Alışkanlık Yapan Zararlı Maddeler

İrade sahibi olmak, intizam içinde, başarılı ve sıhhatli bir hayatın anahtarıdır.
Bu anahtar, insanları mesut eder. Onun zıddına "Hızlı yaşamak" diyebiliriz.



Hızlı yaşamak sözü ile hızlı sürülen bir aracın durumu arasında çok büyük benzerlikler
vardır. Hareket halindeki bir otonun fireni tutmuyorsa, sürati artacak, önüne
geleni çiğneyecek ve kendi sonu da felaket olacaktır. İnsan denen mahluk, aklını
kullanmayıp yalnız nefsani arzularıyla hareket ediyorsa, hızı artmıştır; durumu,
boşuna akıp giden nehir suyuna benzer Akıl denen baraj ile sakinleştirilirse,
gücü artacak, verimi yükselecektir.



Dünyada her şey canlıların rahat yaşayabilmesi için ölçülü ve ayarlı yaratılmıştır.
Buna rağmen biz, havanın biraz sıcak veya biraz soğuk oluşu halinde hemen şikayet
ederiz. Halbuki bu kabil değişiklikler, bizim ibret almamız içindir. Dünyada
mutluluğun anahtarı, intizamlı ve ölçülü yaşayıştır.



Vaziyeti hızlı yaşamak tabirine uyan kişilerde, ayarlı ve intizamlı bir hayat
bulamazsınız. Onlar, vücudumuzun ihtiyacı olan normal besin maddelerini yeyip
içmekle yetinmezler; daha fazlasını isterler. Müsriftirler, ferasetsiz ve anlayışsızdırlar;
kendi nefislerine hudutsuz hak tanımışlardır. Başkalarını hiç düşünmezler, bencildirler.
Geceyi gündüzü birbirine karıştırırlar, haram-helal tanımazlar. Onların hisleri,
sadece hudutsuz zevk peşindedir. Akıl rafa kaldırılmıştır. Dolayısıyla hal ve
hareketleri çok kere çocukça veya delicedir. Onlar ekseriya sigara, kumar ve
uyuşturucu müptelası olurlar.



Bunların her biri zevkli ve keyif vericidir. Lakin, hiç bir canlının yaşaması
için onlara ihtiyacı yoktur. Her birinin ZEHİR olduğunu bildikleri halde, hiç
bir kanun ve nizam tanımadan, önceleri küçük dozda ve ufak çocukların ellerini
ateşe uzattıkları gibi denemek maksadıyla kullanılan bu maddeler, ateş gibi
ani yakıcı olmadıkları gibi, kendilerine hoş gelir.



Çünkü, hiç bir zehirli maddenin etkisi, ateşin alevi derecesinde ani değildir.
Felaketlerin, ilk tadım veya ilk adımla başladığını anlamak çok zordur. Dolayısıyla
bunların her birini birer "Gizli Düşman" olarak görmek icap eder.



Gizli Düşman, yalnız insandan olmaz. Pek çeşitli zevk verici maddelerin aynı
maksatla kullanıldıkları bilinen bir gerçektir.



Bir düşman; sözünü, yüzünü, kıyafetini ve tavrını dosta benzeterek yanımıza
sokulmuşsa, bize vereceği zarardan haberimiz olmaz. Vereceği zararı yalnız bir
tek şeyle, yani AKIL ile önlemek mümkündür. Özetle söylemek gerekirse, hayat
boyunca uyanıklık lazımdır. Çünkü uyuyan kişinin aklını kullanması elbette kabil
değildir.



Mesela düşman, bulunduğumuz bölgeye uyutucu harp gazı atmış ise, uyku hali kaçınılmazdır.
O halde önceden düşmanın böyle bir harp gazı kullanmasına fırsat verilmemesi
icap eder. Yani, henüz aklımız başımızda iken gereken bütün tedbirler alınmalıdır.



Düşman ister açıktan, ister gizli şekilde gelsin, her hal ve vaziyete göre önceden
tedbir almak, sadece akla mahsus bir marifettir. Aksi halde düşmana mağlubiyet
ve ESARET kaçınılmaz olur. Netice olarak, aklını çalıştıranın şansı iyi gider,
fakat aklını kullanmayanın şansı ise, hiç dikiş tutmaz. Nitekim, alkol kullanmağa
alışmış olanlar hemen daima "şanslarının fenalığından" şikayet ederler
ve güya içkiye şanssızlıkları sebebiyle devam ettiklerini tekrarlayıp dururlar.
Bazı düşmanlar da içinde ufak patlayıcılar veya zehirli maddeler bulunan; saat,
bilezik, dolmakalem, küpe v.s. gibi bilhassa çocukların hoşuna gidecek eşyaları
hazırlayıp bunları düşman bildikleri halkın arazisine atıyorlar. Böyle cazip
görünüşlü eşyaları görüp alanların kısa veya uzun zamanda bu tuzaklar tarafından
ağır şekilde yaralanıp veya zehirlenip öldükleri az rastlanan hadiselerden değildir.



O halde harp, hile demektir. Daha bu misallere benzeyen çok sayıdaki hileleri
ve taarruz vasıtalarını, maalesef insanlar yine insanlara karşı kullanıyorlar.



Her türlü hileden uzak kalabilmek için illa (AKIL CEVHERİMİZE) sahip olmamız
lazımdır. Keza oyun kıymetini bilmek ve ona layık olduğu selahiyeti tanımak
mecburiyetindeyiz. İnsanoğluna lütfedilen akıl, Cenab-ı Hakkı tanıyabileceği
ölçüdedir. Hakkı tanıyanın, O`nun emirlerine uyması iktiza eder. Allah her türlü
keyif veren maddeyi insana haram kıldığına göre, nefsimizin istediği veya başkaları
tarafından tavsiye edilen ve hiç bir gıda değeri bulunmayan bu tür maddelere
karşı uyanık olmamız şarttır. Aklımıza danışmadan bunlara yaklaşmamız, bizi
her an perişan edebilir.



Günümüzdeki Tıp dilinde Tutsak yapan maddeler denen ve çoğu ilaç etkisi gösteren;
ağrı azaltıcı (analjezik), ağrı dindirici (sedatif), uyuşturucu (narkotik),
rahatlatıcı (ataraksik), uyarıcı (stimülan) ve ruhi durumu düzelten maddeler,
bu çeşit tehlikelerle doludurlar.



Şayet yalnız tedavi maksadıyla kullanılırlarsa, ilaçtırlar ve tababette yerleri
doldurulamayacak değerdedirler. Diğer bir ifade ile, aklımıza danışarak kullandığımız
zaman, tedavi edici değerleri yüksektir. Fakat uzun süre kullanıldıkları takdirde
iptila durumu, yani o ilaca müptela (esir olma) hadisesi ortaya çıkar ki, böyle
bir insan, insanlık vasıflarını ya kısmen veya tamamen kaybetmiş olur.



İlaç iptilası (ilaç esareti) şöyle tarif ediliyor: İlaca alışmış olan bünyeye,
o ilacın devamlı olarak verilmesinin icap ettiği bir alışkanlık derecesidir.
İlaç kesilirse kişide ağır zihni ve fiziki hastalık belirtileri ortaya çıkar.



Bir de itiyat (alışkanlık) tabiri vardır ki, ilaca alışmış olan kişiye, arzu
ettiği halde o ilaç verilmediği zaman, kişide herhangi bir hastalık belirtisi
meydana gelmez. Mesela yemeklerden sonra çay içmeğe alışmış olmak gibi.



İlaç esaretinde de, iptila derecesinde alıştığı ilaç kendisine verilmezse, kişinin
yapamayacağı hiçbir delilik kalmaz. Bu durum genellikle aklın baştan çıkmış
olduğu bir hali sergiler. İnsanı ilaç esaretine kadar götüren sebep, bu kabil
ilaçların su-i istimalidir; yani, lüzumsuz yere kullanılmasıdır. İlaçlara bağımlılık,
ya fiziki veya psikolojik özelliktedir. Merkezi sinir sistemine etkili olan
ve uzun süre kullanılınca iptila meydana getiren maddelerin en önemlileri; afyon,
morfin, heroin, kodein, esrar, kokain, barbituratlar, amfetaminler, LSD ve benzerleri,
alkol ve nikotindir.



İptila (esaret) meydana getiren ilaçların genel özellikleri şunlardır:



1) Fiziki ağrıları dindirir, ağrıdan muzdarip olanları muvakkat bir
zaman için ağrılardan kurtarırlar
. Bu etkisi beyindeki hissetme bölgesinin
beyin merkeziyle olan ilgisini kesmesi şeklinde izah edilebilir. Böyle bir etkinin
ameliyatlarda ve bazı acil durumlardaki hizmeti çok büyüktür. Fakat aynı ilacın
kullanılmasına devam olunursa, vücudun hiç bir organı ile beyin arasında irtibat
kalmaz. Bu yüzden ağrılar maskeleneceği için, bir çok organlarda meydana gelebilecek
olan çeşitli yaralanmalar ve hastalık şikayetlerinden habersiz kalınacaktır.
Dolayısıyla muhtelif hastalıkların ve yaraların bu sahipsiz vücutta genişlemesi
veya gangren derecesinde fenalaşması çokca görülür. Tababette çok kullanılan
morfin ile ondan sentezlenen opiat grubundaki ilaçlar ve diğerlerinde bu durum
söz konusudur.



2) Genellikle tolerans sahibidirler; yani ilk günlerde kullanılan
doz miktarı az iken etkisi tam olduğu halde, müteakip alışlarda ilk doz kafi
gelmez, aynı tesiri elde edebilmek için zamanla miktarlarının artırılması icap
eder. Opiat grubu, Alkol, Barbituratlar ve Amfetaminler toleransa sahiptirler.



3) İnsana Geçici bir huzur ve zevk verirler. Günlük stresler
ve üzüntülerden ve kavgacılık iç güdüsünden kısa süre kurtulmak imkanı hasıl
olur. İsterse dünya yansın, onu kullanan kişinin umurunda değildir. Hiçbir manevi
değerin onun nazarında yeri yoktur. O kendisini göklerde uçan bir kuş gibi gamsız
hisseder. Bu suretle kaybedeceği nice değerlerden asla haberi olmaz. Aile bağları
tamamen kopmuştur. Her hareketi robotlaşmıştır. Tek düşüncesi aynı halin devam
etmesidir. Dolayısıyla aynı maddenin devamlı olarak temini yolunda feda edemiyeceği
hiç bir şey yoktur. Böylece namus, ar, şeref, vicdan, utanma ve haysiyet gibi
kavramların hiç birisi kalmaz. Heroin ve Esrar bu yönden en tehlikeli olanlar
arasındadır.



4) Bazıları doping etkisi gösterir. İlaç ilk alındığı zaman
dünyayı toz pembe gösterir. Alınışı tekrarlandıkça "Psikoz" denen
bir durum ortaya çıkar. Bu haldeki şahıs yerinde duramayan, çok hareketli, saldırgan
(mütecaviz), her şeyden yanlış mana çıkaran ve cinsiyet farkı kalkmış olarak
ne yaptığını bilmeyen bir kişilik kazanır. Psikoz durumuna düşmüş olan şahıs
için genellikle "Öldü" ibaresi kullanılır. Bunun anlamı "artık
insanlıktan çıktı" demek olsa gerektir. Hakikatte de fazla dozdaki ilaç,
nefes durması sonu ölüme sebeptir. Ufak dozda kullanan kişi, ilacın etkisiyle
tıpkı kuduz hastalığına yakalanmış gibi delilik hali gösterir. Tesiri geçtikten
sonra ise, derin bir halsizlik ve zavallılık içine gömülür. Bunlara misal olarak
Heroin, Amfetaminler ve LSD grubundaki maddeler, en başta yer alırlar ve kanunen
yasaklanmışlardır. Bu gurupta Amfetaminler ve LSD başta gelmek üzere yüzlerce
sentetik madde mevcuttur. Heroin de ayni maksat için kullanılır.



5) Zaman ve mesafe tahminini bozarlar. Uyuşturucu ilaçları
kullanan kişilerde zaman mefhumu ve mesafe tahmini bozulmuştur. Gece ile gündüzü
bile ayırt edemezler. Dolayısıyla mesuliyet hissi tamamen yok olmuştur. Araba
kullandığını farz etsek, onun nazarında dere tepe dümdüzdür. Karşıdan gelen
veya önden giden diğer vasıtalara, binalara ve daha her yere toslarlar.



Evvelce seyrettikleri bir filmin kahramanı olarak sanki o sahneleri taklit ederler.
Keza evvelce okudukları bir hikayenin kahramanı olarak yaşamak isterler. Önemli
miktarda kokain temin ettikten sonra, kendilerini bir odaya kilitleyip 3 gün
3 gece fasılasız olarak kokain zevkleriyle vakit geçirenlere rastlanmıştır.
Doz fazla gelirse kişi saldırgan olur. Bu durumda vücut ısısı yükselmiş, göz
bebekleri genişlemiş, soluk alma anormalleşmiş, karın ağrıları, kusma ve adale
kasılmaları meydana gelmiştir. Neticede kısmi felç ve solunum durmasıyla ölüm
vukua gelir.



Kokain veya diğerlerine alışanlar, çok defa iğneyi yerinde bırakarak her 5-10
dakikada bir olmak üzere yeni dozların zerkini temin ederler. Bu yüzden sıklıkla
damar iltihapları ve diğer organların mikrop alması sebebiyle vücudun bir çok
hastalıklara yakalanması tehlikesi gün geçtikçe artmış olur. Zaman ve mesafe
tahmininde bozukluk, ekseri uyuşturucuların hasıl ettiği bir durumdur.



6) Sinir sisteminde kısa devreye sebep olurlar. Uyuşturucuların
ekserisi, ağrıları maskelediği gibi, akıl ve muhakeme kabiliyetlerini de zayıflatırlar.
Her ne kadar bu hususun sinirlerdeki iletim yollarında meydana gelen bazı bozukluklarla
izahı düşünülmüşse de, Etil Alkolden başka bir maddeye ait patolojik bulgu elde
edilememiştir. Alkol kullananlarda ise, sinir liflerini bir kablo gibi saran
ve lipid yapısında olan MYELİN adındaki kılıfın alkol tarafından yer yer eritilmesi
sebebiyle, tembihlerin (impulsların) naklinde kısa devrelerin teşekkül ettiği
kanaati hasıl olmuştur.



7) Böbrekler, kalp ve beyin damarlarını daraltırlar veya genişletirler
: Uyuşturuculardan bazılarının belirli dozlarda alındıkları zaman doping
etkisi yaptıklarını ifade etmiştik. Bu devrede böbrekler, kalp, beyin ve etraf
damarlarında muvakkat bir genişlemenin mevcut olacağı muhakkaktır.



Fakat bilhassa NİKOTİN`in, dozu ne olursa olsun, adı geçen bu çok önemli organların
damarlarını daralttığı tesbit edilmiştir. Dolayısıyla sigara içenlerde böbrek,
kalp, beyin ve etraf dokuları iyi beslenememektedir. Nikotinin, "arterioskleroz"
denen damar sertliği hastalıklarının meydana gelişinde tehlikeli bir role sahip
olduğu biliniyor. Bilhassa kalp ve damar hastalıklarında sigaranın mutlak olarak
terk edilmesi tababet ilmi tarafından zaruri görülüyor.



8) Bu maddelerin ekserisinde renk, koku ve tat yoktur. Uyuşturucu
maddelerin ekserisinde renk, koku ve tat bulunmadığı için her türlü içkilere
karıştırılmak suretiyle istenilen kimseye fark ettirmeden içirilebilirler. Hatta
rengi, kokusu ve tadı bulunanlar bile, her türlü alkollü içkilere konarak alınabilir.
LSD`nin içme sularıyla bile hiç fark ettirmeden verilebilmesi, çok büyük bir
tehlike teşkil eder. LSD`nin etkisi çok çabuk ve şiddetli oluyor. Onu alan kişi,
şahsiyetini kaybediyor ve delirmiş hale geliyor. O kişide korku, üzüntü, sevinme,
hasret duyma, vefakarlık, sevgi bağı, utanma, saygı duyma ve hareketlerini kontrol
edebilme hassaları tamamen yok oluyor. LSD alanlarda pencereden düşme, suda
boğulma karşıdan gelen arabanın üzerine doğru yürüme gibi hayatına mal olan
hareketler sıklıkla görülmüştür. Şahıs tam bir mesuliyetsizlik nöbetine girmiş,
akıl ve muhakemesini kaybetmiştir. Zamanımızda LSD`ye benzeyen yüzlerce maddenin
sentezlendiği ve dünya gençliğini işe yaramaz duruma getirmenin yolları üzerinde
on binlerce araştırmalar yapıldığı bilinmektedir.



9) Bazıları tütün gibi kullanılırlar. Orijini bitki yaprakları
olan bazı etkili maddelerin tütün gibi sigara tarzında hazırlanıp içildiği veya
ağızda çiğnenmek suretiyle kullanıldıkları bilinmektedir. ESRAR ihtiva eden
Hint keneviri nebatının taze uç kısımlarından hazırlanmış "BHANG"
isimli karışım, bu alanda meşhur olmuştur. Keza yapılarında KOKAİN ihtiva eden
Koka bitkisinin yaprakları ya çiğnenerek veya enfiye şeklinde buruna çekilmek
suretiyle kullanılır. Bu nebatın Peru ve Bolivya`da çeşitli türleri mevcut olup
yapraklarının önceleri İNKA yerlileri tarafından And dağlarına tırmanabilmek
için kuvvetlenmek maksadıyla çiğnendikleri kaydediliyor.



10) Diğer özellikleri :



A - Başlangıçta kullanılan doz miktarları küçüktür; aynı etkiyi elde edebilmek
için müteakip günlerde doz`u artırmak icap eder. Mesela LSD`de doz önce 200-400
mikro gram iken, birkaç gün sonra binlerce mikrogram ister. Hemen hepsinde ölüm
sebebi nefes durmasına bağlıdır.



B - Alışkanlık yapan maddelere esir olanların tedavisi için mutlaka özel hastanelere
yatırılmaları ve daha sonra da 3 yıl kadar müddetle sıkı kontrolde bulundurulmaları
gerekir.



C - Müptelalarda en fazla görülen komplikasyonlar: Karaciğer sirozu, safra tıkanıklığı,
akciğer abseleri, pulmoner fibrozis, pnömoni, tromboflebitis, tetanuslar, lokal
abseler, venlerde (damarlarda) skleroz ve tıkanma, sistemik ve pulmoner mikozlar
v.b. gibi.



D - İnsanı kendisine köle yapan bu ilaçların sayıları binlerle bile zor ifade
edilebilir. Biz sadece en meşhurlarından birkaçını ve kısaca dile getirdik.
Zamanımızda sentetik ilaçların sayıları çok artmıştır.



Sonuç:

1) Zamanımızda alışkanlık yapan zararlı maddeler kansız harp silahları arasında
yer almışlardır.

2) İnsanı kendi eliyle esir eden bu maddelerin hiç birisi, insanın yaşayabilmesi
için lüzumlu değildir. Herbiri bazı hain kişiler tarafından tuzak olarak gençlere
uzatılan birer zehirdirler.

3) Her birinden nefis az çok zevk alır, fakat o kişi o esnada her şeyini ve
bütün insanlık değerlerini kaybeder.

4) İnsanı hissiz yapan ilaçlar, sadece ameliyatlar esnasında kısıtlı olarak
hekimlerin tatbik ettikleri miktarda ve nadiren kullanılmalıdır.

5) İnsan, bu maddelerin zararlarından korunabilmek için, emin olmadığı kişilerin
elinden bir şey içmemelidir. Ve hele her kişinin birbirine her türlü münasebet
vesilesiyle ikram edebildiği sigara ve alkollü içkiler hiçbir zaman kabul olunmamalıdır.
Bunu yapabilmek için, daha önce sigara ve alkole asla alışılmamış bulunulması
gerekir. Aksi halde kişi, ikram edileni kolayca kabullenmiş ve tuzağa düşmüş
olacaktır.



Tavsiye edilen çareler

1) Daha çocukluk çağından itibaren insana, insanlığa yakışan özellikler öğretilmeli
ve Akıl Cevherinin iyi istikamette kullanılması anlatılmalıdır.

2) İrade gücünün arttırılmasına vesile olacak bir talim ve terbiyeye ihtiyaç
vardır. Bunun en emin yolu, Allah`a ibadet etmekten geçer.

3) Genç Nesil, yaratılışımızın sebeplerini düşünecek bir zihniyete, halimize
şükredebilecek bir ruh yapısına avuşturulmalıdır. Bu husus, dini terbiyenin
esasını teşkil eder.

4) İnsana düşünme fırsatını günden güne kısıtlayan bu günkü dünyamızda, hayvanlar
ile insanlar arasındaki en önemli farklar üzerinde, daha fazla meşgul olunması
gerekir. Böylece düşünmek ve düşünerek doğru istikametin bulunabilme seviyesine
tekrar ulaşmak, mümkün hale gelecektir.



Çünkü: Tefekkürden uzaklaşan insanlığın, saadete yaklaşması mümkün değildir.

27355 kez okundu

Yorumlar