Allah, evreni kendi haline bırakabilir mi?

Tarih: 12.02.2026 - 16:48 | Güncelleme:

Soru Detayı

Şimdi deizmin gerçek olmadığını biliyoruz. Ama aklıma da takılıyor, acaba Allah’ın bu evreni kendi haline bırakmaya gücü yeter mi?
Hiçbir şeyin kendi halinde olmadığını açıklayacak aklıma yaklaştıracak örnekler var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, Allah varlığı sürdürür; insan tercihi belirler; dünya özgürlük alanıdır; nihai adalet ertelenmiştir ama iptal edilmemiştir.

Her şeyin var olmasında, varlığını devam ettirmesinde Allah’ın varlığına ve var etmesine bağlı olduğunu bazı örneklerle açıklamaya çalışalım:

Ayna–Güneş Örneği

Aynadaki ışık, aynanın kendi özelliği değildir, güneş kesilirse yansıma biter. Yansıma, kaynağa anlık bağlıdır.

Bu örnek, İslam’daki “Kayyûm” anlayışına uygundur: Varlık, Allah’ın sürekli tecellisiyle ayakta durur.

Deizm ise der ki, güneş ışığı verdi, sonra aynayı kendi haline bıraktı. Ama bu mantıksal olarak tutarsızdır çünkü yansıma bağımsız bir varlık değildir. Kaynaktan kopunca sürmez.

Su–Kaynak Örneği

Musluktan akan su kaynak kesilirse akış durur. “Bir kere başlatıldı, kendi kendine akıyor” denemez. Evren de ontolojik olarak bağımsız bir depo değil; varlığı her an sürdürülüyor.

Elektrik–Ampul Örneği

Ampul yanıyor. Deist görüşe göre, elektrik bir kere verildi, artık kendi kendine yanıyor. Ama gerçek şu ki, elektrik akışı kesilirse ışık anında söner. Işık bağımsız bir varlık değildir.

Evren de “enerjisi verilmiş ve bırakılmış” bir ampul gibi değildir.

Yazı–Yazar

Bir metni düşünelim. Yazar yazmayı bırakırsa metin oluşmaz. Metnin varlığı yazma fiiline bağlıdır.

Evren de “yazılmış ve bırakılmış bir kitap” değil; varlığı her an yazılma halindedir.

Bilgisayar Simülasyonu

Bir oyun dünyası düşünelim: Sunucu kapanırsa evren biter. İçerideki karakterler “kendi başımıza varız” diyemez.

Deizmin Asıl Mantık Problemi

Deizm şunu varsayar: Evren bir kere yaratıldı, sonra ontolojik olarak bağımsızlaştı. Ama bir şeyin yaratılmış olması, muhtaç olmak demektir. Muhtaç olan bağımsız olamaz.

Bağımsız olursa artık yaratılmış olmaz. Yani sorun güç meselesi değil; bağımlı varlığın bağımsızlaştırılması çelişkisidir.

Özetle, güneş ışığını çekerse ayna kararır, kaynak kesilirse nehir kurur, elektrik kesilirse ampul söner. Şu halde, Allah ontolojik desteğini çekerse evren var olamaz.

Bu örnekler “Allah müdahale ediyor” anlamında değil, “varlık her an O’na bağlı” anlamında kullanılır. Deizmin asıl sorunu müdahale değil, sürekli bağımlılığı reddetmesidir.

Bu örneklerden sonra, “Allah bırakabilir mi?” sorusuna gelince:

Aslında ince konu, iki ayrı meseleyi içeriyor:

Biri, güç yetirip yetirememe (kudret meselesi), diğeri de bırakmasının mümkün/uygun olup olmaması (hikmet ve mahiyet meselesi). İkisini ayıralım:

Allah’ın gücü yeter mi?

Klasik kelâmda Allah’ın kudreti mümkün olan şeylere taalluk eder. Mantıken imkânsız olan şeyler “güç yetirememe” konusu değildir.

Örneğin, “Allah kare bir daire yaratabilir mi?” Bu ifade bir mantık çelişkisidir. Bu, güç eksikliği değil; anlamsız bir önerme.

Şimdi soruya dönelim:

“Allah evreni yaratıp tamamen kendi haline bırakabilir mi?”

Burada sorun şu: Eğer Allah, her an varlığı ayakta tutan (Kayyûm) ise, varlık O’na ontolojik olarak muhtaçsa, o zaman “tamamen bırakmak” demek, varlığın sürmesini sağlayan ilişkiyi kesmek demektir. Bu da evrenin yok olması anlamına gelir.

Kuran’daki ifade:

“Allah gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutmaktadır.” (Fâtır 41) Yani İslam metafiziğinde evren, bir kere kurulmuş saat gibi değil, sürekli ilahî tasarrufla ayakta duran bir gerçekliktir.

Dolayısıyla mesele güç değil; varlığın yapısı gereği bağımlılığıdır.

Allah müdahale etmeden bırakabilir mi?

Deizm şunu iddia eder: Tanrı evreni kurdu, sonra karışmadı.

İslam ise şunu söyler: Allah hem yaratır hem sürekli sürdürür.

Ama bu durum, Allah her olaya mucizevi müdahale eder, demek değildir.

Kuran’da Allah’ın sünnetullahı vardır: Sebep-sonuç düzeni işler. İnsan özgür iradeyle hareket eder.

Doğa yasaları süreklidir. Yani ontolojik olarak sürekli bağlıyız, ama işleyişte doğal düzen vardır. Bu yüzden Allah “pasif” değildir; ama “her an mucizevi müdahale eden” de değildir.

Allah bırakmak ister mi?

Burada “ister mi?” sorusu önemlidir. Eğer bırakmak demek, varlığı kendi başına bağımsız yapmaksa, bu, yaratılmış bir şeyi ilahî bağımsızlığa yükseltmek olur. Bu ise tevhid anlayışıyla çelişir.

İslam’a göre, mutlak bağımsızlık sadece Allah’a aittir. Yaratılmış hiçbir şey ontolojik olarak bağımsız olamaz.

Demek ki, Allah’ın kudreti sonsuzdur. Ama “evreni bırakmak” ifadesi, varlığın Allah’a bağımlı oluşuyla çelişir. Eğer gerçekten “bırakırsa”, evren varlığını sürdüremez. Yani mesele güç değil; varlığın her an O’na muhtaç olmasıdır.

Özetle:

Deizm’de Tanrı mimardır. İslam’da Allah hem mimar hem sürekli ayakta tutandır (Kayyûm).

Allah her an ayakta tutuyorsa kötülük neden var?

Allah, ontolojik olarak her an varlığı sürdürür (Kayyûm), ama ahlâkî tercihleri zorla belirlemez. Yani varlığı yaratır, imkânı verir, gücü verir, fakat tercihi insana bırakır. Kötülük, insanın yanlış tercihidir.

Demek ki, özgür iradesiyle kötülüğü isteyen insanın kendisidir, ama bu isteği yaratan elbette Allah’tır. Allah asla kötülüğü emretmez, sevmez, razı olmaz.

Unutmamak gerekir ki, dünya, zorunlu iyilik alanı değil, özgürlük alanıdır. Özgürlük varsa, kötülük ihtimali de vardır.

Sürekli yaratma ile özgür irade nasıl bağdaşır?

Klasik kelâm formülü:

Yaratma Allah’tandır. Kesb (seçim) kuldandır. Yani, sen tercihi yaparsın, Allah o tercihin fiilini var eder.

Bu, şu anlama gelir: Elektrik santralden gelir, ama düğmeye basan sensin. Asansörü yukarıya çıkaran veya aşağıya indiren insan değildir, ama ne tarafa gideceğine karar veren insandır.

Allah fiilin varlık kazanmasını sağlar; ama yönünü sen belirlersin.

Neden hemen müdahale etmiyor?

Çünkü, sürekli mucizevi müdahale olsaydı özgürlük anlamsızlaşırdı. Zulmeden her an durdurulsaydı imtihan ortadan kalkardı. İyilik ve kötülük netleşmezdi.

Dünya, nihai adalet sahnesi değil, sorumluluk sahnesidir. Nihai adalet ahirettedir.

Şu halde:

- Allah evreni her an ayakta tutar. Ama insanın tercih alanına zorla müdahale etmez.

- Kötülük, Allah’ın yokluğundan değil; insanın özgürlüğündendir. Dünya tam adalet yeri değil; özgürlük ve imtihan yeridir. Nihai denge ahirette kurulur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun