Hadisi şeriflerde insanın kalbinde emanetin kök saldığından bahsediliyor, bu emanet nedir? Ayrıca emanetin kalplerden çekilip alınmasından maksat nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadis-i şerifin tam metninin tercümesi şöyledir:

"Şüphesiz ki emanet, insanların kalblerinin ta derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonra Kur'an indi. Bu sayede insanlar Kur'an'dan ve sünnetten emaneti öğrendiler."

Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize emanetin kalkmasından bahsetti ve şöyle dedi:

"İnsan bir kere uyur ve kalbinden emanet çekilip alınır, ondan belli belirsiz bir iz kalır. Sonra bir kere daha uyur, yine kalbinden emanet alınır; bu defa da ayağının üzerinde yuvarladığın korun bıraktığı iz gibi bir eseri kalır. Sen onu içinde hiçbir şey olmadığı hâlde kabarık görürsün."

Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem eline çakıl taşları alarak ayağının üzerinde yuvarladı. Sözlerine de şöyle devam etti:

"Neticede insan o hâle gelir ki, insanlar alışveriş yaparlar da neredeyse emaneti yerine getirecek bir kişi bile kalmaz. Hatta şöyle denilir:

"Filanoğulları arasında emin bir adam varmış." Bir başka kişi hakkında da: "Ne kadar cesur ne kadar zarif ne kadar akıllı bir kişi." denilir. Oysa kalbinde hardal tanesi kadar bile iman yoktur."

"Şüphesiz ki bir zamanlar, sizin hanginizle alışveriş yapacağıma aldırmazdım. Çünkü alışveriş yaptığım kişi Müslümansa, dini kendisini benim hakkımı vermeye yöneltirdi. Şayet Hristiyan veya Yahudi ise, valisi benim hakkımı vermeye onu sevkederdi. Fakat bugün sizden sadece belli birkaç kişiyle alışveriş yapıyorum." (Buhârî, Rikak 35, Fiten 13; Müslim, Îmân 230)

Hadisin ravisi Hz. Huzeyfe, sahâbîler arasında fitneler, yani kıyametten önce ortaya çıkacak bir takım hâdiselerle ilgili olarak Peygamberimiz (asm)'in söylediklerini en iyi bilen kişi idi. Hadis kitapları onun bu yöndeki pek çok rivayetine yer verir.

Hz. Huzeyfe'nin burada bahsettiği ve Resûlullah (asm)'dan duyduğu iki hadisten biri, "emanetin kalblerin derinliğinde yerleşmesi", ikincisi de, "emanetin kalkması" ile ilgili olandır. Burada zikredilen emanet, öz bir ifadeyle, Allah'ın ve insanların hukuku, Allah'ın kullarına farz kıldığı ibadetler, kısaca dinin kendisidir. Bütün bunlar dikkate alındığında, emanet kavramının ne derecede büyük ehemmiyet taşıdığı ortaya çıkmış olur.

Hadiste söz konusu edilen “emanet” kavramı üzerinde farklı yorumlar yapılmıştır. Bu yorumları şöyle özetleyebiliriz:

Emanet, İmandır;  Mükellef olanların -Allah’tan başka kimsenin görmediği- gizli, saklı taraflarıdır; Allah’ın emir ve yasaklarıdır; Allah’ın kullarından aldığı ahittir; bütün dinî yükümlülüklerdir; Allah’a mutlak itaattir. (bk. İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi)

Hadisin ifadelerinden anlaşılıyor ki, buradaki emanetten maksat, kişinin imandan aldığı eminlik şuurudur. Çünkü iman emniyeti, emaneti, güvenirliliği telkin eder. İmandan kaynaklanan iman şuurunun güçlülüğü nispetinde kişinin emniyeti, güvenirliği de kuvvet bulacaktır. Alışveriş gibi muamelelerdeki emniyet, imandaki emniyetle orantılıdır.

Özetle, hadiste imanın kaybolması veya zayıflamasıyla birlikte sosyal hayatta emniyetin kaybolduğu bir gelecek zamandan / Raşit halifeler zamanından, ta ahir zaman fitnesinin vuku bulduğu bir zamanın fitnesinden haber verilmektedir. Ancak bu emniyetsizlik az da olsa ta Hz. Huzeyfe’nin zamanında da boy göstermiştir.

Hadiste yer alan “Kişi, bir uyku uyur. O uyurken emanet kalbinden silinip alınır” ifadesinde yer alan “uyku”dan maksat, gaflet uykusudur. İmandan, iman şuurundan, sorumluluk idrakinden yoksun kalmak suretiyle gaflet uykusuna dalmaktır.

İnsan Allah'ın Kitabı'ndan ve Rasûlü'nün sünnetinden gafil olduğunda haramlara dalar, günah işler ve neticede imanı zayıflar. Bütün bunlar emanetin kalkmasının, iman noksanlığının ve kalbin kararmasının alâmetleri sayılır. Kalp, iman nuru ile aydınlanır. Günahlar kalbi karatır.

İnsanın gafleti arttıkça, imanı zayıflar, eminliği ortadan kalkar, dînî hassasiyeti, hak ve hukuka riâyeti yok olur. Böylece kalpteki siyah lekeler çoğalır ve kalp simsiyah kesilir. O zaman insan hainleşir. Alışverişte hainlik yapmayan, dürüst olan parmakla gösterilecek kadar azalır. Hatta "filanoğulları arasında emin bir adam varmış" diye dillere destan olur. Oysa onun kalbinde hardal tanesi ağırlığınca bile emanetten, imandan eser kalmaz, bulunmaz.

“Emanetin kalpten kalkması” demek, imanın kalpten çıkması ve sadece onun zahiri bir eseri olarak dil ile bunu ikrar etmek manasına gelir. (bk. İbn Hacer, a.g.e)

Bu hadis, zamanla insanların din ve iman cihetinde bozulacağını, emanetin yavaş yavaş ortadan kalkacağını ve insanların birbirine güvenlerinin kalmayacağını haber vermektedir.

Konuyla ilgili bazı hadisler:

“Size bir şey bırakıyorum ki, ona sarıldığınız müddetçe sapıklığa düşmezsiniz. O, Allah’ın Kitabı’dır.” [Müslim, Hacc 147, hadis no: 1218; İbn Mâce, Menâsik 84, hadis no: 3074; Buhârî, (Tecrid, 1654); İbn Hişam, IV//251].

Bir başka rivâyette ise ümmetine Allah’ın ipi Kur’an ile Ehl-i Beytini (Ev halkını) emânet olarak bıraktığını bildiriyor (Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe 36, Hadis no: 2408; Ahmed b. Hanbel, 5/181).

"Emânet kaybedildiği zaman yani -işler ehli olmayanlara verildiği zaman- kıyâmeti bekle." (Buhâri, İlim 2)

"Emânet sahibi olmayan kişinin gerçek ve mükemmel bir imânı yoktur." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, III/135).

Peygamberimiz (asm), vergi memurluğu görevi isteyen Ebû Zerr el-Gıfârî’ye şöyle demiştir:

“Sen güçsüzsün; bu iş emânettir; emânet, üstesinden gelemeyen kimse için kıyâmet gününde zillet ve perişanlık doğurur.” (Müslim, İmâre 16)

"Münâfığın alâmeti üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Vaad ettiği, söz verdiği zaman sözünde durmaz. Kendisine bir şey emânet edildiği zaman hıyânet eder." (Buhârî, İman 24; Müslim, İman 107, 108)

Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) şöyle duâ ederdi:

"Allah’ım, şikak ve nifaktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım." (Ebû Dâvud, Salât 367, hadis no: 1546; Nesâî, İstiâze 21)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR