Kaza namazı veya nafile bir namaz cemaatle kılındığında, yirmi yedi tane kılınmış gibi olur mu?

Soru Detayı

- Cemaatle kılmaktan dolayı yirmi yedi kat sevap kazanılır mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sorunuzuza önce özet cevap verelim; Mesajınızda "Kaza namazı yada nafile bir namaz cemaatle kılındığında 27 tane kaza yerine geçer mi yada 27 kat nafile kılınmış gibi olur mu?" diye yazdığınız için belirtelim; Kaza namazı cemaatla kılınsa bile kaza namazı borcu olan bir kimse kazaya kalan namazlarını ayrı ayrı kaza etmesi gerekir, aksi takdirde kılınan bir kaza namazı 27 tane kaza namazı yerine geçmez. Kaldı ki kaza namazının kılınması ayrı bir husustur, nafile namazların kılınması ayrıdır. Bu itibarla nafile bir namaz cemaatle kılınsa bile nafile namaz kaza namazı yerine geçmez. Çünkü her namazda bir niyet geçerlidir. 

Namaz cemaatle kılınırsa 27 derece daha faziletli olduğu için daha çok sevap kazanılır. Zira Hz. Peygamber cemaatle namazı teşvik sadedinde cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu belirtmiştir. (Buhari, "Ezan", 30; Müslim, "Mesacid", 42)

Konunun detayına gelince, sorunuzun farklı üç yönü bulunmaktadır;

a) Kaza namazı eğer cemaatle kılınacak olursa, cemaat olanların aynı vaktin namazları kazaya kalmış olmalıdır. Yani namaz kıldıracak imam ve cemaate katılacak olanların tamamının aynı vaktin namazı kazaya kalmış ise, kazaya kalan o namaz cemaatle kılınabilir. Bu takdirde kazaya kalan o vaktin namazı cemaatle kılındığı zaman, cemaatle namaz kılmanın (yirmi beş veya yirmi yedi derece) daha fazla sevabı kazanılır. Aksi takdirde farklı vakitlerde kazaya kalan namazlar cemaatle kılınmaz. Farklı vakitlerde kazaya kalan namazlar ferdi olarak kaza edilmesi gerekir.

Kaza namazının cemaatle kılınması konusunda detaya gelince; namaz belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farz olduğu için, bir mazeret olmaksızın tembellik ve ihmal yüzünden namazı vaktinde kılmayan kimse günahkar olur. Hz. Peygamber (s.a.s.) uyuyakalma ve unutmayı bir mazeret kabul etmiş ve bu iki sebepten biriyle bir namazın vaktinde kılınamaması durumunda, hatırlanıldığı vakit kılınmasını söylemiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bu husustaki ifadesi şöyledir:

“Biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, hatırladığı vakit o namazı kılsın; o vakit, kaçırdığı namazın vaktidir.” (Buhari, Mevakit, 37; Müslim, Mesacid, 314-316).

 İmamla aynı vaktin namazını kılıyor olmak kaydı ile kazaya kalan namazlar cemaatle kılınabilir (Merginani, el-Hidaye, I, 58; Huraşi, Şerhu Muhtasar-ı Halil, II, 39). Nitekim Hendek savaşının zor şartları altında Rasulüllah (s.a.s.) dört vakit namazı kılma fırsat bulamamış; bilahare şartlar uygun hale gelince de bu namazları ashabına cemaatle kıldırmıştır.

Abdullah b. Mesud’un olayla ilgili rivayeti şöyledir:

 “Müşrikler, Hendek Savaşı’nda Rasulüllah’ı dört vakit namaz kılmaktan alıkoydular. Nihayet, gecenin bir kısmı geçtikten sonra Bilal ezan okudu ve kamet getirdi; Hz. Peygamber ikindiyi kıldırdı; sonra Bilal kamet getirdi, Hz. Peygamber akşam namazını kıldırdı; sonra Bilal yine kamet getirdi, Hz. Peygamber yatsı namazını kıldırdı.” (Buhari, “Mevakit”, 36, 38; Tecrid-i Sarih Tercümesi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, II, 535).

b) Nafile namazların cemaatle kılınması konusuna gelince: Nafile namazlarda esas olan ferdi kılınmasıdır, dolayısıyla her nafile namaz cemaatle kılınmaz, Bu itibarla cemaatle kılınabilen nafile namazlar cemaatle kılındığı zaman cemaat sevabı olarak yirmi beş veya yirmi yedi derece daha fazla sevap kazanılır.

Hangi namazların cemaatle kılınacağı konusuna gelince; cuma namazını kılmakla yükümlü olan erkeklerin, camide cemaatle namaz kılmaları farz; beş vakit namazın farzlarını cemaatle camide kılmaları ise müekked / kuvvetli sünnettir. Ramazan ve Kurban Bayram namazları da vacip namazlardan olup cemaatle kılınır (Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 57, 83, 85)

Sünnet namazlardan teravih namazı cemaatle kılınabilir. Teravih cemaatle kılındığında, vitir namazı da cemaatle kılınır. Ramazan ayının dışında vitir namazını cemaatle kılmak mekruhtur (Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 69).  

Nafile namazlardan küsuf (güneş tutulması) ve İmameyn’e göre istiska (yağmur duası) namazları da cemaatle kılınır (Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 71-72). Bunların dışındaki tüm sünnet ve nafile namazları herkesin tek başına kılması doğru olacağından, bu namazların cemaatle kılınması mekruh görülmüştür (Serahsi, Mebsut, Beyrut, 1421/2000, II, 256).

Nafile namazlardan olan tesbih namazının (Ebu Davud, Tatavvu, 14) cemaatle kılınınabileceğine dair kaynaklarımızda bir bilgi bulunmadığından, bu namazı tek başına kılmak daha uygun olur. 

c) Bir namaz hem kaza hem nafile, yani sünnet niyeti ile kılınabilir mi? Kazaya kalmış namazların kazası ile meşgul olmak, revatip (farz namazlara bitişik olan) sünnetlerin dışındaki bir nafile namaz kılmaktan önemli ve önceliklidir. Ancak vakit namazları ile birlikte kılınan düzenli nafileler (revatip sünnetler) ve teravih namazı imkanlar ölçüsünde kılınmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

 “Kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği konu, farz namazlardır. Eğer bunlar tamamsa işi kolaylaşmıştır. Farzlarda eksiği varsa, 'Bakın bakalım, nafile namazı var mı?' denilir ve nafilelerle farzları tamamlanır.” (Tirmizi, Salat, 188; İbn Mace, İkame, 202)

Kılınacak namazın ne olduğu kesin olarak tayin edilerek niyetlenilmesi gerekir. İki niyetle bir namaz kılınamayacağı gibi, namaz kılarken birden çok namaza niyet edilmez. Hem kaza namazına hem de vaktin sünnetine birlikte niyet edilirse bu namaz, kaza namazı olur. Hem kaza namazı hem de vaktin sünneti kılınmış olmaz. (Fetavay-ı Hindiyye, I, 125)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun