Peygamberimizin (asm) dedesinin iman durumu nedir; putlara tapmış mıdır?

Tarih: 06.04.2012 - 08:44 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) her yönden olduğu gibi, aile, asalet ve nesep bakımından da insanların en üstünü, en faziletlisi, en muhteremi ve en seçkini idi.

Bir seferinde sahabe-i kiram, kendisine nesebini sordular. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şu cevabı verdi:

“Cenab-ı Hak mahlûkatı yarattı ve beni en hayırlılarından kıldı. Sonra iki milletten (Arap ve Arap olmayan) en hayırlısından kıldı. Sonra kabileleri ayırdı ve beni en hayırlı kabileden (Kureyş’ten) kıldı. Sonra aileleri ayırdı, beni de en hayırlı aileden kıldı. Ben şahıs olarak da, aile olarak da insanların en hayırlısıyım.”1

Bu hususta Sahih-i Buharî’de şu hadis-i şerif kayıtlıdır:

“Ben devirden devire, aileden aileye intikal ile seçilerek Âdemoğulları soyunun en temizinden naklolundum. Sonunda şu içinde bulunduğum Hâşimî câmiasından neş’et ettim (dünyaya geldim).”2

Peygamber Efendimizin (a.s.m.) ecdat ve atalarının hepsi de asil, temiz ahlâklı, dürüst kimselerdi, Tevhid dinine bağlı insanlardı. Peygamberimizin (a.s.m.) hayatını ve mücadelesini anlatan siyer kitaplarında genişçe kaydedildiği gibi, Peygamberimizin (a.s.m.) nurunun intikal şekli Hz. İsmail (as)’den başlar, sonra Kinâne’den Kureyş’e, Kureyş’ten Haşimoğullarına kadar gelir. Bu tertibin uzaktan yakına doğru geldikçe terakki ettiği görülür.

Tabakatü’l-Kübrâ sahibi İbni Sa’d, Peygamberimizin (a.s.m.) anneleri hakkında da şu bilgiyi verir:

“Resul-i Ekremin (a.s.m.) beş yüz kadar büyükannesini tespit ettim. Bunların hiçbirisinde Cahiliye devri ahlâksızlıklarından ne bir zinaya, ne de başka bir kötülüğe rastlamadım.”3

Yine siyer kitaplarında yer aldığına göre, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) dedelerinin ve büyük annelerinin İbrahim Aleyhisselâmın dini olan Hanîf dini üzerinde bulundukları rivayet edilir ki, hiçbirisinin şirkin çirkinliklerine bulaşmadıkları bildirilir. Çünkü Cenab-ı Hak insanların içinden seçtiği, kendine dost ve elçi olarak kabul ettiği bir insanın neslini her türlü kötülüklerden koruyacak, ona hususi lütuf ve keremini ihsan buyuracaktır.

Peygamber Efendimizin (a.s.m.) büyük annelerine gelince; babaannesinin ismi Fâtıma, anneannesinin ismi de Berre idi. Dayılarına Adiy bin Neccaroğulları denmektedir. Peygamberimizin (a.s.m.) büyük anneleri, onun peygamberlik zamanına yetişemediler, dolayısıyla İslâmiyetle müşerref olamadılar. Fakat onlar Hanîf dini üzerinde yaşamışlar, Mekke müşriklerinin düştüğü putperestliğe bulaşmamışlardır.

Abdulmuttalib ahirete, ahiret ceza ve mükâfatına inanır;

"Vallahi, şu dünyanın arkasında bir dünya daha vardır ki, iyilik edenler orada iyiliklerinin mükâfatını görecekler, kötülük edenler de orada kötülüklerinin cezasını çekeceklerdir!" derdi.4

Peygamber Efendimizin (a.s.m.) annesi Âmine, babası Abdullah ve dedesi Abdülmuttalib’in imanı hakkında kendisine sorulan bir sual vesilesiyle, Bediüzzaman şu kısa izahı getirir:

“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın peder ve valideleri ehl-i necattır ve ehl-i Cennettir ve ehl-i îmandır. Cenab-ı Hak, Habib-i Ekreminin mübarek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini elbette rencide etmez.”5

Yani; Peygamber Efendimizin (a.s.m.) baba ve anneleri kurtuluş ehlidir, Cennet ehlidir ve iman ehlidir. Cenab-ı Hak Sevgili Habibinin mübarek kalbini ve o kalbin taşıdığı şefkati elbette rencide etmez.

Dipnotlar:

1 Tirmizî, Menâkıb: 1.
2 Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, 9: 272.
3 İbni Sa’d. Tabakat, 1: 60.
4 Şehristâni, el-Milel ve'n-nihâl, c. 2, s. 240.
5 Mektubat, s. 361.

(Mehmed Paksu, Aileye Özel Fetvalar)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun