"Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacak!" (Nisa, 4/41) Ayeti açıklar mısınız?

Tarih: 15.09.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nisa Suresi, ayet 41:

"Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacak!.."

Ayetin Tefsiri:
Kendilerine hak din ve peygamber gönderilen her ümmetin şahidi, o ümmetin pey­gamberi olacaktır. Kıyamette Allahuteâlâ ümmetleri toplayacak, hesaba çekecek, peygamberlerini de şahit tutacaktır. İyi ahlâkı tamamlamak için gönderilmiş, bü­tün hak dinlerin değişmez esaslarını son olarak aydınlığa çıkarmış ve uygulamış, insanlığa kıyamete kadar sürecek bir din ve nizam getirmiş olan hâtemü'l-enbiyâ da bütün peygamberlerin şahidi olacaktır. Çünkü o, diğerlerinin getirip tebliğ et­tiklerini ve daha fazlasını bilmektedir.

Şehîd ve şahidin bir mânası da "temsil eden, şahsında gösteren"dir. Peygamberler Allah Teâlâ'nın irade ve rızâsını tem­sil eden, onun dilediği, beğendiği, hoşnut olduğu kulu, şahıslarında gerçekleştiren kâmil insanlar, has kullar ve bu mânada canlı şahitlerdir.

Hâtemü'l-enbiyâ olan Hz. Muhammed (asv) ise bütün peygamberlerin güzel sıfat ve özelliklerine vâris olmuş, yalnız kendisine ait bulunan kemalât ile de onları aşmıştır. Onun bütün peygam­berlere şahit olması, bu özelliğinin tabii bir sonucudur.

İnsanlar dünyada yaşadık­ları kulluk imtihanının âhirette sonucunu almak üzere toplandıklarında peygam­berleri, bir "cevap anahtarı" gibi onlara takdim edilecek; doğru ve yanlışlarını on­ların şahıslarında, kendi gözleriyle görecek, vicdanlarıyla hissedeceklerdir. (Kur’an Yolu, Diyanet Tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun