Hac farz kılındıktan sonra, hac konusunda hangi esaslar belirlenmiştir? Peygamberimiz (s.a.v.) hac emiri olarak kimi tayin etmiştir?

Tarih: 02.06.2006 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı
Hz. Ebu Bekir (ra)'in hac emiri olarak tayin edilmesi nasıl olmuştur?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, kendisi gitmeyince, Hicretin dokuzuncu yılında Hz. Ebû Bekir'i Müslümanlara haccettirmek ve hac yapma usûlünü öğretmek üzere Hac Emîri olarak tayin etti.1

Hz. Ebû Bekir, hac yapmak üzere hazırlanmış bulunan üç yüz Müslümanla Medine'den yola çıktı. Medinelilerin ihrama girme yeri olan Zülhuleyfe'ye varınca orada ihrama girdi ve

"Lebbeyk Allahümme Leybeyk lâ şerike leke Lebbeyk. İnnelhamde vennimete leke ve'l-Mülk. Lâ şerike leke." diye telbiye getirdi.

Üç yüz kişiden ibâret İslâmın ilk hacı kafilesi Medine'den hareket ettikten bir müddet sonra "Tevbe Sûresi" nâzil oldu. Ashab-ı kiram, "Yâ Resûlallah! Bu sûreyi, halka okumak üzere Ebû Bekir'i gönderseniz." dedi.

Peygamber Efendimiz, "Bu tebliği ya ben, veya ev halkımdan birisinin yerine getirmesi lâzımdır." buyurdu.2

Arapların âdet ve geleneklerine göre, herhangi bir anlaşmayı ancak kabilenin reisi veya onun akrabasından biri yapabilir veya bozabilirdi. Hz. Ali akrabalık cihetiyle Peygamberimiz (s.a.v.)'e Hz. Ebû Bekir'den daha yakın bulunuyordu. Bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hz. Ali'yi huzuruna çağırdı ve "Tevbe Sûresinin baş tarafından şu yazılmış olanları götür." diye emrettikten sonra şöyle buyurdu:

"- Kurban kesme günü Mina'da toplandıkları zaman halka yüksek sesle ilân et ki: Hiç bir kâfir cennete giremez.
- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak!
- Hiçbir çıplak Beytullahı tavaf etmeyecek!
- Kimin Resûlullahla anlaşması varsa, onun anlaşması, müddeti bitinceye kadar geçerli olacaktır.
- Müddetsiz anlaşmalar için dört ay müddet tanınacaktır."
3

Hz. Ali neden kendisinin gönderilmek istendiğini öğrenmek istiyordu. "Yâ Resûlallah," dedi, "ben yaşlı olmadığım gibi, hatib de değilim?"

Peygamber Efendimiz, "Bunu, mutlaka ya ben ya da sen götüreceksin. Fakat sen git. Muhakkak Allah, senin diline ve kalbine sebat ihsan eder!" 4 buyurdu.

Bunun üzerine Hz. Ali, derhal Medine'den hareket etti. Beraberinde Hz. Ebû Hüreyre de vardı. Yolda Hz. Ebû Bekir'e yetişti. Hz. Ebû Bekir ona, "Âmir misin, memur mu?" diye sordu.

Hz. Ali, "Memurum" dedi ve geliş maksadını şöyle izah etti:

"Resûlullah (a.s.m.) beni, halka Tevbe Sûresini okuyayım ve ahd sahibine ahdinin tamamlanacağını haber vereyim diye gönderdi."5

Hz. Ebû Bekir başkanlığındaki ilk hacı kafilesi Mekke'ye girdi. Hz. Ebû Bekir, bir hutbe irad buyurdu. Hutbesinde, halka haccın nasıl yapılacağım anlattı. Hz. Ebû Bekir, konuşmasını bitirince, Hz. Ali ayağa kalktı ve "Ey insanlar! Ben size Resûlullahın elçisiyim." dedikten sonra Tevbe Suresinin ilk otuz veya kırk âyetini okudu.

Bu sûrenin ilk âyetlerinden birkaçı şu meâldedir:

"Müşriklerden aranızda anlaşma bulunanlara, Allah ve Resulünden bir ihtardır."

"Dört ay müddetle yeryüzünde dolaşın. Ve bilin ki Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz ve Allah elbette kâfirleri rezil edecektir."

"Büyük hac gününde Allah ve Resulünden insanlara şunu ilân edin ki, Allah ve Resûlü müşriklerden uzaktır. Tövbe ederseniz sizin için daha hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, bilin ki, Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. İnkâr edenleri ise acı bir azapla müjdele."

"Ancak, müşriklerden aranızda antlaşma olup da bunu hiçbir şekilde ihmâl etmemiş ve kimseye size karşı yardım etmemiş olanlar müstesnâdır. Onlarla olan antlaşmalarınızı, müddetlerinin sonuna kadar tamamlayın. Muhakkak ki Allah, haksızlıktan sakınanları sever."

"Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, hapsedin ve onların bütün yollarını tutun. Ancak onlar tövbe eder, namazlarını dosdoğru kılar ve zekâtlarını verirlerse, siz de onları serbest bırakın. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

"Eğer müşriklerden biri emân dileyecek olursa, sen de ona emân ver ...tâ ki Allah'ın kelâmını dinlesin. Sonra da îmân etmeyip yurduna dönmek isterse, onu emin olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar hak ve hakikatı bilmez bir topluluktur."6

Daha sonra Hz. Ali, "Ben, size dört şeyi bildirmeye memurum." dedi ve memur bulunduğu hususları halka şöyle ilân etti:

"- Hiçbir kâfir cennete giremez!
- Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek!
- Beytullah çıplak tavaf edilmeyecek!
- Kimin Resûlullahla (a.s.m.) anlaşması varsa onun anlaşması, müddeti bitinceye kadar mu'teber olacak!
- Bunlar dışındakilere dört ay daha mühlet tanınmıştır. bundan sonra hiç bir müşrik için ne ahd ne de himâye vardır."
7

Hz. Ali yanında, Hz. Ebû Hüreyre de yukarıdaki hususları zaman zaman halka yüksek sesle ilân ediyordu.

Haclarını tamamladıktan sonra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve beraberindeki sahabîler Medine'ye döndüler.

Dipnotlar:

1. Sîre, 4:188; İbn-i Kesîr, Sîre, 4:65.
2. Sîre, 4:190.
3. Sîre, 4:190; Tirmizî, 3:222.
4. ibn-i Kesîr, Tefsir, 2:333.
5. Sîre, 4:190; Tabakât, 2:168.
6. Tevbe Sûresi, 1-6.
7. Sîre, 4:190-191; Zâdü'l-Mead, 3:30.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun