Nisa Suresi 43. ayette neden yolcu olan müstesna, diyor?

Tarih: 01.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Nisa Suresi 43. ayet
"...sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, yolcu olan müstesna olmak üzere, cünüp iken de gusül edinceye kadar nama­za yaklaşmayın..."
- Neden yolcu olan müstesna, denilmiştir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nisa Suresi, Ayet 43:

"Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, yolcu olan müstesna olmak üzere, cünüp iken de gusül edinceye kadar nama­za yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk halinde bulunursanız ya­hut sizden biriniz ayak yolundan gelirse yahut kadınlara dokunup da -bu du­rumlarda- su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin (teyemmüm edin); yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışla­yıcıdır."

"Yolcu olanlar müstesna" diye tercüme edilen kısmı âyette "âbirî-sebîl" şeklinde geçmektedir; bu ifadenin lafzî tercümesi ise "yolu geçenler"dir. Hemen aşağısında yolcuları anlatmak üzere "alâ sefer" ifadesi kullanılmıştır. Yolcular böyle ifade edildiğine göre "âbirî-sebîl"e farklı bir mâna verilmelidir.

İşte böyle düşünen ve bir kısım açıklayıcı rivayetlerden de yararlanan tefsirciler bu ifadeyi "yolu mescidden geçenler, mescidde oturmadan bir tarafından girip diğer tarafından çıkarak yoluna devam edenler" şeklinde anlamışlardır. Medine'ye hicret edildiğinde ilk yapılan bina mescid olmuştu. Mescidin çevresinde de bir kısım ashabın evleri vardı, bu evlerin şehre açılan yolu mescidden geçiyordu, bu sebeple bazan cünüp olarak mescidden geçmek gerekebiliyordu, âyet buna izin vermiş, bazı rivayetlere göre Resûlullah birkaç istisna dışında evlerin yollarını değiştirtmiştir. (Buhârî, "Salât", 80.)

Bu açıklamayı benimseyenlere göre "... namaza yaklaşmayın" cümlesindeki namazdan maksat "sarhoşlar için namaz ibadeti", cünüp olanlar için ise "namaz kılınan yer olan mesciddir." Cünüp olanlar, içinde oturmamak üzere -ihtiyaca binaen- mescide girip çıkabilirler; bu tefsiri yapanlar içinde İbn Mes'ûd, İbn Dînâr, Nehaî, Mâlik, Şafiî gibi âlimler vardır.

Âyeti farklı yorumlayan, aralarında Ali, İbn Abbas, İbn Cübeyr, Mücâhid, Ebû Hanîfe gibi âlimlerin de bulunduğu diğer gruba göre "yolu geçenler"den maksat, bizim mealinde tercih ettiğimiz gibi yolculardır. Yolculukta su bulunmaması, mevcut suya hayati ihtiyacın bulunması gibi sebeplerle cünüp olanlar boy abdesti almakta güçlük çekebilirler; bu sebeple yolculuk halinde cünüp olanlara teyemmüm meşru kılınmıştır. Aşağıda "alâ sefer" şeklinde farklı bir ifade ile yolcular geçeceği halde burada zikredilmesi, suyun bulunmaması veya suya olan ihtiyacın yolculuk halinde daha fazla olmasındandır. (Cessâs, I, 202-205.)

Yolculukta su bulunmadığı veya onu kullanmaya bir engel bulunduğu takdirde teyemmümün caiz olduğu hükmünde ittifak vardır. Şafiî gibi bazı müctehidler su mevcut ise hazarda (yolcu olmayanlar için) hayatî tehlike bulunmadıkça teyemmümün caiz olmadığı hükmünü benimsemişlerdir. Nisa süresindeki bu âyet sefer halinde, Mâide süresindeki 6. âyet ise hazar halinde teyemmümün gusül ve abdest yerine geçtiğini ifade etmektedir.

Teyemmüm, niyet edildikten sonra yer kabuğuna ait temiz toprak, kil, kum, taş gibi bir nesneye iki elin içi ile dokunup yüzü, sonra bir daha dokunup dirseklere kadar kolları meshederek yapılmakta, hem abdest hem de -cünüpler için- gusül yerine geçmektedir. (bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II, 54)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun