Kur'an'ın mahluk olduğuna dair Peygamberimiz ne söylemiştir?

Soru Detayı

- Selef uleması Kur'an harflerinin mahluk olmadığını söylerken biz neden mahluk olduğunu söylüyoruz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Halku’l-Kur’ân" tabiri Kur’an’da yer almadığı gibi ‘’halk'’ kelimesi Kur’an’da diğer isimlerinden herhangi biriyle de terkip halinde kullanılmamıştır. Erken devir hadis kaynaklarında da bu tabire rastlanmamakta ve Hz. Peygamber (asm)’in konuya dair herhangi bir açıklamada bulunduğu nakledilmemektedir. Kelâm ilminin teşekkül etmesi ve halku’l-Kur’ân meselesinin bir itikadî problem olarak tartışılmaya başlamasından sonra, bazı kaynaklarda konuya ilişkin rivayetler Resûli Ekrem (asm)’e atfedilmiştir. Buna göre, ‘’Kur’an Allah kelâmıdır, mahlûk değildir.'’ (Beyhakı, I, 373; Ebû Ya‘lâ, s. 87). Aynı sözü ashaba nisbet eden rivayetler de mevcuttur (Âcurrî, s. 77-78; Beyhakı, I, 374-380). Ancak bu rivayetler isnad açısından sahih görülmemiştir (Beyhakı, I, 373; İbnü’l-Cevzî, s. 47).

Halku’l-Kur’ân meselesinin kelâm ilminin teşekkül etmeye başlamasından itibaren itikadî tartışmalara konu olması, rivayetlerin metin açısından da sahih olma ihtimalini zayıflatmaktadır. Zira Asr-ı saâdet’te insanların bir kısmı Kur’an’ı Peygamber (asm)’in sözü olduğunu ileri sürerek inkâr ediyor, bir kısmı da Allah’ın kelâmı olduğuna inanıp onu tasdik ediyordu; ilâhî kelâmın mahlûk olup olmadığı konusu ise tartışılmıyordu (Dârimî, er-Red ‘ale’l-Cehmiyye, s. 334; Kadî Abdülcebbâr, Tabakatü’l-Mu’tezile, s. 156).

Dönemin yönetimine karşı Ahmed b. Hanbel ve arkadaşları Kur'an'ın mahluk olmadığını belirtirken, Cehmiyye ile Mu‘tezile âlimleri, Kur’an’ın hem lafzı hem de mânası itibariyle mahlûk olduğunu ileri sürüp, bu görüşü aklî ve naklî delillerle kanıtlamaya çalışmışlardır.

Diğer tarafta Selefî hareket içinde yer alan muhaddislerin bir kısmı, aşırı tepkinin bir sonucu olarak Kur’an’ın lafızlarının ve bu lafızları söylemenin (telaffuz) dahi mahlûk olmadığını ısrarla savunarak, bütün muhalif görüş sahiplerini küfre nisbet etmişlerdir. Bu iki aşırı uç karşısında, yeni teşekkül etmeye başlayan Ehl-i sünnet kelâm hareketinin öncülerinden İbn Küllâb el-Basrî, Hâris b. Esed el-Muhâsibî, Hüseyin b. Ali el-Kerâbîsî gibi âlimler Allah kelâmı olan Kur’an’ın mâna itibariyle kadîm, lafızları ve insanlar tarafından okunuşu bakımından mahlûk olduğunu söyleyerek (Râgıb el-İsfahânî, el- İ’tikadât, s. 172-173; İbn Teymiyye, Mecmû’atü’r-resâ’il, III, 353; Sübkî, II, 110) meseleyi bir çözüme kavuşturmaya çalışmışlardır.

Kur’an’ın mahlûk olmakla nitelendirilemeyeceğini belirten Ahmed b. Hanbel, okunuşu (mes’eletü’l-lafz) konusunda çekimser bir tavır ortaya koymasına rağmen, taraftarlarınca farklı görüşte gösterilmek istenmiştir. Nitekim çağdaşı olan bazı muhaddisler buna dikkat çekmişlerdir (Buhârî, Halku ef’âli’l-’ibâd s. 154; İbn Kuteybe, el-İhtilâf fi’l-lafz s. 246). Bununla birlikte Ahmed b. Hanbel’in Sünnî kelâmcıların görüşünü benimsediğine işaret eden rivayetler de mevcuttur. Buhârî ve İbn Kuteybe gibi meşhur muhaddisler, halku’l-Kur’ân meselesinde Sünnî kelâmcılarca benimsenen görüşü teyit eden eserler (Halku ef’âli’l-’ibâd, el-İhtilâf fi’l-lafz) kaleme alarak Sünnî görüşün ve aynı zamanda Sünnî kelâm hareketinin yayılmasına katkıda bulunmuşlardır.(Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz, Halku'l Kur'an Meselesi).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun