Medine'de Müslümanların (Kâbe'den önce) Mescid-i Aksa'ya doğru namaz kılmaları Kur'an dışı vahy ile miydi?

Soru Detayı
Namaz Kabe'den önce Mescid-i Aksa'ya doğru yönelerek kılınıyormuş. Bu sanırım Allah'ın emri. Bu Mescid-i Aksa'ya doğru namaz kılma Kur'an dışı vahy miydi?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ali İbn Ebu Talha, İbn Abbas'tan nakleder ki: Resulullah (sav) Medine'ye hicret ettiğinde, Medine halkının çoğunluğu Yahudilerdi. Allah ona Kudüs'e yönelmesini emretti. Buna Yahudiler çok sevindiler. Resulullah (sav) yaklaşık on ay boyunca Kudüs'e doğru namaz kıldı. Ancak İbrahimin (as) kıblesine yönelmek istiyordu. Allah'a bu konuda dua ediyor ve göğe bakıyordu. Bunun üzerine

"Doğrusu biz senin yüzünün semaya doğru çevrilip duruduğunu görüyoruz. Şimdi seni hoşnud olduğun bir kıblye çevireceğiz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerde bulunursanız bulunun Yüzlerinizi o tarafa çevirin..." (bakara, 2/144)

ayeti nazil oldu.

Tabresi'nin rivayetine göre Peygamberimiz (sav) Mekke'deyken Kabe'ye dönerek namaz kılıyordu. Medine'ye hicret edince yüzünü Mescid-i Aksa'ya döndürdü. Amaç Müslümanlarla puta tapma esasına dayalı ibadetlerini Kabe'ye dönerek icra eden müşrikleri birbirinden ayırmaktı. Yahudiler bundan memnun kaldılar. Peygamberimizin (sav) ve Müslümanların kendi kıblelerine dönerek namaz kılmalarını, kendilerinin doğru yol üzere ol­duklarının bir itirafı ve Peygamber (sav)'le müslümanlann hidayetlerinin asıl kaynağının kendi hidayetleri olduğunun göstergesi olarak değerlendirdiler. Zemahşeri, Peygamberiizin (sav) Medine'ye gelirken, Yahudilerin kalbini İslam'a ısındırmak amacı ile Kabe yerine Mescid-i Aksa'ya dönerek namaz kılmaya başladığını rivayet eder.

Peygamberimizin (sav) Mescid-i Aksa'ya yönelmesi, her iki sebebten dolayı da olması muhtemeldir. Yahudiler ona ve Müslümanlara karşı reddedici, çalışmalarını sabote edici ve zihinleri bulandırıcı bir işe girince, sonra ona ve Müslüman­lara karşı kibirlenmeye, büyüklük taslamaya kalkışınca, bu durum hem Peygamberimi­ze (sav), hem de Müslümanlara ağır geldi. Bu yüzden Peygaberimizin (sav) kalbinde kıble değişikliğine ilişkin bir arzu uyandı.

Öte yandan Yahudiler de can sıkıcı davranışlarını arttıra­rak devam ettiriyorlardı. Bu yüzden Peygamberimiz (sav) kıble değişikliğini öngören bir Rabbani vahyin inişinin beklentisi içindeydi. Buna ilaveten şunu da söyleyebiliriz:

"Peygamberimizin (sav) Yahudilerden yana canı sıkılınca, ayrıca iman edecekle­rine ilişkin ümidini de yitirince onların kıblelerine yönelerek namaz kılmasının Araplara yönelik davetinin etkisini azaltıcı rol oynadığını gördü. Tekrar ilk kıblesine yönelmesi Arapların kalbini İslam'a ısındıracaktı. O Arapların derinden bağlı bulundukları, saygı besledikleri Allah'ın evi Kabe'nin Araplar arasında birlikteliğin sembolü olduğunu bili­yordu. Araplar topluca Kabe'ye hac ziyaretinde bulunuyor ve hac mevsimine özgü iba­detleri ortaklaşa icra ediyorlardı. Bütün bu olgular, Peygamberimizin (sav) yüce Allah'tan yüzünü kıble olarak Kabe'ye döndürmesi temennisinde bulunmasında etkili olmuştur."

"Öyle ki insanların size karşı bir delilleri olmasın." (Bakara, 2/150)

cümlesi ile bu yorum arasında bir bağlantı kurulabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun