"İlim, müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır." hadisini nasıl anlamalıyız? İlim neden mümine ait kayıp bir mal olarak ifade edilmiştir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebû Hüreyre (ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:

“Hikmet, değerli bilgiler müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibidir.” (Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17)

“Yitik” diye tercüme edilen kelime “Dalle” dir. Kaybolan mala denilir. Daha çok, yitik olan büyük baş veya küçük baş hayvan hakkında kullanılır. Kişi yitik malını şiddetle, sıkı aramaya koyulduğu için, hikmetli söz yitik mala benzetilmiştir. Yâni mümin kişi, hikmetli söz peşinde koşmalı, aramalı ve bulduğunda herkesten ziyâde elde etmeye çalışmalıdır.

Hadisin, "nerede bulursa" ifâdesi, hikmetli sözün sahibine bakılmaksızın, sözün kapılmasının önemine işaret eder. Araplar arasında kullanılan şöyle bir ata sözü vardır:

"Söylediği söze bak ve söyleyene bakma.”

Şu noktayı da belirtmekte fayda vardır: Bilindiği gibi bir çok mümin hikmetli sözlere pek önem vermez. Halbuki bu hadis hikmetli sözün mümin kişinin yitik malı gibi olduğunu ve dolayısıyla önemle arayıp bulmasını bildirir. Bu itibarla bir yoruma göre bu hadisin hükmü şuurlu ve olgun imâna sahip kimselere aittir. Yâni bu özelliğe sahip olan müminler hikmetli sözleri yitik malı gibi arar ve bulduğu yerde herkesten önce alır.

Diğer bir yoruma göre hadîs, teşvik mahiyetindedir. Yâni mümin kişi hikmetli sözü yitik malı gibi önemle aramalı ve bulduğu yerde herkesten fazla hak sahibi sıfatıyla almalıdır.

Bir yoruma göre de, hakîm, yâni hikmetli sözlere düşkün kişi hikmetli sözleri aramalıdır ve bulduğu zaman alıp onunla amel etmeli, uygulamaya koymalı ve ona uymalıdır. Yâni hikmetli sözü sırf öğrenmekle yetinmek bir anlam taşımaz. Mühim olan husus o sözün gereğini yapmaktır. (bk. Tuhfetül’l-ahvezi, ilgili hadisin şerhi)

Esasen Hikmet kelimesi çok değişik anlamlara gelmektedir. Peygamber Efendimiz (asm) bir anlam sınırı getirmediği için, hadiste geçen hikmetin, islama uygun olan bütün anlamları içine aldığı söylenebilir.

Kur'ân-ı Kerîm'de, "çok hayır" (Bakara, 2/269) diye nitelenenen hikmet, on bir âyette "kitap" ile birlikte kullanılarak hikmetin, "ilâhî kitaplar" veya "bu kitaplarda vahyedilen derin bilgiler" anlamı taşıdığına işaret edilir.

Ayrıca şu anlamlara da gelmektedir:

Bütün özel bilgi alanlarını kuşatan doğru, yararlı, kapsamlı ve derin bilgi; ilâhî gerçekleri, özellikle Kur'an'ın yüksek anlamını kavramaktan doğan bilgi; İslâm dininin ilkelerine inanmak ve bunlara uygun yaşamakla gerçekleşen üstün hayat tarzı, Hz. Peygamber (asm)'in Müslümanlar için doğru bilgi ve erdemli yaşayış kaynağı olma değeri taşıyan sünneti. (bk. DİA, Hikmet md.)

Fahreddin er-Râzî, Kadî Beyzâvî gibi müfessirlerin, ilgili âyetlerin yorumu dolayısıyla yaptıkları açıklamalarda hikmet özetle, bütün doğru bilgilerle güzel yaşayışı kapsayan bir kavram olarak tanımlanır.

"Hikmete sarıl. Çünkü hayır hikmettedir." (Dârimî, "Mukaddime", 34)

anlamındaki hadiste de hikmetin bu anlam zenginliğine işaret edilmiştir.

İşte bu önemi sebebiyle Hz. Peygamber (asm) soruda geçen ifadeyi buyurmuştur.

Hikmet, insanı öteki canlılardan ayıran düşünme veya bilme gücünün meyvesidir. Bu nedenle İslâm kültüründe düşünür karşılığında "hakîm" kelimesi kullanılmıştır.

Düşünme ve onun ürünü olan bilgi ve dolayısıyla bilim yeryüzünde sadece insana özgü bir haslettir. Kur'an, Hz. Âdem'in meleklerden daha üstün olma sebebini, ona verilen, fakat meleklerin bilmediği bilgilerle izah eder. Çünkü ilim Allah'ın sıfatıdır. Bu nedenle ilim ve hikmetten yoksun kalarak kendisini bu iki özellikten de yoksun bırakan insan, kendi şahsına karşı en büyük zararı vermiş sayılır; ayrıca kendisine en değerli nimet olan aklı bağışlayan Allah'a da nankörlük etmiş olur.

Diğer taraftan hikmet, bilgi-amel bütünlüğünü de kapsar. Zira özellikle ahlâk gibi uygulamalı bir alana ilişkin bilgiler, ancak hayata geçirilerek anlam ve değer kazanır. Bu yüzden Kur'ân-ı Kerîm'de bilgilerine uygun davranmayanlar ağır bir dille eleştirilmiş (Cuma, 62/5), Hz. Peygamber (asm) de,

"Faydası olmayan ilimden Allah'a sığınırım." (Müslim, Zikir, 73) buyurmuştur.

Tirmizi, "Hikmet Hadisi" olarak bilinen bu rivayetin, zayıf olduğunu söylemiştir. (Tirmizi, İlim 19)

Bu konudaki değişik sened ve metinlere bir sayfadan fazla yer veren es-Sehâvî (el-Makâsıdu’l-Hasene, s.191, 192), Tirmizî’nin yukarıdaki sözü ve bir başka tarik hakkındaki zayıf ifadesi dışında leh veya aleyhinde herhangi bir şey söylememektedir. Onun bu tavrı, değişik lafızlarla ve birçok senedle nakledildiği için, bu rivayetin merdud (reddedilmeyi hak etmiş) zayıflıkta olmadığını anlatıyor gibidir.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür ki, hikmet hadisi çeşitli tariklerden nakledilmekle birlikte umumiyetle zayıf kabul edilmiştir. Bununla beraber hadis, ulema ve halk arasında yaygınlık kazanmış, muhtevası çeşitli yorumlara konu olmuştur. Günümüzde de çeşitli çevrelerce her türlü bilgi ve bilim transferi için delil olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple hadisin zayıf olduğunu unutmadan, bu tür değerlendirmeleri ihtiyatla karşılamak yerinde olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.