Hindistan'daki büyücüler arkalarında ormanlık alan veya meyveli ağaç gösteriyordu, bu nasıl oluyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’da büyücülükten söz edilir ve gösterdikleri şeylerin birer hayal olduklarına işaret edilir.

“Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!”(Bakara, 2/102) mealindeki ayette sihrin varlığını gösteren bilgiler işlenmiştir.

“Hayır, siz ortaya koyun!” dedi. Bir de ne görsün: onların sihirleri sayesinde, ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten hareket ediyormuş gibi geldi.”(Ta ha, 20/66) mealindeki ayette, sihrin/büyünün bir gerçeği ortaya koymaktan ziyade, bakanların gözüne “gerçekmiş gibi” bir görüntüyü vermekten ibaret olduğuna işaret edilmiştir.

“(sihirbazlar) atacaklarını ortaya koyunca, insanların gözlerini büyülediler, onları dehşete düşürdüler, müthiş bir sihir sergilediler.”(Araf, 7/116) mealindeki ayetten de, sihrin göz boyayan bir göz bağından ibaret olduğunu anlamak mümkündür.

- İbn Hacer’in “el-i’lam fi kavatii’l-İslam” adlı eserinde bildirdiğine göre sihir üç çeşittir:

Birincisi; SİMYA’dır. Bu, değişik unsurlardan veya kelimelerden meydana getirilen bir hassadır ki, onunla insanların beş duyu organlarına veya bunlardan bir kısmına hitap edecek ve tesir altında bırakacak şekilde harika şeyler göstermektir. Bunlar gerçek şeyler olabildiği gibi, hayal mahsulü şeyler de olabilir.

İkincisi: HİMYA’dır ki, bazı gök hadiselerin tesirlerini göstermekten ibarettir.

Üçüncüsü;  Bazı cevherlerin hassalarından/özelliklerinden istifade edilerek gösterilen harikalardır.(bk. Reddü’l-Muhtar, 1/45).

Bu konuda önemli bir nokta şudur:
Büyücülerin yaptığı şeyler bir fiilî duadır. Yaratmakla ilgili bir şey söz konusu ise, o fiilin yaratıcısı mutlaka Allah’tır. Bunun aksini düşünmek küfürdür.

- Yukarıda meallerini verdiğimiz ayetlerden anlaşılan, büyücülülerin yaptığı, insanların zihninde yaptıkları bir efsunlama ile hayalî  şeyleri hakikat gibi göstermekten ibarettir.

Bu sebeple, ormanları yaratma gibi bir fiilin gerçek olduğuna ihtimal vermemek gerekir. Bunlar, hikâyeler şeklinde nesilden nesile aktarılan efsanelerdir. Tekrar edelim ki, şayet gerçekten böyle bir şey olsa bile, bunun Allah’ın bir fiili olduğuna, büyücünün sadece buna zahiri bir sebep olduğuna inanmak şarttır. Unutmamak lazım dır ki, büyücülüğün bir imtihan vesilesi olma yönü de vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR