İnsanları nasıl deştiririm?

Tarih: 14.09.2026 - 09:45 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanları değiştirmek bizim görevimiz değildir. İnsan, kendisi değişmeyi istemedikçe zorla düzeltilmeye çalışılsa bile bu değişim kalıcı olmayabilir. Çünkü kişi, üzerinde baskı kalktığında yine kendi tercih ettiği davranışlara dönebilir.

Bu sebeple bizim asıl görevimiz, insanı zorla değiştirmeye çalışmak değil, onun değişmeyi istemesine yardımcı olmaktır. İnsan değişmeyi ister, yönelir ve gayret eder; Allah da onun bu iradesini ve gayretini yaratıp değişimini gerçekleştirebilir.

Aslında bu soruyu, “İnsanları değiştirmeye mi aday olacağız, yoksa önce kendimizi düzeltip sonra başkalarına güzel bir şekilde tavsiyede mi bulunacağız?” şeklinde sormak daha uygun olabilir.

İslam’ın bize öğrettiği ölçü, insanları zorla değiştirmek değil; tebliğ etmek, güzelce anlatmak, örnek olmak ve sonucu Allah’a bırakmaktır. Allah Teâlâ Peygamberimize hitaben şöyle buyurur:

“Şüphesiz sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah dilediğine hidayet verir.”
(Kasas, 28/56)

Bu ayet, insanın başka bir insanın kalbini zorla değiştiremeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Peygamber Efendimiz (asm) bile çok sevdiği insanların hidayete ulaşmasını arzu etmiş, fakat onların kalplerine hidayeti kendisi yerleştirememiştir.

Öyleyse bizim görevimiz insanları değiştirmek değil, değişime vesile olmaya çalışmaktır. Biz doğruyu anlatırız, güzel söz söyleriz, yaşayışımızla örnek oluruz ve nasihatte bulunuruz. Fakat kişinin kalbine imanı ve değişme iradesini yerleştiren Allah’tır.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra‘d, 13/11)

Burada da önemli bir ölçü vardır: Değişimin başlangıcında insanın kendi iradesi ve yönelişi bulunur; yaratılması ve gerçekleşmesi ise Allah’ın kudretiyledir.

Mesela sigarayı bırakmak isteyen bir insan düşünelim. Ona nasihat edebilir, zararlarını anlatabilir, bırakması için destek olabiliriz. Fakat onun yerine irade edip sigarayı bırakamayız. Kararı o verecek, gayreti o gösterecek; Allah da dilerse bu değişimi onun hayatında yaratacaktır.

Aynı şekilde namaza başlamasını istediğimiz bir yakınımıza sürekli baskı yapmak yerine, namazın güzelliğini anlatabilir, onu kırmadan teşvik edebilir ve kendi hayatımızla namazın insana kattığı güzelliği gösterebiliriz. Belki bizim bir sözümüz, bir davranışımız veya samimiyetimiz onun kalbinde bir kapı açar. Fakat o kapıdan girmeyi ve hidayete ulaşmayı yaratan Allah’tır.

Bu yüzden Müslümanın tavrı “Seni ben değiştireceğim” değil, “Ben üzerime düşeni yapacağım; seni Allah’a emanet edeceğim” olmalıdır.

Peygamberimizin görevi de insanları zorla değiştirmek değil, tebliğ etmek ve uyarmaktı. Allah şöyle buyurur:

“Sen ancak bir öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.” (Ğaşiye, 88/21-22)

Dolayısıyla önce kendimizi değiştirmeye ve düzeltmeye, ardından güzel bir üslupla başkalarına tavsiyede bulunmaya çalışmalıyız. Çünkü insanlara tesir etmenin en güçlü yollarından biri, söylediğimizi önce kendi hayatımızda göstermektir.

Bizim vazifemiz tebliğ, nasihat, güzel örneklik ve gayrettir. İnsanların değişmesi için onları zorlamak değil, değişme iradelerini desteklemek ve hayra yönelmelerine yardımcı olmaktır. Hidayet ve netice ise Allah’tandır. Biz tohumu eker, sular ve bakımını yaparız; fakat onu yeşerten ve büyüten Allah’tır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun