Şafi mezhebine göre resim ve heykel ile ilgili hükümler nelerdir?

Din bilginlerinin öteden beri üzerinde tartışageldiği ihtilaflı konulardan bi­ri de resim ve heykeldir. Şüphesiz resim ve heykel konusunda yasaklayıcı ba­zı naslar bulunmaktadır. Asr-ı saadetle hakkında haramlık hükmü verilen su­retler, üç özelliği taşıyan suretlerdir ki, bu özellikler şöyle sıralanabilir:

1.  İnsan ve diğer canlıların suretleri.

2. Tazim yani ululama maksadıyla yapılan veya bulundurulan suretler.

3. Yaratma ve meydana getirme fiilinde yüce Allah'a benzeme ve onun­la boy ölçüşme kastıyla yapılan suretler.İslâmiyet, putperestlere benzemenin önüne geçmek, şirk akidesiyle sa­vaşmak, tazim ve ululamayı sadece' yüce Allah'a özgü kılmak için, suret (re­sim ve heykel) yapmayı ve bulundurmayı yasaklamıştır.Suret yapma ve bulundurma yasağıyla ilgili rivayet edilen bazı hadis-i şe­rifler şunlardır:

• Abdullah b. Abbas (r.a), ashâb-ı kiramdan Ebû Talha hazretlerinin şöy­le dediğini rivayet etmiştir: Ben, Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu işit­tim: "İçinde köpek ve resim bulunan eve melekler girmezler." (Buhârî, Libâs, 88; Müslim, Libâs, 102; Tirmizî, Edeb, 44; Nesâî, Sayd, 11; Ahmed, el-Müsned, 4/28; İbn Hibbân, Sahîh, nr.)

 

Bu hadiste sözü edilen meleklerden kasıt, rahmet, bereket ve istiğfar me­lekleridir. Kirâmen kâtibin meleklerine gelince onlar, hiçbir zaman insanın ya­nından ayrılmaz, onun girdiği her yere girerler. Onlar, insanın amelini yazıp kayda geçirmekle görevli olduklarından dolayı, her nereye giderse gitsin, in­sanın yanından hiç ayrılmazlar.Yüceltmek maksadıyla resim bulundurulan evde günah işlendiğinden do­layı meleklerin o gibi evlere girmemeleri tabiidir. Üzerinde pislik taşıyarak eve geldiği için köpek bulundurulan eve de melekler girmezler. Ama av köpekleri, bekçi köpekleri gibi kendilerinden yararlanılan köpekleri evin dış kısmında, bahçe, avlu ve benzeri müştemilâtında beslemenin bir sakıncası yoktur.

 

• Hz. Âişe'den (r.a) şöyle rivayet edilmiştir: Resûlullah (s.a.v) yanıma gel­diğinde ben resimli bir şala bürünmüştüm. O şalı görünce yüzünün rengi de­ğişti ve üzerimden alıp parçaladı, sonra da şöyle buyurdu: "Kıyametgününden şiddetli azaba çarptırılacak olanlar, Allah'ın yaratmasına benzemeye çalı­şanlardır." (Buhârî, Libâs, 91; Müslim, Libâs, 91-92.)

 

Resimli örtülere bürünme yasağı, İslâmiyet'in ilk döneminde geçerli bir hükümdü. Daha sonraları bu yasak gevşetilmiştir. Müslim ve Tirmizî'de yer alan bir rivayet de bunu teyit etmektedir: "Ancak elbise üzerine işlenmiş olan resimler (yasaktan) istisna edilmiştir." (Müslim, Libâs, 5; Tirmizî, Libâs, 17.)

 

Hz. Âişe'den (r.a) rivayet olunduğuna göre kendisi, üzerinde çeşitli re­sim ler bulunan bir minder satın almış, Hz. Peygamber bunu görünce kapıda beklemiş ve içeri girmemiş. Hz. Âişe, Resûlullah'ın (s.a.v) yüzündeki hoşnut­suzluk emarelerini görünce, "Ey Allah'ın Resulü! Allah'tan ve Resûlü'nden ba­ğışlanma dilerim. Acaba bir kusur mu işledim?" demiş. Resûl-i Ekrem (s.a.v), "Şu minder neyin nesi?" diye sorunca Hz. Âişe, "Onu kâh üzerinde oturasın, kâh üzerine yaslanasın diye satın almıştım" demiş. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştu:"Bu resimleri yapanlara (kıyamet gününde) azap edilir ve onlara, 'Haydi bakalım, yarattığınız şu şeylere bir de can verini' denilir. İçinde resim bulunan eve melekler girmezler." (Buhârî, Libâs, 92; Müslim, Libâs, 96.)

 

Bu hadisten anlaşıldığına göre yüce Allah'ın yaratma fiilinde O'nunla boy ölçüşmeye yeltenerek canlıların resimlerini ve suretlerini yapanlar haram bir fiil işlemiş olmaktadırlar. Dolayısıyla âhirette azaba çarptırılacaklardır.Resim ve heykelle ilgili hükümler İmam Nevevî, ne ile yapıldığına ve neyin üzerinde yapıldığına bakılmak­sızın, canlıların suretlerinin yapılmasının haram ve büyük günah olduğunu söylemiş; ağaç, dağ ve deve semeri gibi canlı olmayan şeylerin suretlerini yapmanın ise haram olmadığını bildirmiştir.Üzerinde canlı varlıkların suretleri bulunan eşyanın kullanılmasına gelin­ce bunun hükmünün, söz konusu resimli eşyanın nerede ve nasıl kullanılaca­ğına bağlı olduğunu, bu eşyanın giyilen bir elbise veya başa takılan bir sarık olması yahut duvara asılması gibi önemsenmemiş sayılamayacak bir konum­da kullanılmasının haram olduğunu; yere serilip çiğnenen bir yaygı veya min­der üzerinde bulunmasının ise, rahmet meleklerinin içeri girmesine engel teşkil etmeyeceğinden haram olmadığını, bu hükmün gölgeli gölgesiz bütün su­retleri kapsadığını ifade etmiştir. (Tjevevî, Şerhu~Sahîh-iMüslim, 14/81.)

 

Hatıra fotoğraflarını çekmek ve çektirmek, anıları taze ve canlı tutmak maksadıyla bunları evlerin tenha bir köşesinde bulundurmak, tesettür hüküm­lerine dikkat edildiği ve bir şeyi yüceltme gayesi güdülmediği takdirde caizdir.Aslında fotoğraf, suret kapsamına girmez. Çünkü fotoğraf, eşyanın sure­tini yapmak değil, eşyanın görüntü ve gölgesini makine aracılığıyla kâğıt ve­ya film üzerinde tesbit edip durdurmaktır. Bunun, bir şeyin aynada veya suda­ki görüntüsünden farkı yoktur. Ancak aynada ve sudaki görüntü kalıcı değil­dir. Kâğıt veya film üzerindeki görüntü ise, kimyasal birtakım işlemler sonu­cunda tesbit edilip kalıcı hale getirilmektedir. Dolayısıyla üç boyutlu, şekil ve gölgesi oluşan suretlerle ilgili hükümler, fotoğraflara tatbik edilemez.(Muhammed Ali es-Sâyis, Tefsîru Âyâti'l-Ahkâm, 4/61; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 4/2669-2677.)

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun