Bize ulaşan bir bilgiyi, ilmimizle tartıp almaya veya reddetmeye gücümüz yetmiyor. Avam olan bizler, bilgi kaynaklarına ulaşma, onları bir kritiğe tabi tutma ve muteber âlimleri bilme/belirleme hususlarında ne yapacağız?

Tarih: 15.04.2011 - 09:07 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam alimlerinin eskiden beri kabul ettikleri “Avamın mezhebi yoktur, onun mezhebi müftünün/fetva veren hocanın fetvasıdır.” şeklindeki kaide, her zaman geçerliliğini koruyan bir prensiptir.

İslam ümmetinde binlerce allamelerin -akıl, zeka, takva- ve ilimlerinin yüksek bir seviyede olmasına rağmen, dört mezhep imamlarından birini taklit etmeleri sorumuzun önemli bir cevap anahtarı olduğunu düşünüyoruz.

Soruda da işaret edildiği üzere, avam tabakası genellikle hangi hocanın veya hangi eserin daha doğru, daha faydalı olduğunu muhakeme edecek durumları yoktur. O hâlde onlar için şu ölçüler kullanılabilir.

a. Bulundukları ülkede, toplumun büyük çoğunluğunun itimat ettiği hocaları ve onların eserlerini tercih etmelidir. Çünkü, prensip olarak “sevad-ı azam“ denilen mümin toplumun büyük çoğunluğu yanlış üzere birleşmez.

b. Müslüman toplumun büyük çoğunluğunun itibar etmediği kimselerin fetvasına göre amel etmemelidir.

c. Sadece radyoya, televizyona, internete ve diğer yayın organlarına çıkanları değil, mahallelerinde bulunan ve itimat edilen hocalardan da bir çok hakikati öğrenebilirler.

d. Avam için günlük lazım olan ibadet kısmıdır. Bunları ilmihallerden öğrenebilirler. Bu ilmihallerdeki bilgiler genellikle doğrudur.

e. Muamelat, nikâh, talak gibi konuları özellikle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı müftülerden öğrenmekte fayda vardır. Yeter ki, ilgili müftü veya diğer yetkili takvadan uzak, bilgiden yoksun bir kişilik olarak bilinmesin.

f. Prensip olarak, öğrenme ihtiyacında oldukları herhangi bir konuyu -kanaatlerini pekiştirmek için- birden fazla hocaya sormalarında fayda vardır.

g. Bu arada önemli bir görev de takva sahibi, bilgili hocalarımıza düşmektedir. Her biri, içinde bulunduğu çevreyi aydınlatmalı, yanlışları düzeltmeli, yanlış fetvalara pabuç bırakmamalıdır. Takva demek, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olmak, bir din ve ilim adamı olarak halkı aydınlatma gibi bir görevinin farkında olmak demektir. Bu sebeple, bir kimse “Ben takvalı değilim, takvalı hocalarımız bu işe bakmalı...” gibi bahanelere sığınarak görevden kaçmamalıdır.

h. Bizim acizane kanaatimize göre, iman hakikatlerini doğru olarak öğrenmek için Risale-i Nur Külliyat ve benzeri eserler; tasavvuf konusunda İmam Gazalî’nin İhyası ve İmam Rabban’nin eserleri, Hanefî ve Şafiî İlmihal bilgileri alanında Ömer Nasuhî Bilmen Hocaefendi, Halil Günenç Hocaefendi ve benzerlerinin ilmihalleri tavsiye edilebilir. Daha geniş çaptaki fıkhî bilgiler için, Vehbe Zuhaylînin dört mezhebe ait “el-Fıkhu’l-İslamî" eserlerinden istifade edilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun