. Tedribu'r-Râvi, II/213.
9.  el-İsâbe, I/7; Umdetul-Kâri/XVI, 169; el-Kifâye 151; Tedribu'r-Râvi II/210.
10. Buharî, Sahih, Fezail-i Ashabu'n-Nebî, 1, IV/188.
11. Umdetul-Kâri, XVI, 169.
12. el-İsâbe, I/7; Tedribu'r-Râvi, II, 210; Umdetul-Kâri, XVI, 169.
13. el-İsâbe a.y.
14. Tedribu'r-Râvi, II/209.
15. Tedribu'r-Râvi, a.y; el-Isâbe, I/8.
16. el-isâbe, I/7.
17. el-isâbe, a.y.
18. Ebu Hanife ve Şafii Hazretleri, araya giren irtidat hadisesinin sahâbîlik şerefini kaldırdığını, o şerefi kazanmak için tekrar Hz. Peygamber'i görmek gerektiğini ifade ediyorlar. bk. Tedribu'r-Râvi, II/209; el-İsâbe, I/8.
19. Tedribu'r-Râvi, II/209; el-İsâbe. I/7-9.
20. Fethu'l-Bari, XIV/136; Tedribu'r-Râvi, II/210.

İlave bilgi için tıklayınız: 

- ASHÂB (Sahabeler)

- Hiçbir velinin sahabelerin derecesine çıkamadığı yer yer tartışma konusu oluyor. Bu konuya açıklık getirir misiniz? 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR