Ölüm yolunun durakları neler?

Sesli dinle

- Bir yolcu gibi hissediyorum kendimi. Durdurulması mümkün olmayan bir yolculuk bu… Karşıma nelerin çıkacağını bilmek istiyorum...

- Bedenden ayrı bir tarafım varsa o nereye gidecek?
- Bir diriliş söz konusuysa bu nasıl olacak?
- Bunların akla uygun bir açıklaması var mı?

Bütün iman rükünleri tevhide dayanır, ondan nur ve kuvvet alır. “Allah vardır, birdir. Her şeyi bilir, irade eder. Kudreti her şeye yeter.” diye iman etmek öbür iman rükünlerinin temelidir.

Melekler onun masum kullarıdır, ahiret onun yurdudur, kader onun ilmidir, kitaplar onun kelamıdır, peygamberler onun elçileridir.

Allah layıkıyla tanınmazsa iman rükünleri yeteri kadar anlaşılamaz, insan da kuşkulardan kurtulamaz.

Haşrin, ölümden sonra dirilişin, ebedi hayatın, ahiretin elbette bir hakikati var!

Fakat ölümden sonra diriliş sürecini kendi bilgi ve gücünü ölçü alarak değerlendirirsen işin içinden çıkamazsın.

Seni ve bütün insanları ilmi, iradesi ve kudreti sonsuz olan Rabbin diriltecek.

Niçinini, nasılını daha sonra konuşuruz. Ben evvela ebediyet yolunun ilk durağı olan “mezar”dan söz edeyim.

Mezarla kabir âlemi birbirine karıştırılıyor. Bunlar aynı şey değil elbette.

Mezar “ziyaret edilen yer” demek. Bazı bedenler usulüne uygun biçimde mezara gömülür, orada çürür, toprak olur.

Bazı bedenler yakılır, küle dönüşür. Bazı bedenler denize atılır, ziyaret edilecek bir adresten bile mahrum bırakılır.

Ölüm ise, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Ruh, ölüm anında beden hapsinden kurtulur.

Bedeninden ayrıldıktan sonra bütünüyle çıplak kalmaz. Latif, ince, gözle görünmez bir bedeni vardır onun. İşte bu bedeniyle götürülür yeni âleme.

Dünyada kaldığı sürece bedene bağlı olan ruh, ölüm sebebiyle bir derece serbest kalır.

Bedende mahpusken görmek için göze, işitmek için kulağa, düşünmek için beyne muhtaç olan ruh, artık bunlar olmadan da görür, işitir, bilir.

Dünyadan, şu görünen âlemden “kabir âlemi”ne bir yolculuktur bu.

Kategori:
12 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun