Rahmani uyarı nedir?

Soru Detayı

- Rahmani uyarı hakkında bilgi verir misiniz?
- Rahman neden uyarır?
- Rahman ne ile uyarır ve kimleri uyarır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Rahmani uyarı, Rahman olan Allah tarafından yapılan uyarıdır.

Bu uyarılar, açık vahiy olan Kur'an’la, zımni vahiy olan sünnet / sahih hadislerle yapıldığı gibi, kalbin iletişim hattıyla sağlanan ilham ile de olur.

- Uyarı, zararlı şeylerden sakındırmak için uyarılan kişiye yapılan ilahi bir lütuftur.

“Aman dikkat et, boynunda akrep dolaşıyor!” diye bizi uyaran bir kimseye karşı ne kadar memnun ve minnettar oluyorsak, dünya ve ahiretle ilgili zararlar konusunda bizi vahiy ve ilhamla uyaran Rabbimize karşı da -ama binler kat daha fazla- memnun ve minnettar olmamız gerekmez mi? 

- Rahman olan Allah dinleri için göndermiştir?

Dinlerin gayesi, insanların dünya ve ahiret saadetine ermelerini sağlamaktır. Özellikle İslam dininin bütün insanları kapsayan ve kıyamete kadar geçerli olan evrensel mesajları vardır.

Denilebilir ki, bu mesajların muhtevası prensip olarak iki temel esasa dayanır:

Biri, insanları hak yola sevk etmek için onlara doğru yolun güzelliklerini göstermek ve güzel mükafatları müjdelemek.

İkincisi, insanları yanlış yollardan alıkoymak için, onlara bu yolların çirkinlikleri ders vermek ve bu yolda başa gelecek maddi-manevi zararlar konusunda uyarılarda bulunmak.

Konuyla ilgili Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadelerine de bakalım:

“Çok tenbellerden ve târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı Hakk'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'an’da çok şiddet ve ısrar ile ibadeti terkedeni zecredip (azarlayıp) cehennem gibi dehşetli bir ceza ile tehdid ediyor. İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'aniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı, nihayet şiddeti gösteriyor?"

"Elcevab: Evet Cenab-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın, manen hastasın. İbadet ise, manevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde isbat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi' ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar manasız olduğunu anlarsın” (bk. Asa-yı Musa, s. 171)

Cevap 2:

Nice bela, musibet ve hastalıklar da görünüş olarak sıkıntılı ise de gerçekte Rahman’ın birer hediyesi, birer ikramı, birer ihsanı, birer uyarısıdır.

Bir Müslüman için tesadüfe dahi tesadüf edilmediğinden, musibetler, belalar, hastalıklar bazı hikmetler dahilinde Şafi-i Hakiki tarafından insana gönderilen bir hediye, bir ihsan veya bir ikaz olarak telakki edilir.

Gerçi Sonsuz Kudret sahibi olan Allah isteseydi musibetsiz bir hayatı, cennette olacağı gibi, insana ihsan edebilirdi. Ancak bu dünyada cereyan eden hastalık gibi musibetlerin Allah'ın isimlerine bakan yönü var.

Nitekim kainatın yaratılmasındaki maksatlardan biri Esma'yı görmek ve göstermek olduğundan, musibetlerin bu gayeye yönelik neticeleri önemlidir.

Bu anlamda Rezzak ismi açlığı gerektirdiği gibi Şafii ismi de hastalıkları ister. Yani ancak hastalığın varlığında onları iyileştirerek Şafii olduğunu göstermiş olur.

Bu noktaya işaret etmek için, iyileşmek fiilinin karşılığı İslami bir terim olarak şifa bulmaktır. Çünkü şifa Şafii'yi hatırlatır.

Hastalıklar, musibetler, insanın firavunluğunu kırarak ona kulluğunu hatırlatır ve Rabbinin dergahına acz ve fakrını vesile yaparak ilticaya mecbur eder.

Demek ki, Kur'an talebesinin gözünde, dini olmayan musibetler bir ihtar-ı Rahmani, bir ikaz, bir iltifat-ı Rabbani, bir hediye-i Rabbani veya günahlarına kefarettir.

Dolayısıyla Müslüman, musibete maruz kaldığında bile bu noktaları düşündüğünden halinden memnundur, hayatından lezzet alır ve Rabbine şükreder.

Hastalık, kazandırdığı sevaplarla ömür sermayesini kazançlı kılar. Sıhhat belasıyla gaflete düşenlere mukabil hastalıkla ahiretini düşünenler için hastalık bir ihsan-ı ilahi, bir hediye-i Rabbanidir.

O halde ey insan:

- Geçmiş sıkıntılı günler gitmiş ve yerlerine ruhunda elemin bitmesiyle lezzet izleri bırakmışlar. O halde geçmiş sıkıntılarını düşünüp eseflenme belki sana sevap kazandırdığı için şükret.

- Dünya zevkini hastalık dolayısıyla kaybettiğini düşünüp ıstırap çekme. Madem dünyanın zevki ve lezzeti devam etmiyor. Onu kaybettiğinden ağlama.

- Hastalık sıhhat nimetinin lezzetini tattırır; çünkü ancak hastalıktan şifa bulanlar bu lezzeti tadabilir.

- Hastalığın ölümle neticeleneceğinden endişelenme. Çünkü ölüm gerçekte hayat külfetinden bir terhis, ubudiyetten bir paydos, dost ve akrabaya kavuşma vasıta, hakiki vatana ve ebedi saadet yeri olan cennete bir davettir.

- "En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyileri en kamilleridir." (bk. Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel, I/172, 174) hadisin manasına mazhar olduğun için şükret.

- Şafii-i Hakiki, yeryüzü eczahanesinde her derde bir deva halk etmiştir. İnsanların keşfedip terkip ettiği bu ilaçları almak ve kullanmak meşrudur. Ancak tesiri ve şifaya doğrudan doğruya Cenab-ı Hak'tan bilmek gerektir.

- Hastalık nasıl insanların şefkatinin celbine vesiledir, aynen öyle de Halık-ı Rahimin rahmetinin celbine vasıtadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.086 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun