Sahabe efendilerimizden Hz. Ebu Derda'ya, Efendimiz (s.a.s.)'in tembihlediği dokuz önemli şey nedir?

Tarih: 01.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Ebu Derdâ (ra), Peygamber (s.a.s.)'in kendisine dokuz önemli şey tavsiye ettiğini bildirir:

“1) Parça parça doğransan veya ateşte pişirilsen bile, Allah'a hiç bir şeyi ortak etme.

2) Kasden (özür olmaksızın) farz namazı asla terk etme; onu kasden terk edendenden Allah'ın himayesi kalkmış olur.

3) Asla şarap içme; çünkü o, her kötülüğün anahtarıdır.

4) Ana-babana itaat et.

5) Yerinden çıkmanı emrederlerse (çıkmana izin verirlerse), onların rızasını kazanmak için çık.

6) Kendini haklı zannetsen bile, başındaki  idarecilerle çekişme (onlara,  Müslüman oldukları sürece karşı çıkma).

7) Arkadaşların kaçsa ve helak dahi olacak olsan, sen muharebeden kaçma.

8) Zenginliğinden ailene yedir ve harca.

9) Ailene kırbacını kaldırma; onları Aziz ve Celîl olan Allah hakkı için korkut.”
(Buhari, el-Edebü’l-müfred, 9)

Hadîs-i şerîfteki dokuz tavsiye kısaca şöyle açıklanır:

1. Küfürden, imansızlıktan, Allah'a ortak koşma günahından daha büyük bir günah olmadığından ve böyle bir cinayet üzere ölmüş bulunan kimse, ebedî olarak cehennemde kalacağından, ne pahasına olursa olsun böyle bir günahı işlememek icâb eder. Kalben ve arzu ile bu günahın irtikâbına yol yoktur. Ancak kat'î bir ölüm tehlikesi karşısında kalben değil de, yalnız lisan ile küfür kelimesi söylenebilir. Söylemeden öldürülse, şehid olur. İşte ebedî hüsrana düşmemek için Hazreti Peygamber (asm) en çetin şartlar altında dahi, küfre varmamayı tavsiye buyuruyor.

2. Farz namazlar, ibadetlerin esası olup, fenalıklardan alıkoydukları cihetle bunlara devamın önemi aşikârdır. Unutma ve ağır hastalık gibi özürler dışında farz namazlar terk edilmez. Farzı, hiçbir mazereti yokken bile bile terk edenden Allah'ın rahmeti ve himayesi kalkar.

3. Şarap her fenalığın anası olarak gösterilmiştir. Şarabın Arapça’sı “Hamr”dır ki, aklı gideren şey demektir. Bu itibarla aklı gideren, insanı sarhoş eden her içki şarap hükmündedir. Her hayırlı iş akıl sayesinde meydana getirildiğinden, aklın yok olması halinde de her fenalığa kapı açılmış olur. Bu bakımdan şerefli bir mevkii olan hem aklı korumak, hem de cemiyet içerisinde fenalıklara sebebiyet vermemek için Peygamberimiz (asm) asla şarap içmemeyi tavsiye etmişlerdir.

4. Ana-babaya itaat etmek ve onlara iyilikte bulunmak, rıza ve dualarını kazanmak gerekir. Abdullah b. Mes'ud anlatmış ve şöyle demiştir: “Peygamber (sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e sordum ki, amellerin hangisi, şanı aziz ve yüce olan Allah'a daha sevgilidir?                             

Buyurdular ki: "Müstahab olan) vaktinde namaz kılmak." Sonra hangisidir, dedim. "Sonra, ana-babaya iyilik etmek" dedi. Sonra hangisidir, dedim. "Sonra, Allah yolunda cihad etmektir." dedi. (bk. Müslim, İman, 13, 138)

Namazın hakkını koruyan, ana-babaya da saygıda bulunur, onlara iyilik eder. Ana-babanın evlâd üzerindeki büyük haklarına karşılıkta bulunmayan kimse, başkalarına çok az iyilik ve itaat eder.

“Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Bununla beraber, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için sana emir verirlerse, artık onlara (bu hususta) itaat etme. Akıbet banadır dönüşünüz. Ben de işlemiş olduğunuz amelleri size haber vereceğim.  (iyi-kötü karşılığını göreceksiniz).”  (Ankebut, 29/8)

Bu âyet-i kerîme, Allah'a isyan olmayan şeylerde ana-babaya itaati ve onlara iyilik yapmayı kesin olarak emrediyor. Ana-babaya itaatin zıddı, onlara fenalık yapmaktır ki, bu haramdır ve büyük günahlardan sayılmıştır. Ana ve baba, çocuklarını terbiye ederler ve yetiştirirler, ihtiyaçlarını karşılarlar ve onları yedirir içirirler. Bir mükâfat ve karşılık beklemeksizin bin bir çeşit selâmete çıkarmak için didinirler, her türlü fedakârlığa katlanırlar. Bu hal karşısında evlâd, eğer onların hizmetinde bulunmaz, hürmet ve içten gelen sevgi ile onlara iyilik etmezse, Allah'ın emretmiş olduğu vazifeyi yapmış olmaz.

5. Ana-babanın izni olmadıkça başka memlekete göç etmek, sefere çıkmak doğru değildir. Hatta anne ve babanın şiddetli bir ihtiyaç ve ızdırap çekecekleri bir durum varken, hacca gitmekten evlâdlarını alıkorlarsa, günahkâr olmazlar. Tehlike olmadığı takdirde izinsiz ilim tahsiline de gidilebilir.

6. İslâm kaidelerine aykırılığı gerçek olan bir kötü iş görmedikçe idarecilerle çekişmeyi, memuriyet için çırpınmayı, idarecilere karşı çıkmayı Peygamberimiz (asv) yasaklamışlardır. Fakat Islâmî bir gerçek ihlâl edildiği takdirde, hakkı söylemek bir vazifedir. Güç miktarınca da, küfür hali üzerinde bulunanlara karşı çıkılır.

7. Muharebeden kaçmanın İslâm'a ve Müslümanlara çok büyük zararı dokunduğundan büyük günahlardan sayılmıştır. (Buhari, el-Edebü’l-müfred, 4) Bozgun ve paniğe sebebiyet vermekle işi mağlûbiyete kadar götürür. İslâm'ın İzzet ve şevketini kırar. İslâm için zillet ve perişanlık vesilesi olan muharebeden kaçmak fiili de böylece yasaklanmıştır.

8. Bir insan, ailesine, çoluk-çocuğuna sahip olduğu zenginlikten harcamalıdır. İsraf olmayacak şekilde, terbiyelerine, yiyip içmelerine ve giyimlerine harcamalı, onları dar durumda bırakmamalıdır. Cenab-ı Hak, bir kuluna vermiş olduğu nimetin eserini, onun üzerinde görmek ister. İmkânlar nispetinde, cimrilik göstermeden ve israf yapmadan ehline harcamalıdır.

9. Bu hadîs-i şerifte aileye karşı kırbacı kaldırmamayı, yani zevce, evlâd ve hizmetçileri dövmemeyi Peygamberimiz (asm) tavsiye buyuruyor. Bazı rivayetlerde de “Ailenizden kırbacı kaldırmayın” çeklinde ifade vardır. Her iki halde de izahı mümkündür.

Birinci rivayete göre, haklı  bir sebepten dolayı olsa bile, aile efradını dövmek hayırlı ve iyi bir iş değildir. İşin akıbetinden korkutmak ve bağışlamak en doğru bir yoldur.  İkinci rivayete göre, zarar vermeden dövmenin cevazı bahis konusu olur. En son çare olarak dövme olabilir ve ailedeki otorite bu yol ile sağlanabilir. Burada da hududu aşmamak gerekir.(1)

Ayrıca Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

 

"Rabbim bana dokuz şey emretti:

    *  Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkma(mı),
    *  Öfke ve rıza halinde de adaletli söz (söylememi),
    *  Fakirlikte de zenginlikte de iktisad (yapmamı),
    *  Benden kopana da sıla-ı rahm yapmamı,
    *  Beni mahrum edene de vermemi,
    *  Bana zulmedeni affetmemi,
    *  Susma halimin tefekkür olmasını,
    *  Konuşma halimin zikir olmasını,
    *  Bakışımın da ibret olmasını,
    *  Ma'rufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi."
(2)

Kaynak:

 1. bk. A. Fikri YAVUZ, İmam Buhari’nin Derlediği Ahlak Hadisleri (Edeb-ül Müfred), Sönmez Neşriyat: 1/26-27)

 2. Bu rivayeti Rezin el Abderi tahric etmiştir. bk. Kütüb-i Sitte Muhtasarı ve Şerhi, 16/317.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun