"Allah izzeti de zilleti de dilediğine verir." diyorlar; bunu nasıl anlamalıyız?

Tarih: 08.11.2011 - 01:15 | Güncelleme:

Soru Detayı
- Zillet verilen kişi, dünyada insanların oyuncağı olduğu gibi, zavallı olduğundan ahiretine de çalışamayacaktır. - Bunları göz önüne alarak "dilediğine vermek" konusunu açıklar mısınız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

İzzet ve zilletin verilmesine vurgu yapan en çarpıcı ayet Âl i İmran suresinin 26. ayetidir:

"De ki: Ey mülk ve hakimiyet sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın! Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın! Her türlü hayır yalnız Sen’in elindedir! Sen elbette her şeye kadirsin!"

Buradaki izzet ve zillet en geniş anlamıyla, hem dinî hem dünyevi sahayı içine alan bir kapsama sahiptir. Bunun özeti şudur:

İnsanlara dini/imanı, salih ameli nasip eden de dünyayı müyesser eden de Allah’tır. Allah dilemedikçe hiç kimse zengin olmaz, hiç kimse fakir olmaz, hiç kimse mümin olmaz, hiç kimse kâfir olmaz. Bu Ehl-i sünnetin inancıdır. Hayrın da şerrin de yaratıcısı Allah’tır. 

Burada vurgulanması gereken önemli bir husus da şudur: 

Allah’ın iki çeşit meşieti/dilemesi vardır. Birincisi, tekvinî meşiet, ikincisi teşriî meşiet.

Teşriî meşiet, Allah’ın gönderdiği peygamberler vasıtasıyla hoşnut olduğunu bildirdiği hususlarda kendini gösterir. Bu meşiet, Allah’ın emir ve yasaklarını ortaya koyan bir dilemesidir.

“Eğer inkâr edecek olursanız, bilin ki Allah sizden mustağnidir/ hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının küfre-inkâra sapmalarına razı olmaz.”(Zümer, 39/7)

mealindeki ayette, Allah’ın bu teşrii meşietine işaret edilmiştir. 

Bu meşietin özelliği, Allah’ın sadece rızasını, hoşnutluğunu gösteren ve zorlamaya yer vermeyen bir dileme niteliğindedir.

“Dileyen iman etsin, dileyen inkâra sapsın.”(Kehf, 18/29)

mealindeki ayette, kulların bu ilahî meşiet/dileme karşısındaki özgürlüğüne vurgu yapılmıştır. Bu özgürlük insanların tabi tutulduğu imtihanın da bir gereğidir.

Tekvinî meşiet ise, Allah’ın yaratmasını, icadını ifade etmektedir. Bu dileme, kudretin bir yansımasıdır, yaratıcıdır, icbar edicidir, muhalefeti kabul etmeyen özelliğe sahiptir. Bu dilemeyi gösteren en veciz ifade

“Allah bir şeyi dilediğinde onun buyruğu, sadece 'Ol!..' demektir, hemen oluverir.”(Yasin, 36/82)

mealindeki ayette görmek mümkündür.

“De ki: Allah dilemedikçe, ben ne kendime bir fayda sağlayabilirim ve ne de kendimden bir zarar uzaklaştırabilirim.” (A'raf, 7/188)

mealindeki ayette ise, tekvinî meşiete/dilemeye vurgu yapılmıştır. 

Yukarıda izah edildiği üzere, tekvinî dileme -deyiş yerindeyse- Allah’ın son kararı olduğundan karşı konulmaz bir sıfattır. Fakat bu sıfat, hiçbir zaman insanın hikmet dairesindeki bütün fırsatlarını elinden alan, ona hiçbir tasarruf hakkı bırakmayan bir icbarı zorunluluğu ifade etmez. Çünkü, bu meşietin yanında teşrii meşiet de söz konusudur. Örneğin, bir caninin bir adamı haksız yere öldürmeye teşebbüs etmesi, bu teşebbüsünü fiilî olarak gerçekleştirmesi, yani adama kurşun sıkması, tamamen Allah’ın buna rıza göstermeyen, bu fiilî yasaklayan teşriî meşietine rağmen gerçekleşmiştir. Bununla beraber, son sözü söyleyen yaratıcı iradenin özelliği olan tekvinî meşiet/dileme olmadıkça bu adam ölemez, kimse onu öldüremez.

Bu pencereden hakikate bakıldığı takdirde, soruda -izzet ve zilletle ilgili- söz konusu edilen Kur’an’ın ayetlerinde, insanın elini kolunu bağlayan bir ifadenin olmadığı görülecektir. 

İlave bilgiler için tıklayınız:

Kur'an-ı Kerim'de; “Allah kime hidâyet verirse, doğru yolda olan odur; kimi de hidâyetten mahrum eder şaşırtırsa, artık imkânı yok, ona yol gösterecek bir dost bulamazsın.” deniliyor. Burada Allah'ın insanı zorlaması söz konusu mu?

Allah'ın kula hidayet etmesi için kulun ne yapması lazım gelir?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun