Cehennemde bir kafir, "Allah'ım bazılarını çocuk yaşta öldürdün, beni de çocuk yaşta öldürseydin de cennette gitseydim." diyemez mi? Veya cennette bir mümin, "Allah'ım beni daha fazla yaşatsaydın da cennetteki derecem daha yüksek olsaydı." diyemez mi?..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Farz edelim ki, öyle bir şey sordular. Acaba sonsuz ilim sahibi, bütün akılların yaratıcısı olan Allah’ın bunlara âdil, hakkaniyetli ve tatmin edici cevap vermesi kendine hiç zor gelir mi?

Kur’an’da defalarca,

“Allah kıyamet gününde sizin ihtilafa düştüğünüz konuların gerçek durumunu açıklayacaktır.” (Hac, 22/69)

mealindeki ifadeye yer vermesi, söz konusu varsayımlara da bir cevap niteliğindedir.

Mesela, çocuk yaşta ölen bir insan öbür tarafta, "Allah’ım beni daha fazla yaşatsaydın da cennetteki derecem daha yüksek olsaydı?..” dese, buna karşı şöyle bir cevap verilse, itiraz edilebilir mi?

“Senin gibi, nice küçükler büyüdüler, sonra Allah’a isyan etmeye başladılar ve cehennemi boyladılar... Seni o tehlikeden kurtarıp cennete almak kötü mü?”

Bir kafir, "Allah’ım, bazılarını çocuk yaşta öldürdün, beni de çocuk yaşta öldürseydin de cennette gitseydim!..” şeklinde bir şey diyemez, böyle bir hak iddia edemez. Cevap olarak ona denilse ki;

“Herkes gibi , Allah sana da akıl, zekâ verdi, âdil bir imtihana soktu ki, cennet gibi büyük bir kazancın olsun. Seninle aynı yaşta, aynı aklı ve zekâyı paylaşan milyonlarca insan, bu imtihanı kazanıp cennete girdiği halde, senin tembellik edip çalışmamaktan doğan kötü sonucun faturasını Allah’a çıkarman insaf ve vicdanla bağdaşır mı?”  Ne cevap verecek?

Sınıfta kalmış bir öğrencinin –eften-püften - mazeret üretmesinin ne değeri var ki...

Bu bizim cevabımız. Ya bir de Allah cevap verse…  Doğrusu, kendisini yoktan var eden Yüce Yaratanı -haşa- ilzam edip susturacağını düşünenlerin aklına şaşmamak elde değil...

Bu söylediklerimiz tahkik namına idi. Hakikati ise, Kur’an’dan öğrenelim:

“Eğer dileseydik bütün insanlara hidâyet verir, doğru yola koyardık.  Lâkin, ‘Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracağım.' hükmü kesinleşmiştir.”(Secde, 32/13).

Evet, cennet adam istediği gibi, cehennem de adam ister. Cennete gidenler içi Allah’ın lütfü söz konusudur. Çünkü Allah, sonsuz merhamet, şefkat ve lütuf sahibidir.  Ama cehenneme gidenlerden hiç biri zulme uğramamıştır. Çünkü, bütün kâinatın gösterdiği nizam, intizam, âhenk, dengelerin şahadetiyle sonsuz adaleti tahakkuk eden Allah âdildir, kullarına zulmetmeye tenezzül etmez.

Cevap 2:

Sizin bu sorunuzu evet veya hayır şeklinde cevaplamak yanlış olur. Çünkü evet dersek Cebriyeci olur insanın iradesini reddetmiş, hayır dersek Mutezileci olur kaderi inkar etmiş oluruz. Bu konuda verilecek en güzel cevap, Allah bilir olacaktır.

Cenâb-ı Hak bu âlemde hikmetiyle, her müsebbebi bir sebebe bağlamıştır. Bu hakikat, kaderin sebeble müsebbebe bir taalûk ettiği, şeklinde ifâde edilmiştir. Meselâ, bir çocuk müsebbeb, anne ve babası ise sebebdir. Cenâb-ı Hak o çocuğun yaratılmasını o anne ve babadan takdir etmiştir.

İşte Cebriye, sebeble müsebbebe ayrı birer kader tevehhüm etmekte, yâni ebeveyn ile çocuğu ayrı ayrı nazara almaktadır. Bunun neticesi olarak, dünyaya gelmiş bulunan bir çocuk için, madem ki onun kaderi dünyaya gelmektir. Ebeveyni olmasa da o çocuk dünyaya gelirdi, gibi hatalı bir fikre sapmaktadır.

Mutezile ise sebeblere tesir vererek, ebeveyni olmasaydı o çocuk dünyaya gelmezdi, gibi yine bâtıl bir fikir ileri sürmektedir.

Ehl-i Sünnet âlimleri, kaderin sebeble müsebbebe bir baktığını ve sebeblerin yokluğu farzedildiğinde müsebbeb için bir şey söylenemeyeceğini ifâde etmişlerdir. Yâni, yukarıdaki misâl için, "Eğer söz konusu ebeveyn olmasaydı çocuk dünyaya gelir miydi?" sorusuna Ehl-i sünnet âlimlerinin cevabı, "Ne olacağı bizce meçhuldür." şeklindedir. Zira, ortada bir vak'a vardır. Söz konusu çocuk, o ebeveynden dünyaya gelmiştir. Ebeveynin yokluğu farzedilince, çocuğun dünyaya gelip gelmeyeceğine nasıl hükmedilecektir? Cenâb-ı Hakk'ın o çocuğu bir başka ebeveynden dünyaya gönderip göndermeyeceği hakkında bir tahmin yürütülemez.

İşte bu misal gibi, eğer bu adam yaşasaydı tövbe edip kurtulabilirdi, gibi bir tahminde bulunamayız. Ne çocuk yaşta ölen kişinin ibadet edeceği garantidir ne de diğerinin daha fazla yaşaması ile edeceği kesindir. Kafir küfrü üzerine öldüğü için o şekilde muamele görecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR