İslamiyet'te sağlığa zararlı ibadetler olabilir mi?

Tarih: 22.01.2019 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İslamiyette sağlığa zararlı ibadetler veya kaideler olabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Biz insanlar olarak fabrikalarımızda bir sürü makina üretiyoruz ve beraberlerinde kullanma kılavuzlarını koyuyoruz. Bu kılavuzlara da ilgili makinaların nasıl kullanılmaları gerektiğini en ince ayrıntısına kadar yazıyor ve neler yapılmaması gerektiğini de gene en ince ayrıntısına kadar belirtiyoruz.

Makinayı imal eden de biz olduğumuza göre bu kılavuza, makinanın ömrüne zarar verecek veya onu bozacak hiç bir şey yazmıyoruz, aksine onlardan kaçının diyoruz.

Teşbihte hata olmasın insan da bizim yaptığımız en karmaşık makinelerden sonsuz misli mükemmellikte olan Allah’ın muhteşem bir eseridir. Bu eserin kullanma kılavuzu da Kuran’dır. Bu kılavuzun da nasıl anlaşılması gerektiğini söyleyen, açıklayan ve uygulayan da Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed aleyhisslatü vesselamdır.

Biz bu kılavuzdaki gerek bedeni, gerek manevi, gerek ferdi, gerek sosyal bütün kaidelere riayet ederek yaşarsak, kılavuz sahibi Cenab-ı Hak tarafından imtihan edilmek üzere gönderildiğimiz bu dünyada ruhumuz huzur bulur ve ebedi alemde de bizlere vaad edilen Cennetlere kavuşuruz inşallah.

Dolayısıyla bu kılavuzun sağlığımıza zarar verecek tek bir ibadeti veya zararlı başka hiç bir şeyi bulunması düşünülemez dahi.

Kaldı ki İslam dini zorluk getirmez, kolaylık getirir, aşağıda meali verilen ayetler de bunu teyid eder.

"Allah, insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar... Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma..." (Bakara, 2/286)

"... Allah, sizin için kolaylık göstermek diler, zorluk çıkarmak istemez..." (Bakara, 2/185)

Öte taraftan İslam’da, sağlık sorunları veya başka mücbir sebepler bulunan bazı özel durumlarda her nevi ibadet ve sair mesuliyetlerde muhtelif ruhsatlar da bulunmaktadır. Bu ruhsatların, nasıl ve ne şekilde tatbik edilebildikleri hususunu ilmihal kitaplarına havale ediyoruz.

Sadece namazdaki bir ruhsata bakıyoruz.

5 vakit namaz, vakitleri belli ve farz kılınmış bir ibadettir. Büluğ çağına erişmiş akıl sağlığı ve şuuru yerinde olan herkes için taksimetre çalışmaya başlar;

  • Kişi sağlıklıysa, bildiğimiz şekilde,
  • Ayakta kılamıyorsa, yere oturarak,
  • Yere oturamıyorsa, sandalyede,
  • Sandalyeye oturamıyorsa, yattığı yerden,
  • Kımıldayamıyorsa, ima ile namazını kılmakla mükelleftir.

Zaten ima ile dahi namaz kılamayacak durumda olan insanın şuuru yerinde değil demektir, şuuru yerine gelene kadar kılması da teklif edilmez.

Neticede ibadet ve kulluk vazifelerimizin tamamının hem bu dünyaya hem de ahirete bakan yüzleri vardır.

Dünyaya bakan yüzlerindeki faydalar pek çoktur. Ve bu faydalar her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır;

Namazın, orucun bedeni faydasından tutun, içkinin, kumarın zararlarına; aile bağlarını ve komşuluk ilişkilerini iyi tutmak gerektiğinden tutun; faizin ve zekatsız bir toplumun oluşturduğu gelir adaletsizliklerine kadar... bunlar gibi daha sayısız faydalar ve ihtarlar yazılabilir.

Ahirete bakan yüzlerini ise biz kıt aklımızla ve nakıs ilmimizle bilemiyoruz. Onları ancak Kuran ve muallimi olan Hz. Peygamber (asm) Efendimizden öğreniyoruz ve onlara talip oluyoruz.

Ancak ne kadar öğrensek, ne kadar anlamaya çalışsak da, her türlü beşeri hayalin çok ötesinde olan cennet alemini tam kavramamız mümkün değil. Allah hepimize oralara ulaşmayı nasip etsin.

Tabii bu arada imanındaki eksiklik ve bozukluktan, kulluk vazifelerini ihmal edenleri bekleyen azap alemini de aynı şekilde hayalen kavramamız mümkün değil.

Onun için bize düşen, bu dünyada huzur bulmak, asıl da ahirette Allah’ın rızasını kazanmış kullar olabilmek için O’nun emirlerine kayıtsız şartsız riayet etmektir.

Ahir zamanı yaşadığımız günümüzde birçok gafil insan Allah’ın nasıl olsa bizi affedeceğine inanmakta ve kulluk vazifelerini ciddi bir şekilde ihmal etmektedir.

Evet. Allah Gafur’dur, Afüvvdür, Rahim’dir, Tevvab’dır; mağfiret eder, affeder, merhamet eder, tövbeleri kabul eder; ancak evvela tövbe etmemizi ve halimizi de ıslah etmemizi bekler.

Yoksa unutmayalım ki, Kahhar, Cebbar, Celal, İntikam sahibi gibi isim ve sıfatlar da Ona aittir.

Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değildir!

Şu mealini verereğimiz ayeti de sakın aklımızdan çıkarmayalım:

“Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyle ise dünya hayatı sakın sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı şeytan, sizi isyana sürüklerken Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın!” (Fatır, 35/5)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun