Panenteizm ve diğer tanrı tasavvurları hakkında genel bilgiler verebilir misiniz?

Soru Detayı

- Deizm, pantezim ve panenteizm gibi tanrı-evren münasebetini izah eden modeller hakkında genel bilgiler almak istiyorum.
- Deizm ve panteizm reddiyelerini okudum, bir benzer reddiyeyi de panenteizm için rica ediyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Panteizm: Evrenin bütününü "tanrı" olarak kabul eden felsefi görüştür. Panteizmde, her şey Tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.

- Spinoza ağırlıklı panteizm algılayışına göre, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı-evren-insan ayırımı yoktur, böyle bir ayrım aklın yanılsamasıdır. Tanrı bilimsel olarak; Tanrı, evren ve insan; birdir, aynıdır. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, herhangi bir yaratmadan da söz edilemez.

- Spinoza'nın bu görüşü, ailesinin göç ederek ayrıldığı Endülüs İspanya'sındaki ünlü mutasavvıf Muhyiddin İbn Arabi'nin etkisiyle oluşmuştur. Bilindiği gibi, İbn Arabî'nin görüşü "Vahdet-i Vücud" olarak ileri sürülmüştü. Ancak birçoklarının sandığının aksine, Spinoza'nın panteizmi ile İbn Arabî'nin Vahdet-i Vücut anlayışı birbirinin aynı değildir. Spinoza'da, Tanrı evrendedir ve evren kadardır. İbn Arabî'de ise Evren, Tanrı'dadır ve bu durum Tanrı'yı sınırlamamaktadır.

- Aslında İbn Arabi, vahdet-i vücuda inanır. Ona göre, asıl varlık Allah’ındır, o vacibu’l-vücuttur. Diğer bütün varlıklar, onun isim ve sıfatlarının tecellisi ve fiilleridir. Bu sebeple bağımsız olarak varlığı söz konusu olan yegâne varlık Allah’ın varlığıdır. Diğer bütün varlıklar Allah’ın varlığına bağımlı olarak vardır.

Oysa  pantesitler ise, vahdet-i mevcuda inanır.  Yani varlık değil, var olanların birliğine inanırlar. Bu görüşe göre, yaratıcı yoktur, her şey yaratıcıdır ve yaratıcı her şeydir. Dolayısıyla gerçek bir aşkın yaratıcı yoktur.

- Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadeleri de konumuza ışık tutmaktadır:

“...Nasılki teşbihat ve temsiller, havassın elinden avamın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telakki edilir. Öyle de vahdet-ül vücud mes'elesi gibi hakaik-i ulviye, ehl-i gaflet ve esbab içine dalan avamlara girse, tabiat telakki edilir ve üç mühim zarar verir: Vahdet-ül vücudun meşrebi, Cenab-ı Hak hesabına kâinatı âdeta inkâr etmek iken, avama girdikçe; gafil avamlara, hususan maddiyyun fikirleriyle âlûde olan fikirlere girdikçe, kâinat ve maddiyat hesabına uluhiyeti inkâr yoluna gider.” (Daha fazla bilgi için, bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, s. 272)

Panenteizm:  Panteizmde olduğu gibi  panenteizmde de evrenin kendisinin Tanrı olduğuna inanılır. Panteizmden farklı olarak ilk devindirici olan (eşyanın varlık sahnesinde yer alması için, kudretiyle varlığı var edip harekete geçiren) tanrının evren ve tüm varlıkları özünden yarattığı ve evrene aşkın, evrenin bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır. Panteizmde her şey Tanrı'dır.

Panenteizmde ise, her şey Tanrı'dan sudur etmiştir (oluşmuştur). Ruhun tek amacı, oluştuğu Tanrı'ya dönmektir. Bunun da yolu tek evrensel yasa olan evrim/tekamül'den geçmektir. Somut anlamda tanrının bütünleştiği evrenin ve varlıkların, evrim ile diyalektik olarak değiştiği ve geliştiği, gelişimini tamamladıktan sonra dönüşün yine ezeli ve ebedi olan tanrıya olacağı bu geri dönüşte tekamülünü tamamlayan ruhların da tanrıya kavuşacağına inanılır. Panenteizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel, hem tümel; hem neden, hem sonuçtur.

- Panenteizm, tamamen bir cehl-i mürekkebin kombinasyonudur: Tanrı hem mutlaktır hem görelidir; hem tikeldir hem tümeldir; hem zamanın içindedir hem zamanın dışındadır; hem nedendir hem sonuçtur. Tanrı hem ezeli ve ebedidir hem -sonradan yaratılan- zamanın içindedir...

Çelişkilerle dolu saçmalığın bu kadarına da pes  doğrusu!..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun