Arapça bilmeyen, Kur'an'ın mucize olduğunu anlayabilir mi?

Soru Detayı

Ateistlerin iddiası:
- Kuran mucizeleri evrensel değildir. Bu yüzden İslamiyetin hak din olduğuna delil olarak Kuran gösterilemez. Çünkü Kuran Arapça inmiştir ve içindeki mucizeleri bilmek için Arapça bilmek gerekir, meal yetmez. Kuran yalnızca Araplar için mucizedir. Çünkü yalnızca onlar kolayca anlayabilir.
- Eğer İslamiyet hak din olsaydı, Kuran gibi bir mucizeyi herkes anlardı, yalnızca Araplara özgü olmazdı. Bilimsel mucizelerden tutun Matematiksel mucizelerine kadar hepsini bilmek için Arapça bilmek gerekir.
- Bu yüzden İslamiyetin hak din olduğuna delil olarak Kuran'ın gösterilmesi çok saçmadır.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bir kitabın Arapça olması veya başka bir dilde olması, ondan başkalarının istifade edemeyeceği anlamına gelmez. Dünyanın her tarafında değişik dillerle yazılan eserler başka dillere tercüme ediliyor, insanlar böylece o eserleri tanıyıp istifade ediyorlar.

 Tercümelerde Kur’ân’ın nazmının, edebî yönünün, edebî inceliklerinin muhafaza edilemeyeceği söylenebilir; bu doğrudur. Ancak Kur’ân’ın i’caz vechi sadece nazmına münhasır değildir. Örneğin onun, muhtevası, içerdiği konular, ahkâmının insanların ihtiyacına cevap vermesi, geçmiş ve gelecekle ilgili gaybi haberler ihtiva etmesi gibi konular ilahî bir kitap olduğunu gören gözlere sergilemektedir ve bu özellikler tercümelerde pekâlâ görülebilir.

Eğer bu tercümelere güvenilmiyorsa, biraz zaman ayrılarak kişinin kendisi de Arapça öğrenip (Morice Bucaille gibi sonradan Müslüman olan bazılarının yaptığı gibi) Kur’ân’ın bu özelliklerine bizzat şahit olabilir.

Hatta pek çok âlim, Kur’ân’ın sadece Araplar için mucize olmadığını, tüm insanlığa bakan mucizevî yönleri olduğunu belirterek -sorudaki iddianın aksine- bunların başında bilimsel mucizelerin olduğunu söylemişlerdir. Çünkü bu nevi mucizeler tercümelerden dahi rahatça hissedilebilir.

Örneğin “İki denizi salıverdi, aralarında bir engel vardır bu yüzden karışmazlar.” (Rahman, 55/19-20) veya “Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderdik.” (Hicr, 15/22) ifadelerindeki bilimsel mucizeyi anlamak için Arapça bilmek şart değildir.

Kur’ân’ın kulağa, göze hitap eden mucizevî yönleri de vardır. Onun okunmasında ortaya çıkan eşsiz lahûti musiki, Allah, rahman, rab kelimeleri gibi lafızlardaki tevafuk özellikleri, okur yazar olmayanlar için bile görülebilecek mucizevî yönlerindendir.

Kur’an Allah’ın kelamıdır ve bütün insan tabakalarına ve bütün zamanlara gönderilmiştir. Bu nedenle alim, cahil herkese, sadece duyması olan hatta sadece görmesi olanlara bile harikalığını, benzersiz olduğunu ispat eder. Her insanın bulunduğu konuma ve duruma göre mucize olduğunu bildirir.

Örneğin:

Belagatten anlayanlara harikulade belahatıyla mucize olduğunu gösterir.

Şiir ve hitabetten anlayanlara, güzel, yüksek harka üslubuyla bildirir.  O üslup herkesin hoşuna gittiği halde, kimse taklit edemiyor. Zamanın geçmesi o üslubu ihtiyarlatmıyor, daima genç ve tazedir. Öyle muntazam bir nesir ve mensur bir nazımdır ki; hem âlî, hem tatlıdır.

Hem kahinler ve gaybtan haber verenler tabakasına karşı, harikulade bir şekilde gayptan haber vermesiyle mucizeliğini gösterir.

Bunun gibi her ilim sahibine Kur’an mucizeliğini ispat eder, gösterir.

Hatta yalnız kulağı bulunan ve bir derece mana anlayan avam tabakasına karşı, Kur'anın okunmasıyla başka kitaplara benzemediğini, her kulak sahibi tasdik eder. Okuma yazma bilmeyen ve sadece dinleme özelliği olan o adam Kur’an’ı dinledikten sonra şöyle diyecektir:

“Ya bu Kur'an bütün dinlediğimiz kitapların aşağısındadır. Bu ise, hiçbir düşman dahi diyemez ve hem yüz derece muhaldir. Öyle ise, bütün işitilen kitapların fevkindedir. Öyle ise, mucizedir."

Hattâ yalnız gözü bulunan, duyması, anlaması olmayan cahil tabakaya da Kur’an mucizeliğini gösterir. Hafız Osman hattıyla ve basmasıyla olan Kur'an Mushaflarının yazılan kelimeleri birbirine bakıyor.

Mesela, Kur'an’ın Medine'de nazil olan mutavassıt ve uzun surelerinin her bir sahifesinde Allah lafzı pek harika bir tarzda tekrar edilmiş. Çoğunlukla ya beş, ya altı, ya yedi, ya sekiz, ya dokuz, ya on bir defa tekrar ile beraber bir yaprağın iki yüzünde ve karşı karşıya gelen sahifede güzel ve manidar bir tevafuk görünmektedir. (Detay ve örnekler için bk. Nursi, Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Sekizinci İşaret)

İşte, Kur’an her tabakaya, mucize olduğunu bir şekilde göstermektedir.

Görüntülü cevaplar için tıklayınız:

Sadece görmesi olanlar, Kur'an'ın mucizeliğini nasıl anlar?
Kur'an'ın manasını bilmeyenler, onun mucize olduğunu nasıl anlarlar?
Kur'an, her insana ve her ilim ehline mucizeliğini gösteriyor mu?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR