Kurbağa, Hz. Musa’ya zikir mi öğretti?

Tarih: 07.09.2026 - 10:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

Duyduğum bir rivayet yaklaşık olarak şu şekilde: Bir gün Hz. Musa aleyhisselâm ibadetleriyle övünür. Bunun üzerine bir kurbağa ona cevap verir “Ben 360 veya 400 yıldır Allah’ı zikrediyorum. Kim bu zikri günde bir defa, ayda bir defa veya yılda bir defa yaparsa, İsmail aleyhisselam’ın zürriyetinden bin esir veya köleyi azat etmiş ve bin umre yapmış gibi sevap kazanır.” Bu rivayetin aslı var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili rivayet şöyledir:

“Hz. Musa aleyhisselam bir gece sabaha kadar Allah’a ibadet etti, bundan dolayı yaptığı ibadeti beğenince Allah-u Teala ona bir şey göstermek istedi. Bir kere denizin kenarında sahilde yürürken bir kurbağa ona: ‘Ey Musa! Dün geceki ibadetini çok beğendin herhalde, oysa ben dört yüz senedir Allah’ı tesbih ve takdis ediyorum.’ dedi. Bunun üzerine Musa aleyhisselâm: ‘Seni konuşturan Allah aşkına tesbihinin ne olduğunu bana söyler misin’ deyince o: ‘Şöyle zikrediyorum:

سُبْحَانَ مَنْ يُسَبَّحُ لَهُ فِي لُجَجِ الْبِحَارِ

سُبْحَانَ مَنْ يُسَبَّحُ لَهُ مَا فِي الْأَرْضِ الْقِفَارِ

سُبْحَانَ مَنْ يُسَبَّحُ لَهُ عَلَى رُؤُوسِ الْجِبَالِ

سُبْحَانَ مَنْ يُسَبَّحُ لَهُ بِكُلِّ شَفَةٍ وَلِسَانٍ

Sübhane men yüsebbehu lehû fi lücec-il bihar.

Sübhane men yüsebbehu lehû ma fil ardıl gıfar.

Sübhane men yüsebbehu lehû ala ruûsil cibâl.

Sübhane men yüsebbehu lehû bi külli şefetin ve lisan.

“Denizlerin derinliklerinde kendisine tesbih edilen Zat’ı tesbih ederim.”

“Issız ve çorak topraklarda bulunan her şey tarafından kendisine tesbih edilen Zat’ı tesbih ederim.”

“Dağların zirvelerinde kendisine tesbih edilen Zat’ı tesbih ederim.”

“Her dudak ve dil ile kendisine tesbih edilen Zat’ı tesbih ederim.”

Sonra Nebî (asm) şöyle buyurdu: “Her kim bu tesbih ile günde bir kere yahut ayda bir defa veya senede bir defalığına da olsa Allâh’ı tesbih ederse Allâh-u Te‘âlâ ona İsmâîl’in neslinden bin köle âzat etmiş, ya da bin makbul hac yapmış kimse kadar sevap yazar.” (Sâlih İbni Abdillâh el-İmâa, Büstânü’l-fukarâ ve nüzhetü’l-kurrâ, 1/220; Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/287)

İbn Arrak, bu rivayeti zikrettikten sonra şöyle demiştir:

“Süyûtî bu rivayet hakkında bir hüküm vermemiştir. Ancak onun uydurma olduğuna dair belirtiler açıkça görülmektedir...” (İbn Arrâk, Tenzîhü’ş-Şerîa, 1/246-247)

Bununla beraber, bu şekilde dua etmenin dinen bir sakıncası yoktur. Zira duada Allah Teâlâ’dan hayırlı ve meşru bir şey istenmektedir. Dolayısıyla kişi bu duayı, hadis olarak sabit olduğunu düşünmeden ve Resulullah (asm) Efendimize kesin olarak nispet etmeksizin yaparsa, dua etmiş olur ve duanın sevabı ne ise Allah Teâlâ dilerse onu kendisine verir.

Bu sebeple söz konusu ifadeler, güzel anlamlar taşıyan bir dua ve tesbih olarak okunabilir; fakat Peygamberimizin söylediği kesinleşmiş bir hadis veya dua olarak nakledilmemelidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İbadetlere vadedilen netice ve sevaplara kavuşmanın şartları nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 23
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun