İçimizden suizan etmek günah mıdır?

Tarih: 18.07.2016 - 03:56 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Güvendiğim bir yerde Müslüman içindeki düşüncelerini organlarına yansıtmadığı sürece sorumlu olmaz denilmişti. Suizan için de aynı ifade vardı yanlış anlamadıysam.
- Yani bir insan suizan ettiği kişiye davranış olarak vs hiçbir şekilde kötülük sergilemezse, zannını dışarıya, organlarına yansıtmazsa, zannı sadece içinde kalmış olsa bu günah ve kul hakkı mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebu Hureyre ve İbn Abbas’tan nakledildiğine göre,

“Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker.” (Bakara, 2/284)

mealindeki ayet indiğinde bir kısım sahabiler Hz. Peygamber (asm)’e gelip bu durumun zorluğundan bahsettiler.

Bunun üzerine 286. ayetin başında yer alan “Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.” mealindeki açıklama indirildi. (bk. Razi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

- Bu ayetle ilişkilendirilerek zikredilen bir hadis rivayetine göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Allah, eyleme dönüştürmedikleri veya onu dillendirmedikleri sürece, ümmetimden olan insanların zihinlerinde tasavvur edip tasarladıkları kötü şeylerin vebalini affetti.” (Taberi, Razi, İbn Kesir, ilgili yer)

- İşte bu ayet ile bu hadisin arasını bulmak için alimler konuya farklı yorumlar getirmişlerdir. Kayda değer bulduğumuz yorumları şöyle özetleyebiliriz:

İnsan, iradesi dışında kalbine gelen vesvese, telkin, tasavvur ve hayallerden dolayı sorguya çekilmez. Çünkü, 286. ayette de ifade edildiği üzere, “teklif-i malayutak / insanın takatinin dışında bir sorumluluk” yoktur.

Bu sebeple, hakkında herhangi bir kasıt, bir azm-u cezm bulunmayan, gayr-ı ihtiyarî insanların kalbine gelen günahlardan ötürü bir sorumluluk da yoktur. (krş. Razi, Nesefî, ilgili ayetin tefsiri)

- Alimlerin belirttiğine göre, bir insan bir günah işlemeye azmettiği halde o azminden vazgeçip, pişman olup tövbe ederse, bundan da sorumlu olmaz. Keza, bir kişi, bir günah işlemeye teşebbüs ettiği halde, kendi iradesinin dışında bir engel çıktığı için o işi yapmaya muvaffak olmadıysa, yine işlemediği o fiilin günahını yüklenmiş olmaz, sadece işlemeye kastettiği için o kasıt ve niyetinin vebalini çeker.

Örneğin, zina etmeye niyet eden bir kimse, bir şekilde buna muvaffak olmazsa, zina suçundan sorumlu olmaz, fakat Allah’a karşı beslediği isyandan ötürü -Allah affetmezse şayet- niyetinin cezasını çeker.

Konumuzun esasını teşkil eden ve Kütübü Sittenin hepsinde yer alan hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Ümmetim, işlemediği veya onu dillendirmediği sürece, içinden geçirdiği günahlarını Allah affeder.” (bk. Razi, Nesefî, a.g.y)

Ancak, alimlerin cumhuruna göre, bu hadisin hükmü, azmedilmeyen tasavvurlar içindir. Yoksa, bizzat yapılması kastedilen ve içten niyet edilen bir günah işlenmezse bile sorguya tabidir. (Razi, Nesefî , a.g.y)

- Özetlersek:

İnsanın kalbine gelen kötü hatırlar / düşünceler iki kısma ayrılır:

Birincisi: İnsanın gelmesini istemediği halde, iradesi dışında kalbine gelen kötü tasavvurlar, düşünceler. İnsanlar bundan ötürü sorumlu tutulmazlar.

İkincisi: İnsanın kendi iradesiyle tasavvur edip tasarladığı ve onu eyleme dönüştürmek için azmettiği düşünceler. İnsan bundan sorumludur.

Razi’ye göre bu konuda en güzel yorum budur. (Razi, ilgili yer)

- İbn Aşur’un da benzer bir değerlendirmesi şöyledir:

“İnsanın kendi iradesiyle azmetmediği halde, iradesi dışında kalbine gelen kötü tasavvurlar, düşüncelerden sorumlu olmaz. Bu husus “Ümmetim, işlemediği veya onu dillendirmediği sürece, içinden geçirdiği günahlarını Allah affeder.” hadisinin beyanına uygun bir hükümdür. Eğer kişinin arzu ve iradesiyle bu kötü tasavvur ve düşünceler söz konusu ise, burada iki nokta önem arzeder:

1) Eğer bu düşünceler -hırsızlık gibi- kötü bir eyleme dönüştürülebilecek türden ise, bu takdirde kişi bu düşüncesini fiiliyata dönüştürürse sorumlu olur; eğer eyleme dönüştürmezse; örneğin hırsızlık yapmaya azmeden bir kimse, kendi isteğiyle bundan vazgeçerse sorumlu olmaz. Hırsızlık yaptığı takdirde mesul olur.

2) İman, küfür, haset gibi eyleme dönüştürme yönü olmayan düşünceler türünden ise, bunlardan ötürü kişinin sorumlu olacağı tartışmasızdır. Çünkü burada kişi, özgür iradesini kullanarak bu düşüncelerden sıyrılabilir. İradesini kullanmadığı zaman mesul olur. (bk. İbn Aşur, ilgili yer)

- Dikkat edilirse, “suizan” da eyleme dönüştürülmeyen bir olgudur. Bu sebeple, eğer kişinin iradesi dışında kalbine gelirse sorumlu olmaz. Yok eğer kişi kendi iradesiyle onu kalbine koyarsa mesul olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun