Kuran'ı başkasından dinlemekten hoşlanır mıydı?
- Şöyle bir yazı okumuştum:
Abdullah İbni Mesûd'a Peygamber Efendimiz (asm) "Bana Kur'an oku." demiş. O da "Kur'an sana inmişken, ben nasıl okuyayım demiş. Efendimiz cevaben “Kur’an’ı başkasından dinlemekten pek hoşlanırım.” buyurmuş.
- Böyle bir rivayet var mı; bunu nasıl anlamalıyız?
Değerli kardeşimiz,
Evet, böyle bir rivayet vardır. Abdullah b. Mesut (ra)'dan dinleyelim.
Abdullah İbni Mesûd (ra) şöyle dedi:
قال لي النبيُّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : «اقْرَأْ علَّي القُرآنَ » قلتُ : يا رسُولَ اللَّه ، أَقْرَأُ عَلَيْكَ ، وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ ؟، قالَ : « إِني أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي » فقرَأْتُ عليه سورَةَ النِّساء ، حتى جِئْتُ إلى هذِهِ الآية : { فَكَيْفَ إِذا جِئْنا مِنْ كُلِّ أُمَّة بِشَهيد وِجئْنا بِكَ عَلى هَؤلاءِ شَهِيداً } [ الآية : 41 ] قال : « حَسْبُكَ الآنَ » فَالْتَفَتَّ إِليْهِ . فَإِذَا عِيْناهُ تَذْرِفانِ .
Resûlullah (asm):
“Bana Kur’an oku!” buyurdu. Ben:
- Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an sana indirilmişken ben mi sana Kur’an okuyayım, dedim. Resûlullah (asm):
“Kur’an’ı başkasından dinlemekten pek hoşlanırım.” buyurdu.
Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okumaya başladım. “Her ümmetten bir şâhit getirip seni de bütün bunlara şâhit tuttuğumuz zaman onların durumu nice olur?” anlamındaki âyete (Nisâ, 4/41), geldiğimde:
“Şimdilik yeter!” buyurdu. Bir de baktım Resûlullah, iki gözü iki çeşme ağlıyordu. [Buhârî, Tefsîru sûre (4), 9, Fezâilü’l- Kur’ân 33, 34; Müslim, Müsâfirîn 247].
Allah Teâlâ’ya karşı gönülden duyacağımız haşyet, saygı ve iştiyak, ilâhî, beyan ve hikmetleri düşünmekle mümkün olur. Bu da çoğunlukla Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaya çalışarak, mânalarını düşüne düşüne okumak veya dinlemekle gelişir.
Hiç şüphesiz Sevgili Peygamberimizin (asm) haşyeti de iştiyâkı da herkesten ileri ve üstündü. Onun böyle olduğu bu hadîs-i şerîfle bir kere daha ortaya konulmuştur. Çok tatlı Kur’an okuyan Hz. Peygamber, Abdullah İbni Mes’ûd’dan kendisine Kur’an okumasını istiyor. Gerekçesini de “Ben Kur’an’ı başkasından dinlemekten pek hoşlanırım.” diye ifade ediyor. Onun bu davranışı, bir taraftan İbni Mes’ûd’u takdir ve teşvik anlamına gelirken bir yandan da dinlemenin, tefekkür için daha uygun olduğunu göstermektedir.
Bu hadisin burada zikredilmesinin sebebi, Hz. Peygamber (asm)’in Kur’an dinlerken gözyaşı döküp ağladığı gerçeğidir. Hz. Peygamber dehşetli kıyamet sahneleri ve insanların karşılaşacakları zor durumlar karşısında herkesten çok daha duyarlı, duygulu ve hatta kaygılı idi. Bunun için de gözyaşlarını tutamazdı. Zira uhrevî maksatlarla ağlamak, iç olgunluğunun, tefekkür yoğunluğunun işaretidir.
Hz. Peygamber (asm)’in diğer ümmet ve peygamberlere şâhit tutulması, âlimlerimiz tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. İşin keyfiyeti tartışılmış ama prensibi asla tartışma konusu yapılmamıştır. Hz. Peygamber’in, bütün ümmetlerin halinden haberdâr edileceği anlaşılmaktadır. Çünkü şâhitlik bunu gerektirir. O halde Allah Teâlâ, Peygamberini dilediği şekil ve vasıtalarla bu konularda bilgilendirecektir. Bu, Peygamber Efendimiz’in, diğer peygamberlerden farklı olduğu noktalardan birini meydana getirmektedir.
Bütün bunlara rağmen o ağlıyorsa, Müslümanların Allah korkusuyla ve rahmet ümidiyle sürekli düşünceli, kaygılı ve saygılı davranmaları elbette uygun ve isabetli olur. Sevgili Peygamberimiz (asm), diğer konularda olduğu gibi, Allah korkusu ile ağlamakta da bizim için en güzel örnektir.
Özetle:
- Kur’an okunurken can kulağı ile dinlemek ve âyetlerin anlamlarını düşünerek ağlamak güzel bir davranıştır.
- Dinlemek, bizzat okumaktan daha fazla düşünmeye imkân sağlar.
- Üstün niteliklere sahip olanlar, çevresindekileri hayırlı işlere teşvik etmeli ve onlara gönül alıcı şekilde davranmalıdır.
- Peygamber Efendimiz (asm), sesi güzel olan sahâbîlerden Kur’an okumalarını istemiş ve onları dinlemiştir.
- Sesi güzel olanlardan Kur’an okumalarını istemek ve onları dinlemek müstehaptır.
- Sesi güzel olan kimse, bunun kendisine Allah’ın bir nimeti olduğunu bilmeli ve Kur’an okumaya ayrı bir özen göstermelidir.
- Resûl-i Ekrem Efendimizin (asm) ümmetine bu dünyada rahmeti, merhameti ve şefkati, âhirette de şefaatinin varlığı hak ve gerçektir.
- Peygamberimiz (asm) mahşerde hem kendi ümmetine hem de diğer ümmetlerin peygamberlerine şahitlik yapacaktır.
- Hoca ve üstadların, öğrencilerini başarılı oldukları konularda öne çıkarmaları, güzel bir davranış olup iyilerin ve başarının takdiri anlamına gelir.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 447 ve 1010)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Kur'anı makamla okumanın bir sakıncası var mıdır?
- Yeni bir çığır açan kişiye karşılık var mı?
- Peygamberimizin şahsi hayatında sanat ve estetiğin yeri nedir?
- Kur'an okurken veya dinlerken nasıl bir hava ve ruh hali içinde olmalıyız?
- Kadın, yabancı erkeklerin bulunduğu ortamda, sesli olarak Kur'an okuyabilir mi?
- Günah işlediğimizde kalplerimiz niçin korkmuyor?
- Tecvid nedir, konuları ve hedefleri nelerdir, tecvidi öğrenmek zorunda mıyız?
- Abdullah bin Mesud hakkında bilgi verir misiniz?
- Abdullah bin Mes’ud (r.a.)
- Kalbimizden geçenlerden sorumlu muyuz?