Hayatın menşei nedir?

Allah (cc), basit gördüğümüz sineğin adını anarak şöyle diyor: "Ey insanlar, kulak veriniz, dikkat kesiliniz. Size bir misal irad edilecek. Onlar ki, eşyanın var oluşunu, hilkatin şu intizamını ve mükemmeliyetini, Allahtan başka şeylere vermek istiyorlar. Hâlbuki onların hepsi toplansa bir tek sineği dahi yaratamazlar."(1)

Elhak yaratamazlar, kanadını bile değiştiremezler. İlmî tekamülleri sonsuzluğa doğru gitse; hepsi bir araya gelseler, bilgilerini üst üste yığıp, yeni keşifler yapıp, yeni teknolojiler geliştirseler; yine de Cenâb-ı Hakkın yaratılış mucizesine ulaşıp, bir tek sineğin kanadını bile değiştiremezler. Kurân böyle diyor, ilim de böyle diyor. Bunun dışında bir söz edilemez artık.(2)

"Sinek onlardan birşey alıverse." Yani, sizin vücudunuzu teşkil eden, milimetrenin binde biri olan mikronla ölçülebilen, x ışınları ve elektromikroskoplarla görülebilen hücrenin içindeki çekirdeği aldığınız an, onu ölüme mahkum eder, hayatiyetine son verir de yeniden iade edemezsiniz.(3)

Cenâb-ı Vacib-ül Vücud Hazretleri bu ayetlerin pencerelerinden marifete giden yolu gösteriyor. Bizlere marifet havasını teneffüs etme imkanını bahşediyor.

Böylece, Ona ait manâları görüyor, düşünüyor, bedbinlikten kurtuluyor; eşyanın ve kendimizin gelişigüzel, kapkaranlık bir meçhule gitmesi kaygısından uzaklaşıyoruz. Herşeyin dizginini elinde tutan Cenâb-ı Hakkı tanıyor, o zimamdarın istediği istikamette gitmenin şuuruna eriyor, "Elhamdülillah" diyoruz.

Dünyanın ömrü, binlerce sene devam etse, ilim binlerce derece mesafe kat etse; Kurân ayetleri yine aynı hakîkatları haykıracak, ilmî hakikatların hiçbiri ile çelişmeyecektir.

Allahı inkar etmek isteyenler son bir ümitle; kurumuş tütün yapraklarını parçalayıp ezdiler ve hayatîyet eseri bırakmadılar. Ertesi sene, o yaprak tozlarını başka tütün yapraklarıyla karıştırdılar, bir canlılık emaresi müşahade edince de "İşte, var ettik, hayat yarattık" dediler. Fakat elektromikroskopla meselenin inceliklerini araştırdıkları zaman, hücrenin çekirdeğinde ve stoplazmada bulunan RNA ve DNA dedikleri terkiplerle karşılaşıp, yine mağlub oldular. "Allah-u Halik-u Külli şey" dediler.(4)

Kâinatın her parçasında, her zerresinde Allaha ait manâları müşahade etmek, Cenâb-ı Hakkın Yed-i Kudretinin işleyişini görebilmek için, bütün kâinatı bir labaratuara sokup tetkik ve tahlil etmemiz elbette çok zordur. Fakat bir duvarın veya kubbenin taşlarını elimizle üst üste koyduğumuz gibi; elimizin yettiği, aklımızın erdiği, ilmî seviyemizin ulaşabildiği noktalarda, bulabildiğimiz malzemeyi kullanıp, bu mevzuda alınacak ve verilecek dersi idrak etmeyi Cenâb-ı Hakktan istiyoruz.

Yukarıda arzettiğim hususlar, umumi manâda, hayatın menşei hakkında kafi ve vafi bir fikir vermiş olamaz. Ancak, Allahı göstermesi ve Onun marifetine sevketmesi bakımından yeterlidir.

Kurân ve ilim ittifakla, insanın yaratılmasını ve yaratılışın menşeini, menbaını bildiriyor. Cenâb-ı Vacib-ül Vücud ve Tekaddes Hazretleri "İnsanı ben yarattım, Ahsen-i Takvim sırrına mazhar ettim. Hilkatin gayesini anlamayan, yaratılışındaki derin hikmete ve esrara vakıf olamayan, düşünmeyen insanı esfel-i safiline, aşağıların aşağısına ben ittim. Ben insanı Eşref-i mahluk olarak yarattığım hâlde, o "ben maymundanım" dedi. İşte o kadar aşağılara ittim onu" diyor.(5)

Sonra da, hilkatte menşei bilmemenin, eşyanın yaratılışındaki hikmete vakıf olamamanın kötü neticesini şöyle ifade ediyor: "İlim ve fennin dürbünü, gözlüğüyle eşyaya bakıp, Allaha îmanı elde eden; kainattaki marifet derslerini okuyup, yüzünü secdeye koyan; gururunu kırıp, benliğinden vazgeçen; îman ve salih amel dairesinde bulunanları böylesine aşağıların aşağısına düşmekten korudum. Marifete giden felaha götüren, kendime gelen yolu gösterdim" demek suretiyle bize hilkatte menşei bilmemenin, eşyanın yaratılışındaki hikmete vakıf olamamanın kötü neticesini ifade etmiş oluyor.

Dipnotlar:
(1) Hacc (22): 73 "Ey insanlar, size bir temsil verildi, onu dinleyin: O Allahtan başka yalvardıklarınız var ya), onların hepsi bir araya toplansalar, bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan birşey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de."
(2) Daha geniş bilgi için bakınız: Evrim Anaforu ve Gerçek. Çağlayan Yayınlar-3 S: 84-85
(3) Daha geniş bilgi için, bakınız, Evrim Anaforu ve Gerçek, Çağlayan Yay. S: 223-238
(4) Daha geniş bilgi için, bakınız: Evrim Anaforu ve Gerçek- Çağlayan Yay. S: 173-194
(5) TİN (95): 4-5 "Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onları aşağıların aşağısına ittik."

5344 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun