Maliki Mezhebi'ne göre özürlü bir kimse abdestini vakit girdikten sonra mı alması gerekiyor, yoksa vakit girmeden de alınabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Malikilere göre;

Bir kimsede, idrar, gaita, istihaza, yellenme hastalığı gibi, sürekli bir akıntı olursa bu kimse özürlü sayılır. Bu sürenin ölçüsü ise, en az bir vakit namazın yarısına tekabül edecek bir zaman dilimidir.

Özürlü kimsenin, böyle devam eden bu özrü şayet namaz vaktinin başında biraz duruyorsa, namazını hemen vakit girer girmez kılması, yok eğer özrü namaz vaktinin sonlarına doğru -bir süreyle de olsa- ortadan kalkıyorsa, namazını o zamana ertelemesi vaciptir.

Özürlü kimsenin söz gelimi, hastalıktan ötürü devam eden idrarından veya diğer akıntılardan dolayı abdesti bozulmaz. Bu sebeple özürlü kimsenin her namaz için abdest alması vacip değil, müstehaptır.

Ancak hastalıktan değil de normal idrarını yaparsa abdesti bozulur. (bk. el-Fıkhu’l-İslamî, I/290-291).

Özür süresi bir vaktin yarısı veya daha fazlasını kapsıyorsa, her namaz için abdest almak müstehap ise de, şayet  bu özür namazın bütün vaktini kaplayacak şekilde devam ediyorsa, abdest almak artık müstehap da olmaz.(bk. Şeyh Derdîr, eş-Şerhu’l-kebîr, 1/117).

Özürlü kabul edilen kimsenin her namaz için abdest alması gerekmediği gibi, ilgili hastalıktan ötürü kendisine bulaşan pisliği yıkaması da şart değildir.(bk. Fıkhu’l-İbâdât-şamile-, 1/139).

Şafilere göre;

Kendisinde akıntı görülen özürlü kişi, akıntı yerini tıkayıp bağlayarak ko­runmalıdır. Bu tedbiri aldıktan sonra abdest alır. Daha sonra yine akıntı görürse bunun namaz ve diğer ibadetleri eda etmeye bir zararı olmaz. Bu durum­daki bir insanın abdestinin, ibadetleri eda etmeye elverişli olması için şu şart­ların tahakkuk etmesi gerekir:

1. Abdestten önce istincâ (taharetlenme) yapılmalıdır.

2. İstincâ yapılır yapılmaz yukarıda anlatılan korunma önlemi alınmalı, ar­dından hemen abdest alınmalıdır.

3.  Abdest organlarından biri kurumadan hemen diğerini yıkamaya baş­lanmalı.

4.  Abdest alındıktan hemen sonra namaza durulmalıdır. Çünkü abdest­ten sonra başka bir işe koyulma durumunda alınmış olan abdest artık geçer­siz olur. Ancak abdest alındıktan sonra camiye gitme gibi namazla ilgili bir işe başlanırsa, bunun abdeste pek zararı olmaz. Aynı şekilde abdestten sonra cemaati veya cuma namazını beklemenin de abdeste zararı olmaz.

5. Yukarıda sayılan fiiller, namaz vaktinin girmesinden sonra yapılmalıdır. Vakit girmeden önce yapılan istincâ ve alınan abdestin geçerlilikleri yoktur.

Özürlü kimse mezkûr şartlar çerçevesinde aldığı abdestle sadece bir farz namaz kılabilir. Her farzı kılmak için, bu sayılan işleri yeniden yapmalıdır. Ama bu abdestiyle kıldığı farz namazın yanı sıra dilediği kadar nafile namaz da kılabilir. Nafileleri farzdan önce kılmakla farzdan sonra kılmak arasında bu abdestin geçerliliği bakımından bir fark yoktur.

Hanefîlere göre;


Özürlüler namaz vakti girince abdest almalı­dır. Bu abdestle müteakip namazın vaktine kadar diledikleri miktarda farz ve nafile namaz kılabilirler. Özürlünün öğle namazı girmeden aldığı abdest de geçerlidir. Özellikle cuma namazları için büyük bir kolaylıktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

İsmail HAKTAN

Allah razi olsun yar ve yardımcınız olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR