Boşanmak arşı titretir mi?

Tarih: 26.08.2026 - 19:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

Evlenin, boşanmayın. Çünkü boşanma sebebiyle Arş titrer rivayetinin sıhhati nedir? Sosyal medyada bu rivayetin anlatıldığı ve yazıldığını gördüm sıhhati hakkında malumat verebilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, “Evleniniz, fakat boşanmayınız; zira boşanma sebebiyle Arş titrer.” anlamındaki rivayetin Hz. Peygamber (asm) Efendimize nispetinin sened bakımından zayıf olduğu ifade edilir. (bk. Suyuti, el-Câmiʿu’s-Sağîr, nr. 3289)

Bununla birlikte, rivayette ifade edilen mananın İslâm’ın evliliğe ve aile kurumuna verdiği önem açısından anlaşılabilir bir yönü vardır. Buradaki mesaj, boşanmanın hiçbir durumda caiz olmadığı değildir. Zira İslam, evlilik hayatının sürdürülemeyeceği durumlarda boşanmayı bütünüyle yasaklamamış; ancak onu son çare olarak görmüş ve boşanma sürecinde de adalet, ölçü ve haklara riayet edilmesini emretmiştir.

Kur’an-ı Kerîm, eşler arasında ciddi bir anlaşmazlık ortaya çıktığında hemen ayrılığa gidilmesini değil, öncelikle ıslah ve barıştırma yollarının aranmasını istemektedir:

“Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur. Şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdardır.” (Nisa, 4/35)

Bu ayet, aile yuvasının korunması için tarafların ve ailelerin imkânları ölçüsünde çözüm aramalarının önemini ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla “Arş titrer” ifadesini, her boşanmanın Allah katında büyük bir günah olduğu şeklinde anlamak doğru değildir. Çünkü boşanma, gerekli hâllerde dinen meşru bir çözümdür. Eşlerin birbirlerine zulmettiği, evliliğin sürdürülemez hâle geldiği veya aile hayatının ciddi bir zarar doğurduğu durumlarda ayrılık bazen gerekli, hatta taraflar açısından daha hayırlı olabilir.

Asıl sakınılması gereken, haklı ve makul bir sebep bulunmaksızın, evliliğin ve eşlerin haklarının hafife alınarak boşanmaya başvurulmasıdır. Özellikle öfke, geçici heves, intikam, eğlence, başka bir ilişki uğruna mevcut aileyi yıkma veya karşı tarafa zarar verme amacıyla boşanmak, evlilik gibi ciddi bir emaneti hafife almak anlamına gelir.

Evlilik, İslam’da yalnızca iki insanın bir araya gelmesinden ibaret sıradan bir beraberlik değildir. Nikah; karşılıklı hak ve sorumlulukların doğduğu, sevgi, merhamet, sadakat ve emanet esaslarına dayanan ciddi bir akittir. Bu nedenle evlilik kurmak kadar, evliliği sürdürürken eşlerin haklarına riayet etmek ve ayrılık gerektiğinde dahi adaletten ayrılmamak önemlidir.

Kur’an-ı Kerîm boşanma konusunda da taraflara adaleti ve güzel muameleyi emreder:

“Ya iyilikle tutmak ya da güzellikle bırakmak gerekir.” (Bakara, 2/229)

“Onları ya güzelce tutun yahut güzelce bırakın; haklarına tecavüz etmek için onları zarara uğratmaya kalkışmayın.” (Bakara, 2/231)

Bu bakımdan, rivayette geçen “Arş titrer” ifadesini, ailenin gelişigüzel ve haksız biçimde yıkılmasının ne kadar ciddi bir mesele olduğunu vurgulayan bir ifade olarak değerlendirmek daha isabetlidir.

Özellikle bir kadını veya erkeği sırf geçici bir heves, keyif, intikam veya başka bir dünyevî menfaat uğruna boşamak; ardından da onun ve varsa çocuklarının hayatında ağır mağduriyetlere yol açmak, İslâm’ın aile anlayışıyla bağdaşmaz. Böyle bir durumda yalnızca Allah’a karşı sorumluluk değil, aynı zamanda kul hakları da gündeme gelebilir.

Demek ki evlilik, İslâm’ın üzerinde büyük bir hassasiyetle durduğu; maddî olduğu kadar manevî yönü de bulunan, son derece önemli ve ulvî bir müessesedir. Bu sebeple evlilik kararı alınırken ciddi ve sorumlu davranmak, evliliğin anlamını ve beraberinde getirdiği hak ve sorumlulukları iyi düşünmek gerekir. Evliliği basit ve geçici bir beraberlik olarak görmek, aile yuvasının kolayca kurulup yine kolayca dağıtılmasına yol açabilir. Nitekim haklı ve meşru bir sebep bulunmaksızın gerçekleştirilen boşanmalar, sadece eşleri değil, çoğu zaman çocukları ve aileleri de derinden etkileyen ağır sonuçlar doğurur.

Özellikle sırf zevk, heves, geçici bir arzu veya eğlence uğruna eşini boşamak, evlilik kurumunun ciddiyetini hiçe saymak ve karşı tarafın haklarını görmezden gelmek anlamına gelir. Böyle bir davranış, sadece aile yuvasını yıkmakla kalmayıp aynı zamanda kul hakkına da sebebiyet verebilir. Bu nedenle mümin, evlilikte olduğu gibi ayrılıkta da Allah’ın koyduğu ölçülere riayet etmeli; eşine haksızlık etmekten, onun haklarını çiğnemekten ve kendisini ağır bir vebal altına sokmaktan sakınmalıdır.

Özetle:

Evlilik ciddi bir emanettir; boşanma da bir öfke, heves veya intikam aracı hâline getirilmemelidir. Haklı bir sebep bulunmadığı hâlde bir aileyi yıkmak, eşin ve çocukların haklarını çiğnemek büyük bir vebaldir.

Ancak evliliğin artık sürdürülemediği durumlarda, İslâm’ın meşru gördüğü boşanma yoluna başvurmak tek başına günah değildir.

Asıl olan, evlilikte de ayrılıkta da Allah’ın koyduğu ölçülere, adalete ve kul haklarına riayet etmektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun