Hüküm ayetlerini bu zamanda nasıl anlayabiliriz?

Tarih: 06.12.2014 - 13:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu zamanda ehl-i sünnet ve’l-cemaat'ın gittiği yolu değil de ehl-i sünnet ve’l-cemaatın dışladığı kişilerin Kur'an mealine göre yorumlarına göre hareket edenler için hüküm ayetlerini nasıl anlamamız gerektiği ve onlara nasıl cevap verilmesi gerektiği, bu ayetlerin yanında hangi ayetleri misal göstermek gerektiği hakkında malumat verir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’dan hüküm çıkarmak için, her şeyden önce Kur’an’ın ne dediğini, bizzat onun Arapça ifadelerini anlamak gerekir. Ayrıca, edille-i şeriye denilen, Kitap, sünnet, kıyas ve icmayı bilmek gerekir.

Yine herhangi bir hükmün sahabe ve büyük müçtehitler tarafından nasıl anlaşıldığı ve bunun delillerinin ne olduğunu bilmek lazımdır.  

Ayrıca, bir hükmün tespit edilmesi için nasih-mensuh bilgisine vakıf olmak şarttır.

- Bunun yanında, söz konusu hükmün vacip veya sünnet olduğunu bilecek derecede fıkıh usulü bilgilerini hazmetmesi gerekir.

- Yine, Kur’an’ın ilgili ifadesinin hakikat veya mecaz olduğunu kavramak için, Arapça dil bilgisi yanında, beyan, maani ve bedi ilimlerini çok güzel öğrenmesi gerekir.

- Bütün bunların yanında, bir hükmü ortaya koyarken, bunu nefsinin hoşuna gittiği için değil, Allah’ın rızasını esas alabilecek takvaya sahip olması elzemdir.

- Kaldı ki,  Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi, bir kimse içtihadın bütün vasıflarına sahip de olsa, onun “teşehhi” ile -nefsanî arzu ve isteklerine göre değil- Allah’ın muradının gerçekten öyle olduğuna inandığı için, Kur’an ve sünnetten anladığı bir hükümle yalnız kendisi amel edebilir. Fakat başkalarını kendi düşüncesine davet emesi, ancak alimlerin büyük çoğunluğunun onu doğru kabul etmeleriyle mümkündür. Üstad'ın ilgili ifadesi aynen şöyledir:

“Her müstaid (içtihadın maddi-manevi bütün donanımlarına sahip kimse); nefsi (kendisi) için içtihad edebilir, teşri' edemez (şeriatın bir hükmü gibi, kabul edip insanları onunla amel etmeye davet edemez). Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir (bağlıdır). Yoksa davet bid'attır, reddedilir.(bk. Mektubat, s. 470)

- Hülasa: İçtihad şartlarına haiz yüzlerce İslam âlimi, mutlak içtihat yapmaya cesaret etmeyip mevcut ehl-i sünnetin dört mezhebin imamlarından birine tabi olmayı tercih ettikleri halde, bu şartların birçoğuna sahip olmayan kimselerin böyle bir işe teşebbüs etmeleri, haddi aşmanın hadsiz hudutsuz boyutunu gösterir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Müçtehit kimdir?
Müctehid nedir? İctihad ehli kimdir? İctihad kapısı kapanmış mıdır?
Fetva verebilecek olan kimsenin özellikleri nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun