İyi bir kul olmak için dünyayı terk etmek mi lazım?

Sesli dinle

Ne dersin, iyi bir dindar olmak için dünyayı terk etmek, işi gücü bırakmak mı gerekiyor? Hem dünyada başarılı olup hem de cennetlik bir kul olmak mümkün değil mi?

“Bir lokma bir hırka” diye özetlenebilecek bir anlayış var. Bu anlayışı benimseyenlerin dedikleri şudur, özetle:

“Dünya fani. Malın mülkün elinden alınacak. Hayatın sönmeye mahkûm bir şule. Ömrün sermayen tükeniyor.”

“Sevdiklerin seni bırakıp gidiyorlar. Sen de onları bırakmak zorunda kalıyorsun. Öyleyse bırak dünyayı. Çekil köşene, çalışıp da ne yapacaksın!”

‘Dünya kâfirin cenneti, müminin cehennemidir.’ (Müslim, Zühid, 1; Tirmizi, Zühd: 16, İbni Mace, Zühd, 3) demiş Peygamber. Sonsuz bir mutluluk seni bekliyor, dünyayı kâfirler ele geçirmişse ne gam!”

“Önünde günlük nevalen, sırtında da seni örtecek bir elbisen oldu mu senden iyisi yok…”

Bakar mısın, doğruları dile getirerek başladı, sonra gitti yanlışa vardı.

Üstelik Efendimizin hadisini de yanlış anlıyor, hatalı yorumluyor bu kafa.

Evet, dünya kâfirin cennetidir, lakin cehennemine oranla. Çünkü kâfir ebedî bir azaba gidiyor.

Evet, dünya müminin cehennemidir, fakat cennetine nispetle.

İnanan insan miskin olsun, tembellik etsin de zillet ve fakirlik cehenneminde azap çeksin demiyor, hadis.

Mümin, normal hayatını yaşayacak, helallerden yeteri kadar faydalanacak, toplumun içinde olacak, faydalı işlerini sürdürecek ama bunları yaparken kalbini bağlamayacak, halk içinde Hak ile olacak.

Kulluğunu ihmal etmeksizin çalışacak, bilimde, sanatta, ticarette, tarımda, kısacası her alanda ileriye gidecek ama gönlünü kaptırmayacak bunlara.

Parayı, serveti, makamı, şöhreti, hüneri, ilmi, sanatı Rabbiyle kendi arasına engel yapmayacak, bilakis vesile yapacak. Yani bunları onun adına kullanacak.  

Parayı kasada istifleyecek, makamı masada bırakacak, villayı arsaya kuracak, bunların kalbini istila etmelerine izin vermeyecek.

Kategori:
2 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun