Cenazeye okunmuş toprak koymak sünnet mi?

Tarih: 23.02.2026 - 11:51 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir kişi vefat ettikten sonra yakınları bir poşet toprağa Bakara suresi, diğer bir poşet toprağa da Ayetel Kürsi ve başka sureleri okuyup poşetin birini mevtanın altına diğerini de üstüne döküyorlarmış dinde yeri var mı? Bir de ölmeden önce insanlar kendileri için de okuyup hazırlıyorlarmış.
Bunu yapmak din açıdan uygun mudur bir sakıncası var mı veya zaten dua okunuyor yapılabilir denilebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, bu uygulamanın sağlam bir hadis dayanağı yoktur ve dinî bir gereklilik değildir.

Kuran’dan sureler ve ayetler elbette okunur, bağışlanır, dua edilir. Ama bunu özel olarak toprağa okuyup kabre koymayı dinî bir uygulama gibi yapmak doğru değildir.

Cenazeye okunmuş toprak koymak dinde var mı?

Bir toprağa Bakara, Ayetel Kürsî, Kadr Suresi vb. okuyup bunu kefenin içine ya da kabrin üstüne koymak Peygamberimizin (asm) uyguladığı bir sünnet değildir. Sahih hadis kaynaklarında böyle bir uygulama yoktur.

Bu nedenle bunu “dini bir gereklilik” ya da “sünnet” gibi görmek doğru değildir. Dinde aslı olmayan ve ibadet niyetiyle yapılan uygulamalar bidat sayılır.

“Okunmuş toprak kabir azabını kaldırır” hadisi var mı?

“Cenazeyi defnederken her kim eliyle kabir toprağından (bir miktar) alıp, onun üzerine yedi kere Kadir Suresi’ni okur, sonra bu toprağı meyyitin kefeninin içerisine ya da kabrinin içine koyarsa, o ölüye kabrinde azap olunmaz.” şeklindeki rivayet, güvenilir hadis kaynaklarında yer almaz. Bazı fıkıh kitaplarında “rivayet edilir ki” kalıbıyla zayıflığına işaret edilerek verilir. (1)

Bu rivayetin sahih olduğuna dair güvenilir bir hadis kaynağı yoktur. Bu sebeple “kabir azabını kesin kaldırır” demek doğru değildir.

Zayıf hadisle amel caiz konusuna girmez mi?

Evet, bazı alimler, çok zayıf olmamak, uydurma olmamak ve zaten dinen sabit bir amelin faziletine dair olmak şartıyla, fazilet konularında zayıf hadisle amel edilebileceğini söylemişlerdir.

Ancak zayıf hadislerle, akaid (inanç esasları) belirlenmez, haram–helal hükmü konulmaz, yeni bir ibadet şekli ihdas edilmez.

Buradaki önemli ayrım, eğer rivayet, mevcut ve sabit bir ibadetin (mesela namaz, dua, sadaka gibi) faziletini anlatıyorsa, bazı âlimler buna müsamaha göstermiştir.

Fakat rivayet yeni bir uygulama, yeni bir şekil, yeni bir özel sonuç ortaya koyuyorsa (örneğin “şu toprağa şu sureyi okuyup koyarsan kabir azabı kesin kalkar” gibi), bu artık sadece “fazilet” değil, uygulama ihdası olur.

Demek ki, zayıf hadislerle fazilet konularında belli şartlarla amel edilebilir; ancak inanç esaslarına, kesin hükümlere ve yeni ibadet şekillerine dayanak yapılamaz.

Peygamberimizin kabre üç avuç toprak atması

Evet, Resulullah (asm) Efendimizin cenazeyi defin sırasında kabre üç avuç toprak attığı rivayet edilir. (2)

Ancak bu okunmuş özel bir toprak hazırlamak şeklinde değildir. Kabir azabını kaldırmaya yönelik özel bir uygulama değildir. Sadece defin esnasındaki sade bir uygulamadır.

Bu durum, bugün yapılan “okunmuş poşet toprak hazırlama” uygulamasına delil olmaz.

Peki dua okunamaz mı?

Elbette okunur. Cenazeye dua etmek, Kuran okumak, bağışlamak meşrudur. Ancak toprağa özel güç atfetmek, “Bunu koyarsak kabir azabı olmaz” gibi kesin hüküm vermek, din açısından doğru değildir.

Özetle:

- Okunmuş toprağı kefene veya kabre koymak sünnet değildir.

- “Kabir azabını kaldırır” şeklindeki rivayetin sahih bir hadis kaynağı yoktur. Bu uygulamayı dinin parçası görmek doğru değildir.

- Dua etmek meşrudur; fakat toprağa özel bir dinî fonksiyon yüklemek doğru değildir.

Kaynak:
1) İlgili rivayet şöyledir:
رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: مَنْ أَخَذَ مِنْ تُرَابِ الْقَبْرِ حَالَ الدَّفْنِ بِيَدِهِ وَقَرَأَ عَلَيْهِ: ﴿إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ﴾ سَبْعَ مَرَّاتٍ وَجَعَلَهُ مَعَ الْمَيِّتِ فِي كَفَنِهِ أَوْ قَبْرِهِ، لَمْ يُعَذَّبْ ذَلِكَ الْمَيِّتُ فِي الْقَبْرِ bk. Ebu’z-Ziyâ Nûreddîn ‘Alî eş-Şebrâmellisî, Hâşiyetü Nihâyeti’l-muhtâc, 3/8; ‘Abdülhamîd eş-Şirvânî, Hâşiyetü Tuhfeti’l-muhtâc, 3/172; Süleymân el-Cemel, Fütûhâtü’l-Vehhâb, 2/203; el-Büceyremî, Tuhfetü’l-Habîb ‘alâ Şerhi’l-Hatîb, 2/310; Aynı müellif, et-Tecrîd li-nef‘i’l-‘âbid, 1/494; ed-Dimyâtî, İ‘ânetü’t-tâlibîn, 2/135; Ahmed ed-Diyerbî, el-Mücerrebât, bâb: 7, sh: 18.
2) İbn Mace, Cenaiz, 44.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun