Fizik kurallarına göre gökyüzünün yere düşemeyeceği ortada iken, ayetlerde neden gökyüzünün direksiz durduğu söyleniyor?

Soru Detayı

- Ayetlerde gökyüzünün özelliklerinden bahsedilmiş, tanrının gökyüzünü direksiz bir şekilde çaktığını ve yeryüzüne düşmemesini sağladığını söylemiş. Gökyüzünün yere düşemeyeceği zaten fizik kuralları ile apaçık ortada. Zira yukarıda düşebilecek pek bir şey yok, atmosferin içindeki hava ise zaten tabiri caiz ise düşmüş durumda.

- Ben burada tutulan bir şey bulamadım. "Gökyüzünün direksiz bir şekilde çakılmış olması." deyince, yerin bir blok halinde (yuvarlak olmayan/düz) olması gerekir ve bu da o zamanda Arabistan'da çokça görülen çadırlara benziyor biraz (aynısının direksizi).

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Gökyüzünün yere düşemeyeceği zaten fizik kuralları ile apaçık ortada...” ifadesi, pek de ortada değildir. Çünkü ayette zaten gözle görülmeyen direklerin varlığına işaret edilmekte ve astrofizik kanunlarının devrede olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu sebeple, ayette insanların görmediği şekilde bazı direklerin/kanunların yaratılmasıyla göğün yere çakılmasına engel olunduğu ifade edilmektedir.

Her kanun bir kanun koyucuya muhtaç olduğu gibi, fizik kanunları da bir yaratıcıya ihtiyaç duymaktadır. Ayetlerde bu kanunları koyanın ve işletenin, meriyete koyanın Allah olduğuna da işaret edilmiştir. 

Bununla beraber, gerek fizik gerek kimya kanunlarından hiçbirinin elle tutulacak, gözle görülecek bir tarafı yoktur. Bunlar Allah’ın -her şeyi hikmetle yapan- Hakim isminin tecellisine itibari birer ayna oldukları gibi, onun ilim ve kudretine de -sebepler nizamı dahilinde- sadece birer perdedir. İş yapan sadece Allah’ın kudretidir. Zaten tevhit inancının gereği de bunu gerektirir. 

Göklerin bir adasından ibaret olan güneş sisteminin işleyişi hakkında insanların oldukça fazla bilgiye sahip olduğu bir çağda yaşıyoruz. Güneş sisteminin havada durduğu ve güneş sistemindeki gezegenlerin havada güneşin etrafında döndüğü bilinmektedir. Bunların -sebepler açısından- havada kalmalarının yegâne vesilesi, güneşin kendi ekseni etrafında dönmekle meydana getirdiği itim-çekim kanunudur.

Burada da gökte önemli bir yer işgal eden güneş sisteminin havada durması, yeryüzüne çakılmamasını sağlayan gözle görülmeyen, elle tutulmayan ve bir gerçek vücutları olmayan itim-çekim, merkezkaç-merkeze doğru olarak adlandırılan kanunlara bağlıdır.

“Allah O’dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti (veya:  sizin görmediğiniz direklerle yükseltti).” (Ra'd, 13/2)

mealindeki ayetin ifadesi bu yapılan açıklamaları barındıran veciz bir üslubu barındırmaktadır.

Bugün meteor yağmuru denilen gök cisimleri her zaman yere düşecek şekilde yerlerinden kopuyorlar. Bunlar koptukları gibi aynı cesametle yere düşseler, kim bilir günde kaç bin kişinin ölümüne sebebiyet verirler. Burada da Allah görülmeyen direkler yaratmıştır. Atmosferde manyetik bir alan yaratmış ve yeryüzüne düşmek üzere gelen o büyük taşlar, cisimler/kayalıklar o gözle görünmeyen manyetik alan tarafından toz-duman haline getirilir. Böylece Allah buradan da gök parçacıklarının yeryüzüne düşmesini hikmetli kudretiyle engellemiştir. 

“Gökyüzünün direksiz bir şekilde çakılmış olması deyince yerin bir blok halinde (yuvarlak olmayan/düz) olması gerekir.” görüşü isabetli değildir. Kur’an’ın ifadeleri insanların akıllarına birer hitaptır. İnsan aklı ise genellikle duyu organların hissettikleri ile beslenir. İnsanlar gözleriyle göklerin yukarıda, yerin aşağıda olduğunu görüyorlar. 

Zaten SEMA=GÖK sözcüğünün sözlük anlamı, yukarıda olan şey demektir. Bu aşağı-yukarı kavramları izafi/rölatif de olsa, insanlara bir hakikati anlatıyor; o da insanlar ancak yukarıya bakarak gökleri görebiliyor. Allah sonsuz merhametiyle insanların bu duygularını da nazara alarak onlarla konuşmuş...

Bu sebeple, böyle bir tasvirin yerküresinin düz bir blok olduğuna ima edilmesi söz konusu değildir. Bu tür yorumlar kişilerin o anda kendi içlerinde algıladıklarından başka herhangi ilmi bir delile dayanmaları mümkün değildir. Yerküresi gibi geniş bir kürenin binlerce düz blokları, adacıkları barındırması, onun küreliğini/yuvarlaklığını ortadan kaldırmaz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bir ayette gök üstünüze düşmesin diye biz onu havada tutuyoruz deniyor. Gök nasıl üstümüze düşebilir?

Rad suresi 2. ayette "gökleri direksiz yükseltildiği" ifade edilirken Mümin suresi 7. ayette ise "arşı meleklerin taşıdığı" ifade edilmektedir. Bu ayetler birbirine zıt değil mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun