Nimete kavuşması için insana musibet mi gelir?

Tarih: 20.02.2023 - 08:28 | Güncelleme:

Soru Detayı

"Nimete kavuşması için insana musibet gelir." (Buhari)
- Bu hadisin kaynağını ve sıhhat durumunu belirtip, açıklamasını yapar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

مَن يُرِدِ اللَّهُ به خَيْرًا يُصِبْ منه

“Allah, kim için hayır dilerse ona musibet verir.” (bk. Buhârî, Hadis No: 5645; Nesâi, H. No: 7436; Muvattâ, H. No: 961; Müsned, H. No: 7235; İbn Hibbân, H. No: 2907; Şuabu’l-îmân, H. No: 9323)

Bu hadis-i şerifin sıhhatine bakıldığında sahih olmayı gerektiren tüm şartlara haiz olduğundan âlimler nazarında hükmü “Sahih” bir hadistir.

Hadis-i Şerif’in Manası:

İnsanoğlunun hayata bakan iki penceresi vardır; birincisi iç dünyası, ikincisi dış dünyası. İç dünyası, nefis ve şeytanın desiselerine karşı her zaman müteyakkız olmalı ve zorluklara karşı her zaman sabretmelidir. Dış dünyası ise, insanlar arası ilişkilerinde zor durumlarda tahammül edip Kuranî bir tavır sergilemesi gerekmektedir.

Allah Teâlâ, Kuran-ı Hakim’de bizlere, muhakkak ki biraz korku, biraz açlık, mal ve evlat kaybıyla (bk. Bakara, 2/55) imtihan edeceğini bildirmektedir. Bu bela ve musibetler karşısındaki sığınağı; sabrı tavsiye etmiştir. (bk. Bakara, 2/45; Bakara, 2/153.) Zira Allah Teâlâ, sabırlı olanlar ve sabrı tavsiye edenlerle her an beraber olmuştur.

Allah Azze ve Celle bir kulunun hayrını istiyor, dünya ve ahirette katındaki derecesi ali olsun, günahlarına da kefaret olsun murat ediyorsa, ona birtakım musibetler verir. Kul, bu musibetlere imanının gereğince Allah’tan (c.c) geldiğini bilerek sabreder de haline şükrederse sabrı cemîl, ecri cezîl, zahmeti rahmet olur.

Rivayet edilir ki “Dünya, ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî, Keşfu'l-Hafa, 1/412) Allah Teâlâ, bazen o tarlayı daha da büyütmek ve kulunun kazancını onlara, binlere katlamak istediğinde tarlasında birtakım zorluklar çıkarır. Tarlanın emaneten sahibi, sıkıntı ve zorluğa ne kadar çok şükreder Allah’ın (c.c) huzurunda kulluğunu ihlas ve metanetle izhar ederse; o derece Rabbi katında yakınlık kazanır, ruhunu teslim ettiği zaman tarlasını büyük bir karla geride bırakır. Böylece şu ayetteki müjdeye nail olur:

إِنَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ

Şüphesiz ki Allah, cennet karşılığında müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır.” (Tevbe, 9/111)

Müslüman; dünyanın fâni, ölümün ani olduğu şu arzda, onun (c.c) yolunda her şeyini feda edip, başına gelen bela ve sıkıntılara, مَنْ آمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ Kadere iman eden kederden emin olur.” deyip Allah’tan (c.c) gelene razı olup emir ve talimatlarına uygun yaşamaya gayret ederse; çok az bir ücretle ebedî saadeti kazanmaya muvaffak olur.

Ne dünya zorluklardan dolayı kötü görülmeli, aşağılanmalı ne de dünya için ahiret feda edilmemelidir. Üstad Bedîüzzaman bu minvalde sorulan bir suale şöyle cevap vermektedir:

" اِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ de hikmet ve gaye nedir?"

“Elcevap: Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücûd-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise, müşkülatın anahtarıdır ki,

“اَلْحَرِيصُ خَاۤئِبٌ خَاسِر * وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ” durûb-u emsâl hükmüne geçmiştir. Demek, Cenab-ı Hakk'ın inayet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. (Said Nursî, Mektubât, Yirmi Üçüncü Mektub.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun