"Irkını inkâr eden bizden değildir." ifadesi hadis midir, hadis ise nasıl anlamalıyız?

Tarih: 16.02.2007 - 15:21 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Irkını inkar eden bizden değildir." diye bir rivayet bilmiyoruz. Bu sözün esası nesebini inkar etmektir. Yani bir kişi babasını inkar edip başka birisinin çocuğu olduğunu iddia edemez. Bu nedenle bu, ırkçılıkla değil nesebin kime ait olduğuyla ilgilidir. (bk. NESEB, NESEP)

"Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün Müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tövbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder."(İbn Hîşâm, IV/253; ayrıca bk. Veda Hutbesi)

Irkçılığın dinimizde yeri yoktur. Peygamber Efendimiz (asm) ırkçılık konusunda şöyle buyurmuşlardır:

“Asabiyet dâvâsına kalkışan (ırkçılık yapan), onu yaymaya çalışan, bu dâvâ uğrunda mücadele eden kimse bizden değildir.” (Ebu Davut, Edeb, 121)

İslâm'a göre ırk öğesi insanlara doğal bir üstünlük sağlamadığı gibi medenî bir toplumun oluşmasında da temel etken değildir. Medenî bir toplum, hayvanlar gibi iç güdüleriyle birlikte yaşayan insanlardan değil, özgür iradeleriyle seçtikleri inanç ve idealler çevresinde toplanan insanlardan oluşur.

Bu nedenle Islâm toplumu Islâm'ı bir din, bir hayat düzeni ve biçimi olarak benimseyen insanların oluşturduğu toplumdur. Belirleyici tek etkenin inanç olduğu bu toplumun oluşmasında başka hiçbir maddi ya da manevi etkenin katkısı yoktur.

Aynı akide çevresinde birleşen insanlar, kan bağları olmasa da kardeştirler (Hucurât, 49/10). Buna karşılık, aynı inancın paylaşılmaması durumunda, baba oğul arasında bile bir yakınlıktan söz edilemez. Iman etmediği için babasının çağrısına uymayan Hz. Nuh (as)'un oğlu onun ailesinden sayılamaz. (Hud, l l/46).

Aynı inancı paylaşan müminler küfrü tercih etmeleri durumunda ne babalarını, ne de kardeşlerini veli edinebilirler (Tevbe, 9/23). Hiçbir mümin, babası, oğlu, kardeşi ya da diğer bir yakını da olsa, Allah'a ve Peygamber (asm)'ine düşman olan kimseye sevgi besleyemez (Mücadele. 58/22).

Hz. Peygamber (asm)'de câhilî bir âdet olan ırkçılığı sık sık gündeme getirerek eleştirmiş ve yasaklamıştır. Veda Haccı sırasında, Veda Hutbesi olarak bilinen ünlü konuşmasında; "Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba, beyaz renklının siyaha, siyah renklının beyaza bir üstünlüğü olmadığını, üstünlüğün yalnızca takva ile olduğunu" ilan etmiştir. Mekke'nin fethinde, Kabe'yi tavaf ettikten sonra yaptığı konuşmada Hz. Peygamber (asm) aynı gerçeği şöyle dile getirmiştir:

"Sizden câhiliyye ayıplarını ve büyüklenmesini gideren Allah'a hamd olsun. Ey insanlar, tüm insanlar iki gruba ayrılırlar. Bir grup iyilik yapan, iyi olan ve kötülükten sakınanlardır ki bunlar Allah nazarında değerli olan kimselerdir. İkinci grup ise günahkar ve isyankar olanlardır ki bunlar da Allah nazarında değersiz olanlardır. Yoksa insanların hepsi Adem'in çocuklarıdır; Allah Adem'i de topraktan yaratmıştır."

Irk üstünlüğü düşünceşinin temelsizliği başka bir hadiste de şöyle ortaya konur:

"Hepiniz Adem'in oğullarısınız, Adem de topraktan yaratılmıştır. Insanlar babaları ve dedeleri ile övünmekten vazgeçsinler. Çünkü onlar Allah nazarında küçük bir karıncadan daha değersizdirler." (Tirmizi, Tefsir sure, 49)

Hz. Peygamber (asm) insanların aynı kökten geldiklerini ve üstünlüğün yalnız takva ile ölçülebileceğini belirtmekle yetinmeyerek, Allah'ın insanları ırklarına göre değerlendirmeyeceğini de ısrarla vurgular. Bir hadislerinde,

"Allah kıyamet günü sizin soyunuzdan-sopunuzdan sormayacaktır. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız kötülüklerden en çok sakınanınızdır."(Müslim, Birr, 33)

buyurmuştur. Aynı anlam diğer bir hadiste de şöyle dile getirilir:

"Allah sizin mallarınıza ve şekillerinize bakmaz; fakat O sizin kalblerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr, 33; Ibn Mâce, Zühd, 9).

Bütün bu gerçek ve uyarılar karşısında ırkçılık davası güden kişinin Müslümanlık iddiasının bir anlamı yoktur. Hz. Peygamber (asm),

"Irkçılık davasına kalkışan bizden değildir, ırkçılık üzerine savaşa girişen de bizden değildir."(Müslim, Imare, 53, 54, 57)

buyurarak böyle bir kişinin yerini tesbit etmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah Resulünün (asm.) ırkçılığa bakışı nasıldır?

İslam'ın ırkçılığa bakışı nasıldır?

Bir insan ırkını sevmekle ırkçı olur mu?

Bediüzzaman'ın ırkçılığa bakışı nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun