Kadınlar kıyamet günü nursuz mu kalacak?

Tarih: 24.06.2026 - 07:58 | Güncelleme:

Soru Detayı

Başkası için süslenip dışarı çıkan kadınlar, kıyamet günü karanlıklar içinde kalacak, rivayetinin sıhhati nedir? İzah eder misiniz? ‎ ‎Bu durum bekar kadınlar için de geçerli mi? Çünkü hadiste kocasından başkası için süslenen kadın ifadesi geçer.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen hadis-i şerif şöyledir:

مثل الرافلة في الزينة في غير أهلها كمثل ظلمة يوم القيامة لا نور لها

"Kendi kocasından başkası için süslenip dışarı çıkan kadın, kıyamet günü karanlık içinde kalır; onun nuru yoktur." (Tirmizî, Radâ, 13)

Öncelikle bu rivayetin sıhhati üzerinde durmak gerekir. İmam Tirmizî, hadisin senedindeki bazı raviler sebebiyle zayıf kabul edildiğini belirtmiştir. (bk. Tirmizî, Radâ, 13; Feyzu’l-Kadîr, 5/507)

Hafız Heysemî de rivayetin zayıf olduğunu bildirmiştir. (Tuhfetu’l-Ahvazî, 4/276)

Bu sebeple, senedi zayıf olan hadis-i şerife dayanarak "Kocasından başkası için süslenen her kadın kıyamet günü mutlaka nursuz kalacaktır." şeklinde kesin bir hüküm vermek doğru değildir. Bir rivayet zayıf kabul edildikten sonra, ona dayanarak ahiretteki durumlar hakkında kesin hükümler vermek isabetli olmaz.

Bununla beraber, hadisin işaret ettiği mana üzerinde durulabilir. Nitekim İslam âlimlerinin ifade ettiği üzere, "cezalar amelin cinsindendir." Bir fiilin karşılığı çoğu zaman o fiilin mahiyetine uygun şekilde verilir.

Buna göre, hadiste kastedilen mana şu olabilir:

Kendisini yabancıların dikkatine sunmak, beğeni toplamak ve gayrimeşru şekilde teşhir etmek amacıyla süslenen bir kadın, ahirette bunun tam zıddı olan bir durumla karşılaşabilir. Çünkü süslenip teşhir olmak, çoğu zaman nefisteki güzel, parlak ve dikkat çekici görünme arzusundan kaynaklanır.

Bunun karşılığı olarak da güzelliğin çirkinliğe, parlaklığın karanlığa ve görünür olma isteğinin mahrumiyete dönüşmesi söz konusu olabilir.

Hadiste geçen "karanlık" ve "nursuzluk" ifadeleri bu açıdan bir tehdit ve sakındırma üslubu olarak anlaşılabilir.

Ancak bu açıklama, hadisin kesin olarak bunu ifade ettiğini değil; hadisin işaret ettiği muhtemel manayı ortaya koymaktadır.

Öte yandan hadisin lafzında: في غير أهلها "Kendi ehli (kocası) dışında" ifadesi yer almaktadır. Bu sebeple rivayetin zahiri doğrudan evli kadınlarla ilgilidir. Öyleyse, "Bu hadis bekâr kadınları da kesin olarak kapsamaktadır." demek doğru olmaz. Çünkü rivayetin gayesi evli veya bekar olmak değil, kendine helal olanların dışındakiler için süslenmeyi ifade eder. Bekar bir kadın da kendi evinde kendine nikah düşen erkeklerin olmadığı yerde süslenmesi elbette günah olmaz.

Demek ki hadisteki yasaklamanın gerekçesi; kadına nikah düşen erkeklerin dikkatini çekmek, teşhir olmak ve gayrimeşru şekilde beğeni toplamanın yasaklanmasıdır. Şu halde, aynı gerekçenin bulunduğu durumlarda benzer bir ahlâkî uyarının bekar kadınlar için de geçerli olacağı açıktır.

Ayrıca günahların kalpte karanlık meydana getirdiğini bildiren sahih hadisler de vardır. Nitekim Resûlullah (asm), “kul günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluştuğunu, tövbe edilirse bunun silineceğini, aksi takdirde büyüyerek kalbi kaplayacağını” haber vermiştir. (Müslim, Îmân, 231; Tirmizî, Tefsîr, 75)

Bu sebeple hadiste geçen "nursuzluk" ifadesi, günahların insanın manevi hayatında meydana getirdiği karanlığa işaret eden bir uyarı olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, hadis-i şerifin işaret ettiği ahlâkî mesaj, kişinin kendisini gayrimeşru şekilde teşhir etmekten, gösteriş amacıyla süslenmekten ve yabancıların dikkatini çekmeye çalışmaktan sakınması gerektiğidir.

Eğer hadisin işaret ettiği mana esas alınacak olursa, burada anlatılan "nursuzluk", dünyada gösteriş ve dikkat çekme arzusunun peşinden gitmenin ahirette bunun tam zıddı bir sonuçla karşılık bulabileceğini ifade eden bir uyarı olarak anlaşılabilir. Nihai hüküm ise Allah Teâlâ’ya aittir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun