Evrim ve Yaratılış İnançları İnsanlığa Sundukları Açısından Ne Gibi Farklılıklara Sahiptir?

Evrim ve Yaratılış inançlarını, getirdikleri ve götürdükleri bakımından birbiri ile mukayese ederek, insanlık açısından sebep olabilecekleri neticeleri nazara aldığımızda, evrim inancının insan fıtratına ve cemiyet hayatına ne kadar zararlı olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Evrim ve Yaratılış inançlarını, getirdikleri ve götürdükleri bakımından birbiri ile mukayese ederek, insanlık açısından sebep olabilecekleri neticeleri nazara aldığımızda, evrim inancının insan fıtratına ve cemiyet hayatına ne kadar zararlı olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
 

1e Evrimin esas aldığı değişimin kaynağını, tesadüfler, gelişigüzel kimyevi reaksiyonlar, rastgele mutasyonlar teşkil eder.
1y Yaratılışa göre ise tabiatta hiçbir ölçekte, hiçbir hadise başıboş, gelişi güzel ve tesadüfi değildir.

2e Evrim hipotezine göre, biyolojik olay ve süreçler, sadece maddi bir sebep-netice münasetiyle ortaya çıkar
2y Yaratılışa göre sebepler inkar edilemez, ancak bunlar Yaratıcı'nın icraatında birer perde olup araştırılmalı ve anlaşılma yolunda gayret sarfedilmelidir.

3e Evrime göre, tabii seleksiyon kuvvetlinin yaşayıp zayıfların öldüğü merhametsiz bir hayatta kalma mücadelesidir.Burada şefkat, merhamet ve muhabbet gibi manevi hakikatlerden söz edilemez.Yardımlaşma ve fedakarlık yerine, sadece kendini düşünme, ''Herkes ölebilir, yeter ki ben yaşayayım'' anlayışı geçerlidir.
3y Yaratılış'a göre, tabii seleksiyon merhametsiz ve şefkatsiz bir hayatta kalma mücadelesi değildir.Hayatta kalma yarışında ağırlıklı olarak mücadele olsa bile, bu mücadele gizli bir merhamet ile perdelenmiş, dayanışma ve yardımlaşma esastır.Her hadisenin bizim bilemediğimiz bir hikmeti ve gayesi vardır.Zayıf ve hastalıklı hayvanların güçlülere gıda olması ekosistemin dengesi içindir.Böylece hem yeryüzü çöplük olmaktan kurtulur, hem hastalıklı ve zayıf olanlar ortamdan çekildiğinden, yeni geleceklere yer açılır, hemde gıda zincirinin devamlılığı sağlanmış olur.

4e Evrim hipotezine göre, inorganik alemin elementlerinden hayatı çıkaran ve yöneten, tabiat kanunlarının aklı, şuuru, ilim ve kudreti, dolayısıyla bir gayesi olmadığından(ki böyle bir düşünce zaten kabul edilemez), bunlar için bir merci aramak boşunadır.Tabiat kanunlarının kendisi sanatkardır.Herhangi bir canlı sistem, kendini teşkil eden atom ve moleküllerin tesadüfi hareketleriyle kurulup çalışır, bir usta aramaya gerek yoktur.
4y Yaratılış'a göre, tabiat kanunları sanatkar değil, akıl ve şuurdan mahrum birer sanat eseridir.Tabiat kanunlarını koyan ve emrince işleterek kurduğu sistemi koruyan, tedbirler alan ve yöneten bir yaratıcı vardır.Bir masanın veya bir otomobilin tesadüfen, kendi kendine meydana gelemeyeceğini herkes kabul edeceğine ve bu eşyayı yapan bir usata aranacağına göre, bir masadan milyonlarca defa daha kompleks bir hücrenin, trilyonlarca defa daha mükemmel insan beyninin tesadüfen, kendi kendine, bir ustası olmaksızın ortaya çıkması mümkün değildir.

5e Canlı sistemdeki biyolojik süreçlerde molekül ve atomların şaşmaz faaliyetleri, her atomun bulunacağı yer ve zamanın tayini hususundaki hatasız program karşısında, bazı materyalistler atom ve moleküllere gizli bir şuur ve akıl izafe edebilirler ve onları ezeli ve ebedi varlıklar olarak görürler.
5y Yaratılış inancında ise, atom ve moleküllere herhangi bir ilim ve irade verilmez.Atomlar, Yaratıcı'nın emrinde iş gören ve üzerlerine aldıkları vazifeleri aksatmadan yerine getiren, irade ve şuurdan mahrum yaratılmış taneciklerdir.

6e Evrim, biyolojik bir faraziye gibi görünsede aslında son bir buçuk asırda materyalizmin ve ateizmin en temel malzemesi haline gelmiştir.Bilimsel(!) bir görünüm altında tamamen ateizm hesabına kullanılmaktadır.Bu bakımdan evrim bilimsel bir teori olarak değil, dinler karşısında bir inanç gibi ele alınmaktadır.
6y Yaratılış inancı ise kaynağını tamamen dinden alan bir dünya görüşüdür.Bugün kabul edilen bilimsellik ölçüleri açısından, evrim ile yaratılışın birbirinden farkı yoktur.Aradaki fark evrimin ateistik, yaratılışın ise teistik dünya görüşleri olmasıdır.

7e Evrim inancının tabii bir neticesi olarak, bu görüşün ideolojisini çok iyi anlamış olanların anlatımlarında kullandıkları uslup cümlelerinden rahatlıkla anlaşılabilir.Mesela; ''canlı organ geliştirmiştir'', ''evrimleşerek gelmiştir'', zamanla bacakları kaybolmuştur'', ''adaptasyonla kazanmıştır'', ''tabii seleksiyonla ortaya çıkmıştır'', şeklindeki ifadelerle, zımni bir şekilde Yaratıcı'ya ihtiyaç olmadığı, tabiat kanunlarının yaratıcı olduğu ima edilir.
7y Yaratılış'a inanan bilim adamlarıda kendi usluplarını geliştirmişlerdir.Mesela; ''...şeklinde yaratılmıştır'', ''en uygun şekilde yaratılmıştır'', ''..şeklinde mükemmel bir plana sahip kılınmıştır'' gibi ifadelerle ahenk, plan, program, organizasyon ve sistem, dolayısıyla bunların arkasında ki Yaratıcı nazara verilir.

8e Evrimcilere göre, organların en uygun biçimde ve fonksiyonlarına uygun olarak organizmada bulunması adaptasyon ve tabii seleksiyon sürecenin bir sonucudur.Dolayısıyla, bunun arkasında herhangi bir gaye, buna yönelik bir hikmet aramak, ve bir Yaratıcı'yı düşünmek yanlış olur.
8y Her organın Yaratıcı Allah tarafından belli bir gayeye yönelik olarak, hususi bir kast, iradeve çeşitli hikmetlerle yüklü olarak yaratıldığına inanılır.Zaten hücre gibi organik fabrikalar ve göz gibi organlar bir bütün, bir sistem olduklarından eksik veya yarım gelişmiş bir durumdan geçip kendiliklerinden bir gayeleri varmış gibi evrimleşerek fonksiyon görmeleri mümkün değildir.Yerlerinde hiçbirşey yok iken, vucudun bir veya iki noktasının tesadüfen ve kendiliğinden, şuurlu ve kararlı bir şekilde mükemmel bir göz veya kulak olmaya doğru ilerlemesi, hangi mantık ve sağduyu tarafından kabul edilebilir?

9e Evrim hipotezine göre, insanı diğer canlılardan ayırıp başka bir mevkiye koymak bir mana ifade etmemektedir.Neticede insan bir maymun türünden az farklı, biraz daha zeki, başka bir hayvandır.Dolayısıyla diğer hayvanların tabi olduğu kanunlara aynen tabi olabilir, yani her türlü ahlaki ve insani değer hükümlerinden sıyrılmalıdır.
9y İnsan diğer varlıklardan ayrı olarak hususi bir şekilde yaratılmıştır; kendini Yaratan'ı tanıması ve bilmesi için akıl, şuur, kalb, vicdan, sır vs. gibi birçok latifelerle donatılmıştır.Bütün yaratılmışların en üstünü olan insan kendisine verilmiş bu nimetin karşılığı olarak Yaratan'ı tanımalı ve onun koyduğu ahlaki hükümlere riayet ederek, mahiyet bakımından diğer hayvanlardan farklı olduğunu göstermelidir.

10e Evrime tıpkı bir din gibi bağlanmanın en tabii neticesi, bunun bir dünya görüşü olarak astronomiden-sosyolojiye, fizikten-psikolojiye kadar neredeyse bütün bilim dalları üzerinde tesirli olması ve yeni tartışmalara yol açmasıdır.Ekonomide Marksizm, psikolojide Freudizm gibi görüşler evrim teorisiyle birlikte aynı hedefe saldıran müttefik güçler halini almıştır.Çevrenin sömürülmesinede yaptıklarının hesabını vereceği bir makam tanımayan ve tabiatı sahipsiz kabul eden bu anlayış yol açmıştır.
10y İlahi kaynaklı dinlere inanıp bağlanmanın insana kazandıracağı dünya görüşüde tıpkı evrim görüşünde olduğu gibi bütün bilim dallarına yansır.Tabiata ve çeşitli bilim dallarına bakış ve değerlendirmelerde ahlaki değer hükümleri, vicdani muhasebe, insanlığın faydasına olan araştırmalar ön plana çıkar.Çevreyi koruma, insanı ve tabiatı bir emanet gibi görüp onlara sahip çıkma anlayışı bunun sonucudur.

(110 soruda Yaratılış ve Evrim Tartışması - Prof.Dr.Arif SARSILMAZ)

 

Okunma sayısı : 18
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun