Her insanın kaderi ve yaşayacağı şeyler alnında ve elinde yazılı mıdır?

Tarih: 28.06.2014 - 02:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İnsanın alnında, el ayasında bir takım çizgilerin onun kaderiyle alakalı olduğunu üstad Bediuzzaman Mesnevi Nuriye’de dile getirdiği doğru mudur?

- O zaman biz şunu diyebilir miyiz: Her insanın kaderi ve yaşayacağı şeyler alnında ve elinde yazılıdır. Bir de şunu diyebilir miyiz: İnsanın alnındaki ve elindeki işaretler haktır, ama bu işaretlerden bir şey çıkarmak insana yasak edilmiştir.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Evet Üstad Bediüzzaman Hazretleri Mesnevi-i Nuriye’de bu konuya açıkça işaret etmiştir. Aşağıdaki ifadeleri bu konuda açıktır:

“İ'lem Eyyühel-Aziz! Âlemde her şeyin yüzünde hikmet eserleri göründüğü gibi en uzak, en geniş, en ince kesretin tabakaları üstünde de hikmet, ihtimam eserleri görülmektedir. Evet, kesret ve tekessürün müntehası ve neticesi olan insanın sahife-i vechinde, cebhesinde, cildinde, ellerinin içlerinde kalem-i kader ile pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır."

"Malûmdur ki, insanın şu sahifelerinde yazılan o kelimeler, harfler, noktalar, harekeler, ruh-u insanîde bulunan manalara, maneviyatlara delalet ettikleri gibi, fıtratında kader tarafından yazılan mektublara da işaretleri vardır. Arkadaş, insanın geçen sahifelerine kaderin yazdığı haşiye, tesadüf ve ittifakın dühûlüne bir menfez bırakmamıştır.” (bk. Mesnevi-i Nuriye, s. 103)

Bu ifadede şu hususları görmekteyiz:

a) “Âlemde her şeyin yüzünde hikmet eserleri göründüğü gibi en uzak, en geniş, en ince kesretin tabakaları üstünde de hikmet, ihtimam eserleri görülmektedir.” Güneşin, ayın, yerkürenin yüzünde hikmet nakışları olduğu gibi, insanların ellerinde de aynı hikmetten örülmüş nakışlar vardır.

b) “Evet kesret ve tekessürün müntehası ve neticesi olan insanın sahife-i vechinde, cebhesinde, cildinde, ellerinin içlerinde kalem-i kader ile pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır.”

Yani: Kâinat kitabının en son sahifesi ve en ince nakşı ve kesret tabakasının en uzak meyvesi insandır. Kainatta varlık sahnesine en son çıkan insanın en uç kısımları olan yüzünde, alnında, cildinde, ellerinin içinde çizgiler halinde bulunan nakışlar da tesadüfi değil, her şeyi hikmetle yapan Allah’ın takdiriyledir, kader kaleminin yazdığı hikmet-feşan nakışlardır.

c) “Malûmdur ki, insanın şu sahifelerinde yazılan o kelimeler, harfler, noktalar, harekeler, ruh-u insanîde bulunan manalara, maneviyatlara delalet ettikleri gibi, fıtratında kader tarafından yazılan mektuplara da işaretleri vardır.”

Yani: İnsanın söz konusu organlarında yazılan hatlar, nakışlar, çizgiler, birer kelime, birer satır, bire mektup olup bir şeylerden haber vermektedir. Bu yazılar ve şifreli nakışlar, bir yandan sahibinin ruhani cephesinde yer alan manalara ve maneviyata delalet ettikleri gibi, diğer yandan da kader tarafından onun fıtratında yazılan bir kısım mukadderat-ı hayatiyeye bakan birer simge mahiyetindedir.

d) “Arkadaş, insanın geçen sahifelerine kaderin yazdığı haşiye, tesadüf ve ittifakın dühûlüne bir menfez bırakmamıştır.”

Yani: İnsanın bu organlarında en ince bir şifre ile onun hususi hayatına işaret eden nakışların yazılması, sonsuz ilim ve hikmet sahibi olan Allah’tan başka hiç bir elin varlıklara müdahale etmediğinin bir göstergesidir.

Diğer sorulara gelince;

- Evet, her insanın kaderi ve yaşayacağı şeyler alnında ve elinde yazılıdır. Ancak Kur’an’daki şifreli ayetler gibi, bu şifreler de açık değildir. Bu ilmî nakışları Nakkaş-ı hakiki okur, Zat- akdesiyle kendi maharetini takdir eder.

- “İnsanın alnındaki ve elindeki işaretler haktır.”, ama bu işaretlerden bir şey çıkarmanın insana yasak edilip edilmediğini bilemiyoruz. Kaderle ilgili temkinli yaklaşımlar burada da geçerlidir. Ancak, ilim ve maneviyatta derin alimler kaderin bazı sırlarını bildiği gibi, bu organlardaki kaderin sırlı yazılarının da bir kısmını bilebilirler. Nitekim, İbrahim Hakkı hazretleri de “fizyonomi” ilmi çerçevesinde bu organlardaki fiziki nakışları kişinin manevi yapısıyla olan ilişkileri hakkında epey malumat vermiştir.

Bununla beraber, biz bu verilen bütün bilgilerin -en azından- değişmez bir kanun şeklinde takdim edilmesinin çok fazla isabetli olmadığını, fakat yine de bu nakışların bazı yönlerini, ehil olan bazı alimlerin okuyabileceğini düşünüyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun