Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin ne demek?
Bu Hadisi nasıl anlamalıyız?
Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun... (Müslim, Birr 28-34)
Yani başkalarının konuştuklarını nasıl dinlemeyeceğiz istemesek de maalesef ki çoğu şeyi Sosyal medyadan, Marmaray’dan metrodan insanlar her şeylerini paylaşıyorlar.
Değerli kardeşimiz,
Hadiste yasaklanan şey, günlük hayatta kulağa gelen her sözü duymak değildir. Burada kastedilen, fıkıh ve hadis dilinde “tahassüs” denilen davranıştır.
Tahassüs nedir?
İnsanların başkaları tarafından duyulmasını istemedikleri, özel, gizli, mahrem konuşmalarına bilerek, isteyerek, kulak kabartarak, bir ayıp, kusur, malzeme yakalama niyetiyle sızmaktır. Yani “Duyulmaması gerekeni, duyurmamak üzere konuşulanı, kasıtlı olarak dinlemek.” yasaklanmıştır.
Günümüzde bu hadis nasıl anlaşılmalı?
Metroda, Marmaray’da, sokakta istemeden duyulan sözler bu tahassüs değildir. Çünkü ortam alenidir, kasıt yoktur, gizlice dinleme yoktur. Bu nedenle yasak kapsamına girmez ve sorumluluk doğurmaz.
Sosyal medyada insanların kendi paylaştıkları şeyler
Bunlar da kendi rızalarıyla, herkesin görmesi için aleni olarak paylaşılan içeriklerdir. Dinlemek değil görmek de tahassüs sayılmaz.
Ancak bunları ayıplama, küçümseme, gıybet malzemesi yapma ayrı bir günahtır.
Yasak olan asıl şey nedir?
Hadis-i şerif, kapı arkası dinlemek, fısıltıya kulak kabartmak, “Acaba ne konuşuyorlar?” diye merak etmek, özel mesajları, gizli konuşmaları kurcalamak, insanların açığını yakalamaya çalışmak gibi konuları yasaklar. Çünkü bunların temeli suizan, ayıp arama, kardeşlik hukukunu zedelemedir.
Özetle, İslam, kulağa geleni değil; gizliye sızmayı, ayıp aramayı ve kötü niyeti yasaklar. Efendimizin (asm) tekrar tekrar: “Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” demesi, bu ahlâkî çerçevenin merkezidir.
Bu bilgiden sonra ilgili hadis-i şerifi verip ve kısa açıklamasını yapalım:
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun.
Müslüman Müslümanın kardeşidir: Ona haksızlık etmez, onu yardımsız bırakmaz, küçük görmez. (Göğsüne işaret ederek) Takva buradadır, takva buradadır!”
"Kişiye, Müslüman kardeşini hor görmesi kötülük olarak yeter. Müslümanın her şeyi, kanı, namusu ve malı müslümana haramdır.”
"Şüphesiz ki Allah, sizin bedenlerinize, görünüşünüze ve mallarınıza değil, kalplerinize kıymet verir."
Bir rivayette (Müslim, Birr 30), şöyle buyurulur:
"Birbirinize haset etmeyin, kin tutmayın. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun."
Bir rivayette (Müslim, Birr 30'un ikinci rivayetinde), şöyle buyurulur:
"Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Birbirinize sırt dönmeyin! Birbirinize kin tutmayın! Haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!”
Bir rivayette de (Müslim, Birr 32) şöyle buyurulur:
"Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Biriniz bir başkasının satış pazarlığı üzerine satış yapmasın!"
Müslim, bu rivayetlerin tamamını (Birr 28-34), (Buhârî de büyük bir kısmını) rivayet etmiştir.
Zan ne demek?
Zan, kesin bilgi olmadan öyle veya böyle tahminde bulunmak ve buna dayanarak hüküm vermek demektir. İyi tahmine hüsnü zan, kötü tahmin ve düşünmeye de suizan denilmektedir.
Burada kendisinden uzak durulması istenilen, kötü zandır. Zannın insanın içinden geçmesi, söz veya davranış olarak ortaya konulmaması bir sakınca doğurmaz. Zanla konuşulduğu veya zan herhangi bir şekilde açıklandığı zaman sorumluluk sebebi olur. Zanna dayalı sözün en yalan söz olması, öncelikle söyleyenin onun öyle olduğundan emin olmaması dolayısıyladır.
Bu belirsizliğe rağmen bir de kesin bir gerçekmiş gibi ifade edilmesi, zannın, hem düşünce ve değerlendirme hem de ifade olarak yalan olması demektir.
Hüsnü zan etmek kişiye herhangi bir vebal yüklemez. Bu sebeple gerçeğin öğrenilemediği yerlerde Müslümanların özellikle birbirlerine karşı hüsnü zanda bulunmaları, birbirleri hakkında güzel düşünmeleri esastır. Bir hadis-i şerife göre "Hüsnü zan, iman gereğidir." (Ebû Dâvûd, Cenâiz 13)
Ayıp ve kusur araştırmak demek olan tecessüs ve milletin gizli ve başkaları tarafından bilinmesini istemedikleri konuşmalarını dinlemek anlamına gelen tahassüs esasen kötü bir zanna dayanan davranışlardır.
Bu davranışta ağırlıklı olarak, herhangi bir Müslümanın bir ayıbını ve eksiğini, bir sırrını şöyle veya böyle öğrenip açıklama kötü niyeti vardır. Bu ise hem ayet hem de hadislerle yasaklanmış bir tavırdır. Kardeşlik hukuku ile bağdaşması asla mümkün değildir.
Bu sebeple Resul-i Ekrem Efendimizin, sık sık "Ey Allah'ın kulları! Kardeş olunuz!" yani birbirinize karşı kardeşçe davranın, kardeşlerin duygu ve davranış sıcaklığı ve dürüstlüğü içinde bulunun, uyarı ve çağrısı son derece önemli ve anlamlıdır.
Bize göre, hadislerde zikredilen öteki davranışların tamamı, suizan, tecessüs ve tahassüs gibi ahlaki seviyesizliklere dayalı, şu veya bu ölçüde bunların eseri olan davranışlardır. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsnü zan beslemeyi başarırlarsa, öteki hatalara düşmemek için en ciddi önlemi almış olurlar.
Efendimizin mübarek göğsünü işâret ederek "Takva işte buradadır" buyurması, yine "Allah sizin kalplerinize kıymet verir" açıklaması, kardeşlik hukukuna aykırı düşen tüm davranışların Allah saygısı eksikliğinden kaynaklandığını, Allah saygısının yerinin de insanın kalbi olduğunu, kalbinde güzellikler besleyenlerin kötü hareketler yapmayacağını anlatmaktadır.
Buna göre:
- Ayıp ve kusur araştırmak ayıp, günah ve haramdır.
- Duyulması istenilmeyen sözleri gizlice dinlemek yasaklanmıştır.
- Müslümanlara karşı hüsnü zan beslemek, suizanda bulunmamak gerekir.
- Kardeşliğe ve kardeşlik hukukuna ters düşen söz ve davranışlardan özenle kaçınılmalıdır.
- Hz. Peygamber'in (asm), "Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz!" çağrı ve uyarısı, müminler arası ilişkileri düzeltmeye çağrıdır.
- İslâmiyet, beşerî ilişkileri son derece gelişmiş dost bir Müslüman toplum oluşturmayı istemektedir.
- İnsan, kalbini değişik düşüncelerden alıkoyamazsa da dilini kesin ve doğru olmayan sözden, bedenini de birtakım zanlara dayalı davranışlardan koruyabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- ARABULMAK
- Bir kişinin iyi veya kötü olduğunu bilmeye çalışmak doğru mu?
- TECESSÜS
- KARDEŞLİK
- İslam kardeşliğinin ölçüsü nedir? İslam kardeşliği nasıl olmalı?
- Riyakarlık düşüncesi iyilik yapmamı engelliyor, ne dersiniz?
- Müslüman'ın Müslüman'a kin duyması, küsmesi hakkında bilgi verir misiniz?
- AYIP ARAŞTIRMAK
- AYIP ARAŞTIRMAK
- HUKÛKU'L-İBÂD