İyilik ve ikram gören kimse Müslüman mı oluyor?
- Bir hadiste okumuştum: Peygamber Efendimiz (asm) yeni Müslüman olan birisine iki dağ arasını dolduran koyunlar vermiş. Bu olayın aslı var mı?
Değerli kardeşimiz,
Hz. Enes (ra) şöyle dedi:
ما سُئِلَ رسُولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم عَلَى الإِسْلامِ شَيئاً إِلا أَعْطاه ، وَلَقَدَ جَاءَه رَجُلٌ فَأَعطَاه غَنَماً بَينَ جَبَلَينِ ، فَرَجَعَ إِلى قَومِهِ فَقَالَ : يَا قَوْمِ أَسْلِمُوا فَإِنَّ مُحَمداً يُعْطِي عَطَاءَ مَنْ لا يَخْشَى الفَقْرَ ، وَإِنْ كَانَ الرَّجُلُ لَيُسْلِمُ مَا يُرِيدُ إِلاَّ الدُّنْيَا ، فَمَا يَلْبَثُ إِلاَّ يَسِيراً حَتَّى يَكُونَ الإِسْلامُ أَحَبَّ إِلَيه منَ الدُّنْيَا وَمَا عَلَيْهَا
Hz. Resûlullah (asm), İslâm için kendisinden ne istenirse onu mutlaka verirdi. Hele bir keresinde yanına gelen bir adama iki dağ arasını dolduran bir koyun sürüsü verdi... Adam kabilesine dönünce:
- Ey milletim! (Koşun) Müslüman olun. Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikrâm ve ihsanlarda bulunuyor, dedi.
(Hadisin râvisi Enes diyor ki), kimileri sırf dünyalık elde etmek için Müslüman olurlardı. Fakat çok geçmeden Müslümanlık onların gözünde, dünyadan ve dünya üzerindeki her şeyden daha değerli hale gelirdi. (Müslim, Fezâil 57-58)
Hadisimiz Hz. Peygamber’in (asm), gerektiğinde insanların zengin veya fakir olduklarına bakmaksızın onlara ne kadar cömert davrandığını göstermektedir. Aslında Müslim’in bir başka rivayetinde (Fezâil 59) açıklandığı üzere, Efendimiz’in kendisine iki dağ arasını dolduracak kadar çok koyun verdiği kişi, Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olmuş ve fakat Huneyn ve Tâif savaşlarına müşrik olarak katılmış bulunan Safvan İbni Ümeyye idi.
Safvân, mal düşkünü biri olup kalpleri İslâm’a ısındırılması uygun görülen kimselerdendi. Hz. Peygamber (asm) bu gibi kimselere, Huneyn ganimetlerinden, onların akıllarından bile geçiremeyecekleri ölçüde ikramda bulunmuş, onlar da bu ikram karşısında İslâm’a olan düşmanlıklarından vazgeçmek zorunda kalmışlardı. Âlemlere hidayet ve rahmet vesilesi olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz, herkesin derdine göre tedavi uygulamış, insanların yepyeni bir İslâm kimliği kazanmalarına yardımcı olmuştur.
Peygamber Efendimiz’in (asm), bağışta bulunurken mutlaka iyi Müslüman aramaması, olaya insanların İslâm’a kazanılması açısından yaklaşması dikkat çekicidir. Demektir ki, farz olan zekât dışındaki ikram, ihsan ve yardımların henüz Müslüman olmayan kalpleri kazanılması düşünülen kimselere, onların kalplerini kazanacak ölçü ve miktarlarda verilmesi, yetkililerin takdirlerine kalmış bir uygulamadır.
Günümüzde de kalpleri İslâm’a ısındırılması halinde, toplumun muhtelif kesimlerinde etkili olabilecek kimseler için böyle bir uygulama düşünülebilir. Özellikle, her türlü insan kazanma yöntemlerinin dünya çapında uygulandığı bir dönemde Müslüman sermayenin, böyle bir yola girmesi, Hz. Peygamber (asm) devrindeki uygulamayı yeniden canlandırma anlamına gelir.
Özetle:
- Hz. Peygamber (asm), yokluk ve fakirlik korkusu duymayacak derecede cömertti.
- O, iyiliği sadece iyilere yapmaz, iyi olmasını umduğu ve beklediği kimselere de yapardı.
- Her insana, kendi anlayışına göre nüfuz etmeye bakmak gerekir.
- İyilik ve ikram, insanların kalplerini kazanmakta en etkili yollardan biridir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet