Cenaze beni çabuk götürün dermiş doğru mu?
- Cenazeyi tabuta koyunca "beni çabuk götürün" dermiş doğru mu, bütün vefat edenler böyle mi der?
Değerli kardeşimiz,
Cenazeyi tabuta koyunca, beni çabuk götürün der, ancak bu iyi olan insanlar içindir.
Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
« إذا وُضِعتِ الجَنَازَةُ واحْتمَلَهَا النَّاسُ أَو الرِّجالُ عَلى أَعْنَاقِهمِ ، فَإِنْ كانَتْ صالِحَةً قالَتْ : قَدِّمُوني قَدِّمُوني ، وَإنْ كانَتْ غَير صالحةٍ ، قالَتْ : يا ويْلَهَا ، أَيْنَ تَذْهَبُونَ بَها ؟ يَسْمَعُ صَوتَها كُلُّ شيءٍ إلاَّ الإِنْسَانُ ، وَلَوْ سَمِعَهُ لَصَعِقَ »
“Ölü tabuta konulup da insanlar (veya erkekler) onu omuzladığı zaman, eğer iyi bir kişi ise 'Beni çabuk götürünüz, beni çabuk götürünüz!' diye seslenir. Eğer iyi olmayan biri ise, 'Eyvah! Bu tabutu nereye götürüyorsunuz?' der. O cenazenin sesini insandan başka her şey duyar. Eğer insan bu sesi duysaydı, bayılırdı.” (Buhârî, Cenaiz 50, 53, 90)
Bu hadis, korku ve ümidi bir arada yaşamanın gereğini ortaya koymakta, ahiret yolculuğunun daha başlangıcında bu iki ihtimalden biriyle karşılaşmanın kaçınılmazlığını anlatmaktadır.
İyi bir insan öldüğü zaman, kavuşacağı nimetlere bir an önce ulaşma isteğiyle tabutunu taşıyanlara hâl diliyle “Beni çabuk götürünüz!” diye seslenir. İyi olmayan bir kimse ise, “Eyvah, bu tabutu nereye götürüyorsunuz?” diye felâkete gittiğini ve bunu istemediğini yine hâl diliyle haykırır.
Bu iki ihtimalden biri kaçınılmaz olduğuna göre mümin, bu iki durumu dikkate alarak yaşamalıdır. Yani beyne’l-havf ve’r-recâ (korku ve ümit arasında) bir hayat sürmelidir.
Tabut içindeki cenazenin hâl diliyle söylediği bu sözleri her varlığın duyup insanın duymaması hem bir gafleti hem de hayatın devamı noktasından bir rahmeti ifade eder. Zira belirtildiği üzere, “Eğer insanlar bu söylenenleri işitmiş olsalar, bayılır kalırlardı.” Bir şey yapma istek ve arzuları kalmazdı. Bizzat duymadıkları böyle bir beyanın kendilerine Hz. Peygamber (asm) tarafından haber verilmesi ise, onları gelecekte karşılaşacakları duruma hazırlamak, kurtuluşlarına vesile olmaya çalışmak anlamındadır. Kendi kulaklarıyla duyduklarından daha kesin gerçektir. Çünkü Hz. Peygamber haber vermektedir. Zaten gerçek iman da gayba yani görülüp bilinmeyene inanmaktır.
Bu hadis-i şerif Buhârî’de üç konuda geçmektedir. Bu rivayetlerin hiçbirinde burada görülen insanlar (en-nâs) kelimesi bulunmamakta, doğrudan doğruya, “erkekler (rical) o tabutu omuzlayınca...” ifadesi yer almaktadır.
Buradan hareketle başta Buhari olmak üzere İslam âlimleri, normal hallerde cenaze taşıma işinin erkeklere ait olduğu, kadınların zaruret hali dışında tabut taşımayacakları neticesini çıkarmışlardır.
* * *
Hayatı korku ve ümit arasında yaşamak konusunda başka birrivayet:
Abdullah İbni Mes’ûd (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
« الجَنَّةُ أَقْرَبُ إلى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِه وَالنَّارُ مِثْلُ ذلك »
“Cennet size ayakkabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” (Buhârî, Rikak 29)
Birbirine zıd iki ayrı gerçeğe aynı anda ve aynı mesâfede bulunmak, elbette her ikisini birden düşünmeyi gerektirir. Bu sebeple de beyne’l-hafv ve’r-recâ yani korku ile ümit arasında yaşamak, her ikisinin birden kaygı ve ümidini taşımak lâzım gelir. Sadece birine ağırlık vermek, aynı mesâfedeki öteki gerçeği unutmak akıllılık değildir. Cennet de cehennem de aynı şekilde hesaba katılacak olursa insan hayatını daha iyi düzenler, hareketlerini ona göre tanzim eder. Bunlardan birinin ihmal edilmesi, sonuçta büyük pişmanlıklara vesile olabilir.
Cennet ve cehennem burnunun dibinde olduğu halde, bunların ümit ve kaygısını duymayan kimse, gaflet içinde yaşamış olur. Mümin ise, uyanık olduğu için cennet ümidi ve cehennem korkusuyla birlikte yaşar. Bu da ona daima dengeli bir hayat sürme imkânı sağlar.
Özet olarak:
- Cennet ve cehennem insana aynı uzaklıktadır.
- Ölümle birlikte karşılaşılacak bu ikili ihtimali düşünerek, hayatı korku ve ümit arasında yaşamak gerekir.
- Hz. Peygamber (asm), ümmetini beyne’l-havf ve’r-recâ bir yaşayışa çağırmış, onları çok sevdiği için gerçekleri en açık şekilde anlatmıştır.
- Gelecek hakkında önceden uyarılmış olmak, insanlar için büyük bir nasiptir.
- Cenaze taşıma ve defni erkeklerin görevidir. Erkek bulunmaması halinde bu işi kadınlar da yapabilir.
- Kâinatta her şeyin ibret alınacak bir yönü vardır.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 445 ve 446)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Eyvah! Bu tabutu nereye götürüyorsunuz?
- Cennet ayakkabı bağından daha yakındır, sözü hadis mi?
- Kabir hayatında insan sıkılır mı?
- Allah Sevgisi ve Allah Korkusu
- Ölen kişi kendisini yıkayanı ve defnedeni görür mü?
- "Mümin, Allah katındaki azabı bilseydi, cennetten ümidini keserdi. Eğer kâfir, Allah'ın rahmetini bilseydi, cennetten ümidini kesmezdi." anlamında hadis var mıdır, varsa nasıl anlamalıyız?
- Allah affeder diye günah işleyen, tövbe edince affedilir mi?
- KORKU ve ÜMİT
- BEYNE'L-HAVF VE'R-RECÂ
- BEYNE`L-HAVF VE`R-RECÂ (KORKU İLE ÜMİT ARASI YAŞAMAK)