Ebu Leheb'in gerçek isminin "Abduluzza" yani "uzzanın kulu" olduğunu iddia eden kişiler var. Bu durumda Peygamberimiz (asm)'in dedesi Allah'tan başka bir de "uzza" adlı puta mı inanıyordu?

Tarih: 01.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Çocuğunun adını bu şekilde koyması, onun puta taptığı anlamına gelmez. Zira diğer oğlunun ismi de Abdullah'tır. Onun muvahhid olduğuna işaret eden diğer rivayetler de göz önüne alındığında Ebû Leheb'e babası tarafından konulan isim ile sonradan şöhret bulduğu bu isim farklı olma ihtimali de vardır. Nitekim Uzzâ putuna nezaret eden Eflah b. Nadr eş-Şeybânî ölümü sırasında kendisinden sonra Uzzâ’nın ihmal edilmesinden endişe etmiş ve Ebû Leheb de bu görevi kendisinin üstleneceğini belirterek onu teskin etmiştir. Bu görevi üzerine Uzzan'ın bakıcısı üzerine böyle bir isimle anılmış olması da mümkündür. Nitekim Abdülmuttalib'in asıl ismi de Şeybe'dir. İsim değişiklikleri sık görülen bir durum olarak görünmektedir.

Bu konuda aşağıdaki noktalara dikkat etmekte fayda vardır:

Birinci nokta: Peygamberimiz (a.s.m)'in Allah tarafından hep seçkin topluluklardan seçildiğine dair rivayetler vardır.

Bir hadis-i şerifte, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Allah bütün mahlukattan/yaratıklardan Âdem’in çocuklarını/İnsan oğlunu seçti, Âdem’in çocuklarından Arapları seçti, Araplardan Mudar kabilesini seçti, Mudar’dan Kureyş kabilesini seçti, Kureyşten Haşim oğullarını seçti, beni de Haşim oğullarından seçti, böylece ben, seçkinlerin seçkini oldum”(bk. Mecmau’z-zevaid, 8/215).

Bu hadisten, Peygamberimizin (a.s.m) soyunun bağlı olduğu kabilelerden veya fertlerden hiç kimsenin Allah’a isyan etmediği, veya puta tapmadığını çıkarma imkânımız yoktur ve bu doğru bir bilgi de olmaz. Burada vurgulanan husus, Allah’ın, en sevgili kulu olan Peygamberimizi (a.s.m) yaratırken Hz. Adem’den beri onun adı geçen bir güzergâh takip etmesini dilemiş ve tercihini o yönde kullanmış olduğudur. Peygamberimizin (a.s.m) bu topluluklardan seçilmiş olması, onların bütün fertleriyle seçkin olmasını gerektirmez.

İkinci nokta: Hz. Peygamber (a.s.m) Hz. Adem’den beri gayr-ı meşru ilişkiden doğan bir soydan gelmediğine dair rivayetler vardır. Atalarının temizliği, seçkinliği konusu bu açıdan da değerlendirilebilir. Nitekim Taberanî’nin Hz. Ali’den aktardığına göre, Peygamberimiz (a.s.m) şeyle buyurmuştur: “Hz. Adem’den ta öz annem ve babamdan doğduğum ana kadar, asla nikahsız bir soydan gelmedim, hep nikahlı bir soydan geldim.” (bk. Mecmau’z-Zevaid, 8/214). Benzer bir hadis de İbn Abbas’tan nakledilmiştir.(bk. a.g.y).

Üçüncü nokta: Alimlerin büyük çoğunluğuna göre, fetret ehli necat ehlidir, kurtuluş halkıdır.

Dördüncü nokta: Siyer kitaplarında yer aldığına göre, Peygamber Efendimiz (a.s.m.)'in dedelerinin ve büyükannelerinin İbrahim Aleyhisselâmın dini olan Hanîf dini üzerinde bulundukları rivayet edilir ki, hiçbirisinin şirkin çirkinliklerine bulaşmadıkları bildirilir.

İlave bilgi için tıklayınız: Peygamberimiz (asm)'in Anne, Baba ve Dedesinin İmanı Hakkında.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun

BENZER SORULAR