Allah otizm ve down sendromunu neden yaratır, hikmetsiz mi?
Otizm, down sendromu ve başka farklı doğan çocukları görüyoruz. Onlar için şifa diliyoruz. Bu yanlış mı? Onların yaratılmaları sebepsiz yani hikmetsiz mi? Allah hikmetsiz iş yapar mı?
Değerli kardeşimiz,
Hayır. Allah'ın yaptığı hiçbir iş abes, boş veya hikmetsiz değildir. İnsanların bütün hikmetleri kavrayamaması, o işin hikmetsiz olduğu anlamına gelmez.
Yaratmada kusur ve abes (hikmetsizlik) yoktur.
Yaratıcı Allah, fakat sorumlu olduğumuz durumlarda bizim de etkimiz var, kusurlarımız, beslenmemiz, genetik gibi bazı hastalık ve anormalliklere sebep teşkil eder.
Bu çerçevede otizm, Down sendromu veya başka doğuştan gelen farklılıkları olan insanların yaratılması da sebepsiz ve anlamsız değildir. Onların da yaratılışında Allah'ın bildiği birçok hikmet bulunur. Kimi zaman bu durum, o kişinin imtihanının bir parçası olur; kimi zaman ailesi ve çevresi için sabır, merhamet ve fedakârlık vesilesi olur; kimi zaman da toplumun vicdanını ve insanlığını ortaya çıkaran bir imtihan hâline gelir.
Öte yandan, bir çocuğun bazı sağlık sorunlarıyla doğmasında genetik sebepler, çevresel etkenler, anne-babanın sağlık durumu ve benzeri birçok maddi sebep de rol oynayabilir. Allah kâinatta sebepler yaratmış ve olayları çoğu zaman bu sebepler üzerinden meydana getirmektedir. Ancak sebeplerin varlığı, yaratmanın Allah'a ait olduğu gerçeğini değiştirmez.
Bu nedenle böyle kimseler için şifa dilemekte hiçbir yanlışlık yoktur. Nitekim hastalık da şifa da Allah'ın takdirindedir. Bir insanın durumunda hikmet bulunması, onun için sağlık ve afiyet istemeye engel değildir. Nasıl ki diğer hastalar için dua ediyorsak, otizmli, Down sendromlu veya başka sağlık sorunları bulunan kişiler için de şifa, kolaylık ve hayır dua etmek güzeldir. Hikmet başka, şifa istemek başkadır; ikisi birbiriyle çelişmez. Allah hem hikmet sahibidir hem de Şafi'dir; kullarına şifa vermeye de kadirdir.
Kısacası, yaratılışta kusur veya hikmetsizlik yoktur. Bizim bir hikmeti tam anlayamamamız, onun bulunmadığını göstermez. Allah'ın yaratmasında abesiyet yoktur; her şey O'nun ilmi, hikmeti ve rahmeti çerçevesinde meydana gelir.
Diğer taraftan, musibetler, hastalıklar ve zorluklar sadece bir eksiklik veya ceza değildir; sabır, şükür, merhamet ve kulluğun ortaya çıkmasına vesile olan imtihanlardır. Elbette her olayın bütün hikmetlerini yalnız Allah bilir; ancak bazı muhtemel hikmetler şunlardır:
Hastalık veya engel ile yaşayan kişi için
Sabır göstermesi hâlinde sevap kazanmasına vesile olur.
Günahlarının affına ve manevî derecesinin yükselmesine sebep olur.
Allah'a yönelme, dua etme ve O'na güvenme duygusunu güçlendirir.
Dünya hayatının geçiciliğini daha iyi kavramasına vesile olur.
Ahirette özel mükâfatlara nail olmasına sebep olur.
İnsanlara örnek olacak bir metanet ve teslimiyet sergilemesine vesile olur.
Kendisine gösterilen sevgi, şefkat ve yardımların hayra dönüşmesine vesile olur.
Anne-baba ve yakınları için
Sabır, fedakârlık ve merhamet duygularını geliştirir.
Karşılıksız sevmenin ve hizmet etmenin değerini öğretir.
Aile fertlerini birbirine daha fazla kenetler.
Allah'a tevekkül ve teslimiyet duygusunu artırır.
Yapılan bakım, emek ve hizmetler sebebiyle sevap kazanmalarına vesile olur.
Nefis terbiyesine ve bencilliğin azalmasına katkı sağlar.
Şükür duygusunu güçlendirir; sahip olunan nimetlerin kıymetini daha iyi fark ettirir.
Toplum için
Merhamet, yardımlaşma ve dayanışma duygularını canlandırır.
İnsanlara engelli veya farklı bireylerin de Allah'ın kulları olduğunu hatırlatır.
Toplumun vicdanını, ahlakını ve insanlık seviyesini ortaya çıkaran bir imtihan olur.
İnsanları kibirden uzaklaştırıp tevazuya yöneltir.
Sosyal destek, eğitim ve bakım hizmetlerinin gelişmesine vesile olur.
Ahiret açısından
Sabırla karşılanan sıkıntılar büyük ecirlere vesile olur.
Günahlara kefaret olur.
Kişinin Allah katındaki derecesinin yükselmesine sebep olur.
Hizmet edenlerin, bakım verenlerin ve destek olanların sevap kazanmasına vesile olur.
Allah rızası için gösterilen her sabır, fedakârlık ve merhamet ahirette sonsuz karşılığını bulur.
Böylece insan, yaşadığı sıkıntı ve zorlukların sadece dünya hayatıyla sınırlı olmadığını, sabır ve rıza ile karşılandığında Allah'ın izniyle ebedî saadete vesile olabileceğini idrak eder.
Bu tür rahatsızlıkların ve imtihanların hikmetlerini anlamaya çalışmak, şikâyet yerine sabır ve şükür yolunu tercih etmek müminin önemli bir vazifesidir.
Bununla beraber, maddî ve manevî tedavi yollarına başvurmak, gerekli sebeplere sarılmak, dua etmek ve gayret göstermek de kulluğun bir gereğidir.
İnsan elinden geleni yaptıktan sonra neticeyi Allah'a bırakmalı, ortaya çıkan sonuca rıza göstermeli ve ümitsizliğe kapılmadan gereken tedbirlere ve tedavilere devam etmelidir. Çünkü mümine düşen vazife sebeplere sarılmak, sonucu yaratmak ise Allah'a aittir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Down sendromlu bebeği aldırmak caiz mi?
- Kanserin çaresini nerede aramalıyız?
- Otizmli çocuğumu nasıl yönlendirmeliyim?
- ŞİFA
- Hastalık ve sıkıntılara dayanmak, başımıza gelen bela ve musibetlere karşı sabırlı olmak için okunacak dualar nelerdir?
- Bakım emeği mirasta hak doğurur mu?
- Eş-Şafi ismi celili ne anlama gelmektedir. Geniş bir açıklama yaparmısınız?
- Sivilcelerden dolayı çok stres yaptım, bu sıkıntıdan nasıl kurtulurum? Çok sıkılıyorum, insanlar arasına çıkmak istemiyorum...
- İntihar için yeterli neden olabilir mi?
- İnsanları incitmeye hakkımız var mı? Kötülüklere karşı nasıl davranmalıyız?