"Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır." (İnşirah, 94/5) âyeti hakkında bilgi verir misiniz?

Soru Detayı
Şu ana kadar somut hiç bir şey görmedim; bu âyet sizce insanda şüphe bırakmaz mı?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen âyetlerin mealleri şöyledir:

"Zorlukla beraber kolaylık vardır. Evet, zorlukla beraber kolaylık vardır." (İnşirah, 94/5-6)

Âyetin şüphelenilecek tarafı yoktur. Burada iki kolaylık vardır; biri dünyada, diğeri ise ahirette. Ahiretteki kolaylık, malum sabretmek şartıyla cennettir. Dünyada da zorluğa karşı sabır ve azimle mukabele edildiğinde neticesi kolaylıktır demektir. Yani zorluğun çaresi vardır, çözümsüz değildir. Ancak bu kolaylık sabreden ve zorluğu yenmek için azmedenler içindir. Bunu yapmayanlar için böyle bir şey söz konusu değildir.

İlgili âyetlerin tefsiri şöyledir:

5. Demek ki, "zorlukla beraber bir kolaylık vardır". "Fâ", fasiha olarak kendisinden önceki kısımdan sonraki kısma şahit getirme ve inceleme ile onu dallara ayırma tarzında; yahut sebeb bildiren "fa" olarak öncekini illet olarak göstermek suretiyle ta'diye şeklinde ilerisi için vaaddir.  إنّ Bu vaadin gerçek olduğunu bildirir. Vaadin ne olduğu sözün akışından anlaşılmaktadır. العسر  'deki elif-lam, fa'nın fasiha olması durumunda görünüşte "ahd" içinde olmak lazım gelirse de cüzden külle (parçadan bütüne) geçiş ile gerçekte vaadi ifade için istiğraka işarettir. Yllet için olması durumunda ise kübra (büyük önerme) demek olduğu için dorudan doğruya istiğraktır. Demek ki mânâ şu olur: O göğsü açma ve yarma, yükü kaldırma, adını yüceltme madem ki oldu, demek ki o senin çektiğin zorlukla beraber büyük bir kolaylık varmış, o halde daha da vardır. Yahut, çünkü her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Ondan dolayı seni kolaylığa erdirdik, yine de erdiririz.

Meşhur olduğu üzere burada مع "beraber", بعد "sonra" mânâsınadır. Yakınlık, beraber olmaya benzetilerek ifade olunmuştur. Çünkü o göğsü açma ve yükü kaldırma, yükün sırtı ezmesinden sonra olmuştur. Kısacası, bu böyle olduğu gibi ilerisi için de böyledir. "Allah, bir güçlüğün arkasından bir kolaylık yaratacaktır."(Talak, 65/7) Bir iş darlık halinde genişler.

6.  مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا "Evet, zorlukla beraber bir kolaylık var". Bu da evvelkini vurgulamakla beraber yeni bir başlangıç ile vaadden vaade genelleme halinde bir vurgudur. Bunda 'in istiğrak için olması gerekir. Fakat önceki istiğrak için olduğuna göre bu ona işaretle ahd için olur ve şöyle demek olur: Evet, o her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Yani o zorluğa göğüs gerilip aşılırsa o kolaylığa erilir. Çünkü kolaylığın var olmasından herkesin de mutlaka ona ermesi lazım gelmez. O kolaylığa inanıp, o zorluğa ehemmiyet vermeyip de Allah'ın izniyle sabır göstererek dayanan ona erer. Nitekim  فَأَمَّا مَن أَعْطَى وَاتَّقَى   وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى  فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى "Ve'l-Leyli" Sûresi'nde

"Kim malını Allah yolunda verir ve takva yolunu tutar ve en güzeli de tasdik ederse, biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız."(Leyl, 92/5-7)

buyurulmuştur. Şu halde bundan sonra da bir zorluğa tesadüf edersen onu da başka bir kolaylığın izleyeceğini veya beraberinde bir kolaylık bulunduğunu bil, bu vaadi tasdik et de o zorluktan yılma. Onu da gönül hoşluğuyla karşıla. Burada مَعَ "beraber" بَعْدَ "sonra" mânâsınadır. Zira zorluk ve kolaylyk zıt şeylerden olduğu için bir arada bulunmaları caiz olmaz. Bir yere peşpeşe ve ard arda gelirler. Şu kadar ki bir yere varmaları itibarıyla beraber imi? gibi de düşünülebilirler. Yani bir yönden zor görünen bir şeyde diğer yönden bir kolaylık vardır. O şeyi, bu kolay yönünü bularak yapabilen kolaylığına erer. Her zorluğu bir kolaylığın izleyeceğine inanmak da o zorluğun yalnız sonunda değil, beraberinde de bulunan bir kolaylık yönüdür. Bu itibarla "en güzel"i tasdik eden ve ona göre çalışan müminler için her zorlukta iki kolaylık var demektir ki, bunun birine dünya kolaylığı, diğerine ahiret kolaylığı demek uygun olur.

Rivayet olunmuştur ki, Resulullah (s.a.v) bu âyet inince ferahlık ve neşe içinde gülerek çıkmış, لَنْ يَغْلِبَ الْعُسْرِ يُسْرًا "bir zorluk iki kolaylığı yenemez", إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا   إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا   "Zorlukla beraber bir kolaylık vardır, zorlukla beraber bir kolaylık vardır." diyordu.(Muvatta,Cihad, 6). Bu mânâ çoğunlukla zorluk mânâsına gelen "usr" kelimesinin belirli, kolaylık mânâsına gelen "yüsr" kelimesinin belirsiz olmasıyla izah edilmiştir ki bu izah, ikinci usr kelimesindeki "lâm"ın ahit mânâsında olması düşüncesine dayanır. Bununla beraber bu daha çok bu âyetlerin üstündeki ve altındaki "fâ"larla öncesi ve sonrasıyla olan irtibat ve bağlılıktan anlaşılmaktadır. Ahd ise, önceki "usr" kelimesinde açık veya dolaylı olarak anlaşılan genelliğin ahdi olmalıdır. Her zorlukla beraber kolaylığın bulunabilmesini de açıkladığımız gibi tartışmasız olarak anlamak mümkündür. Yani kolaylığın var olması, onun herkes için meydana gelmesini gerektirmez. Mesela, "Kâfire ölüm ve cehennemde ne kolaylık var?" gibi bir soru sorulamaz. Sorulsa, "cennet vardı ama o iman etmedi" diye cevap verilir.

Usr kelimesinin başındaki "lâm"ın umumilik ifade ettiğine ve imanın şart olduğuna şu olay da delil olur: İmam Malik Muvatta'da Zeyd b. Eslem'den rivayet etmiştir ki, Ebu Ubeyde Hz. Ömer b. Hattab (r.a.)'a yazmış, Rumların çokluğunu ve onlardan korktuğunu, endişe duyduğunu anlatmıştı. Hz. Ömer (r.a.) de ona: "Şu muhakkak ki mümin bir kalbe herhangi bir sıkıntı inerse, Yüce Allah ona bunun arkasından bir rahatlık verir ve bir zorluk iki kolaylığı yenemez." diye yazmıştır. "Mümin bir kalbe" denilmekle imanın gereği olan gönül huzuru ve sabra da işaret vardır. Onun için, sızlanan müminin ahiret sevabını kaybetmesi de bu genel mânâ ile çelişki teşkil etmez. Bununla beraber hepsinde de hükmün genelliği yine Allah'ın dilemesi kaydına bağlıdır. Muvaffakiyet ondandır. Onun için bu hüküm ve vaadi hem ileriye genellemek ve dallara ayırmak, hem de Allah'ın lütfuna dayandırmak akışı içerisinde buyuruluyor ki:
 
7.  فَإِذَا فَرَغْتَ O halde boşaldığın vakit, yani her zorluğa bir kolaylık vurgulanarak vaad edilmiş olduğu için bir görevi, bir ibadeti bitirip bir zorluktan bir kolaylığa geçtiğin, biraz dinlendiğin, mesela aldığın vahyi yerine ulaştırdığın, farzlarını yerine getirdiğin vakit  فَانصَبْ yine yorul, iş bitti diye rahata düşüp kalma da yine zahmeti tercih edip diğer bir ibadet için kalk, çalış, yorul; farz bittiyse nafileye geç, namaz bittiyse duaya geç ki, kolaylık da artsın, şükürde devam etmiş olasın. Bilindiği gibi "nasab", yorgunluktur. Kolaylık tembelliğe sevketmemeli, çalışmaya teşvik edici olmalıdır ki onun peşinden de bir kolaylık gelerek, artma ve ilerleme durumu hasıl olsun.(Elmalılı H. YAZIR, Hak Dini Kur'an Dili, İlgili Âyetlerin Tefsiri.)
 
"O halde bu, bütün mü'minler için umumi bir vaaddır ve kimse bunun dışında değildir. Ya­ni dünya hayatında müminlerin karşı karşıya kaldığı zorluklarla birlikte âhı-rette kaçınılmaz olarak bir kolaylık vardır. Bazan dünyadaki kolaylık ile âhi-retteki kolaylık da bir arada bulunabilir. Haberde yer alan "bir zorluk, iki ko­laylığı asla yenemez" ifadesi tek bir zorluğun her ikisini yenik düşüremeye­ceği ancak eğer galib gelirse onlardan birisinin ötekini yenebileceğini gös­termektedir ki bu da (yenik düşecek olanın) dünyadaki kolaylık olduğu an­laşılmaktadır. Âhiretteki kolaylık ise, kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir ve hiçbir şey onu yenik düşüremez."

Yahut şöyle de açıklanabilir: "Evet, gerçekten güçlükle -bu Mekkelilerin Peygamber (sav)'ı Mekke'den çıkarmaları demektir- beraber kolaylık var­dır." Bu da onun çanla, şerefle, güç ve kuvvetle onbin kişi ile birlikte Mek­ke'nin fethi gününde Mekke'ye girmesidir.(İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 19/192-194)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

21187 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.