Siyaset nedir? İslam'da siyasetin ehemmiyeti nedir?
Değerli kardeşimiz,
İslâm dininin en bariz ve temel özelliklerinden biri hem dünya hem âhiret dini oluşudur. Bundan dolayıdır ki Hz. Peygamber Medine’ye hicret eder etmez, yalnız dar manada bir din önderi değil, aynı zamanda siyasî bir lider olarak davranmış; din faaliyetleri yanında içtimai ve siyasî işlerin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi işini de üzerine almış; Medine’deki Müslüman olan ve olmayan bütün unsurların benimsediği bir anayasa hazırlayarak dinin öngördüğü prensip ve hedeflerle uyumlu bir siyasî yapı oluşturmaya başlamıştır.
Siyaset mesleğinin zaman zaman bazı toplumlarda ahlâk düsturlarının dışına saptırılarak değer aşınmasına uğratılmasını ârızî bir durum olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim bizzat Hz. Peygamber ve ashabının önde gelenleri olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin de birer siyasî lider oldukları göz önüne alındığında İslâm’da siyasetin ne kadar yüce bir meslek ve meşguliyet olduğu açıkça ortaya çıkar. Bu durumu dikkate alan İslâm bilgin ve düşünürleri, genellikle siyasete hem içtimai faaliyet hem de bir bilim dalı olarak büyük bir önem vermişler ve onu mesleklerin en şereflisi saymışlardır.
İslâmî ilimlerden fıkhın önemli bir kısmını siyaset konuları oluşturur. Genel fıkıh kitaplarından ayrı olarak İslâm hukuk literatürü içinde “el-Ahkâ-mü’s-sultâniyye” ve benzeri eser türlerinin yer alması, fıkıh bilginlerinin siyaset konusunu kendi ilgi alanları içinde görmüş olmalarının önemli bir delilidir. Özellikle Şîa mezhebinin devlet başkanının tayinini (nasb) itikadî bir konu olarak ele alması dolayısıyla, kelâm ilminde de siyasetle ilgili bazı konulara yer verilmiştir. Ayrıca İslâm düşünürleri, özellikle Fârâbî’den itibaren İslâm kültür tarihi bakımından büyük değer taşıyan, oldukça orijinal bir siyaset felsefesi geliştirmişlerdir.
Bütün İslâm alimleri siyaseti, insanın sosyal bir varlık olmasının sonucu sayarlar. Bunlardan Gazzâlî, siyaseti özellikle iki açıdan zarurir görmüştür:
- Önce siyaset doğal ve sosyal zaruretin bir sonucudur. Şöyle ki: İnsanlar, yalnız başlarına altından kalkamayacakları çoklukta ihtiyaçlarla yüklüdürler. Bu durum, insanların birlikte yaşamalarını mecburi kılar; ancak bu birliktelik sürtüşme ve çekişmelere de yol açar. İşte ihtiyaçların -çekişmelere yol açmayacak şekilde- barış, güvenlik ve adalet içinde karşılanması ancak siyaset denilen yapılanmayla mümkün olur. Böylece Gazzâlî siyasetin ahlâkî boyutuna da işaret etmiş olur.
- Siyaset, dinî hayatın sağlıklı yürütülmesi için de elzemdir. Çünkü dünya işlerinin düzgün ve sağlıklı işlemediği yerde dinî vazifeler de aksar. Bu suretle toplumda huzur ve güvenliği sağlayan siyaset, şahısların dinî yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için rahat bir ortam hazırlamış olur. Siyasetin din ve dünya hayatına bu hizmeti dolayısıyla İslâm bilginleri, adaletle yürütülen siyaseti üstün bir ibadet saymışlardır. (Gazzâlî, İhyâ, I, 12; III, 195-196).
Başta Fârâbî olmak üzere bütün İslâm bilginleri siyaseti, yalnız dar manada hakları paylaştıran, sosyal birliği koruyan, sorumlulukları düzenleyen cismanî bir yönetim saymakla yetinmemiş, bunun yanında ve daha da önemlisi, İslâm’ın itikadî ve ahlâkî boyutuna uygun olarak, toplumdaki herkesin mânevî gelişmesini ve en yüksek mutluluktan pay almasını sağlayıcı bütün imkânları araştıran bir disiplin olarak görmüşlerdir. Bu, siyasetin bir peygamber mesleği olmasının bir gereğidir.
Kaynak: Diyanet İslam İlmihali II. Cilt, İslâm ve Toplum
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Ahlak ilmi ne demek?
- Siyaset gerçekten şer odaklı mı?
- Siyasetten, şeytandan kaçar gibi kaçmak mı gerekir?
- Ahlak felsefesi ne demek?
- Kur'an ile sünnetin birbiriyle olan bağını izah eder misiniz?
- GAZZÂLÎ Gazali
- İslam'ın sevgiye, kardeşliğe ve dostluğa verdiği ehemmiyet hakkında bilgi verir misiniz?
- Bakara Suresi 215. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Araplar şiir ve edebiyatta gelişmişken neden İslam'dan önceki döneme "cahiliyye" denilmiştir?
- Günümüzde, nüfusun %60-70'inin tam dindar olması mümkün müdür?