Adam öldürme orucu yerine ücret versem olur mu?

Tarih: 13.02.2026 - 15:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

Trafik kazası sonucu hata ile bir kişinin vefatına neden oldum. Bildiğim kadarı ile 2 ay kefaret orucu tutmam lazım, ama itfaiyeciyim işim ağır tutamıyorum, nefsime de ağır geliyor, işin aslı güvenemiyorum ücreti ödesem uygun olur mu?
Konuyla ilgili başka bilgiler varsa onları da belirtirseniz memnun olurum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’da, yanlışlıkla bir müminin öldürülmesi halinde, maktulün varislerine diyet ödenmesi ve ayrıca kefaret olarak bir mümin kölenin azat edilmesi; buna imkan bulunmadığı takdirde ise iki ay peş peşe oruç tutulması emredilmektedir. (bk. Nisâ 4/92)

Oruç tutmaya gücü yetmeyenin bunun yerine altmış fakiri doyurması seçeneği ayette zikredilmemiş olduğundan Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’den birer rivayet hariç fakihlerin çoğunluğunca caiz görülmez.

Bu durumda sizin ücret ödemeniz geçerli olmaz.

“Zor geliyor / nefsime ağır” gibi durumlar kefareti düşürmez.

Ancak “Gerçek sağlık riski var, doktor tutamaz” diyorsa o zaman farklı değerlendirilir.

Fakihlerin çoğunluğuna göre, hataen adam öldürme kefaretinde fakir doyurma seçeneği aslî bir alternatif değildir.

Ancak kalıcı ve gerçek bir acziyet durumunda (iyileşme umudu yoksa) bazı alimlerin kıyas yoluyla fakir doyurmayı caiz gördüğü nakledilir. Bu görüş azınlık ve istisnaîdir, genel fetva buna dayanmaz. Geçici zorlukta değil, kalıcı ve iyileşme ümidi olmayan acziyet halinde söz konusudur.

Buna göre, geçici zorluk, ağır iş, nefsin zorlanması bu kapsama girmez. Geçici mazeret varsa, iyileşince veya uygun zaman bulunca oruç tutulur; para ile düşmez.

Unutmamak gerekir ki, itfaiyeci olmanız, ağır iş yapmanız kefareti otomatik düşürmez. Örneğin, yıllık izin döneminde, görevin hafif olduğu zamanlarda, serin ve kısa günlerin olduğu aylarda, nöbet düzenine göre planlayarak tutabilirsiniz. Zaten bu oruç, ceza değil; bir arınma ve sorumluluk kefaretidir.

Özetle, bu kefaret, sadece ücret ödemekle düşmez. Esas olan 60 gün peş peşe oruçtur.

Konuyla ilgili diğer bilgilere gelince:

Ayet sadece hataen katilde kefaretten söz ettiğinden kasten veya tesebbüben adam öldürenlere kefaret gerekip gerekmediği konusu da fakihler arasında tartışmalıdır.

Hanefîler dışındaki alimlerin çoğunluğu, ölüme sebebiyet vermeyi de hata ile öldürme gibi değerlendirerek kefaret sebebi sayarlar. Şafiî ve bir rivayette Ahmed b. Hanbel, kasten öldürmelerde kefareti öncelikli olarak gerekli görürken çoğunluk kefaretin affedilebilir suçlara tanınmış bir imkân olduğunu, kasten adam öldürenin ise bu haktan ve merhametten istifade edemeyeceği görüşündedir.

Alimlerin çoğunluğuna göre zimmî veya müstemeni öldürene de kefaret gerekir. Bir çocuğun veya delinin hata ile adam öldürmesi halinde malından kefaret ödenip ödenmeyeceği ise tartışmalıdır. Kefaretteki ibadet yönünü öne çıkaranlar gerekmeyeceği, onu daha çok malî bir yükümlülük olarak değerlendirenler ise gerekeceği kanaatindedir.

Kefaret zararın tazmini değil kısmen ceza, daha çok da işlenen günah sebebiyle Allah’tan af talebi mahiyetinde olduğundan fakihlerin çoğunluğu öldürme fiiline iştirak edenlerin her birine ayrı ayrı kefareti gerekli görür.

Anne karnındaki çocuğun düşürülmesi halinde gurreden ayrı olarak kefaretin Şafiî ve Hanbeliler’de vacip, diğer mezheplerde mendup görülmesi de bu bakış açısına dayanır.

Kaynak:
Kâsânî, Bedâʾiʿ, II, 94-102, 183-228; III, 2-20, 234-237.

İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, İstanbul 1985, I, 46, 211-215, 289-303, 338-341; II, 87-89.

İbn Kudâme, el-Muġnî, Kahire 1390/1970, I, 243-245; III, 130-145, 288-326, 429-454; VII, 558; VIII, 21-46; IX, 589-564.

Nevevî, Ravżatü’ṭ-ṭâlibîn (nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd – Ali M. Muavvaz), Beyrut 1412/1992, I, 248-249, II, 238-251; VI, 253-283; VII, 228-229; VIII, 17-25.

Derdîr, eş-Şerḥu’ṣ-ṣaġīr, Beyrut 1398/1978, s. 248-251, 332-336, 481-482, 483-491.

İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr (Kahire), I, 297-298; II, 412-416, 543-590; III, 422-424, 472-482, 725-728; VI, 527-531.

Abdullah b. Muhammed el-Kuveyzânî, el-Keffârât fi’ş-şerîʿati’l-İslâmiyye, Riyad 1979.

Hasan Güleç, “İslam’da Keffaretler”, DÜİFD, sy. 6 (1989), s. 449-473.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun