Allah, Hristiyan kesimin dediği gibi altı yüz sene Hz. İsa (as)'ın çarmıha gerilmediğini insanlardan saklamış mı? Yani saklamış mı oluyor?

Tarih: 19.03.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayette onların Hz. İsa (as)’ın ölmediği gerçeğini anlamalarını önlemeye yönelik değil, hak ettikleri bir cezayı; akıl ve iradelerini yanlış yolda kullandıklarından dolayı, gerçekleri görecek basiret gözlerinin kör olduğu ifade edilmektedir. Yani kalp gözlerinin kör olmasına onlar sebebiyet vermişler, Allah da onları kör etmiştir.

“İslam inancına göre bakılırsa altı yüz sene Allah (c.c.) Hz. İsa (as)'ın ölmediğini insanlardan gizlemiş, böylelikle insanları kandırmış...” iddiasına gelince;

Bu çarpık mantık oyunu gerçekten ibret vericidir. Yani, insanlar yanlışlarını düzeltmediği için, bu yanlışın faturasını Allah’a çıkarmak, tarifi imkânsız bir müzelik düşünce palazlanmasıdır. Allah, Hz. Muhammed'i (asv), Hz. İsa (as)’dan yaklaşık altı yüz yıl sonra göndereceğini takdir etmişse ve insanlara tarihî yanlışlarını onunla belirtmişse, bu husus, Allah’ı -bu işi daha önce bildirmediğini bahane ederek- sorumlu tutmayı değil, ona teşekkür etmeyi gerektirir.

Böyle bir mantıkla bakılırsa, Hz. Musa (as) ile Hz. İsa (as) arasında daha fazla bir zaman geçmiş ve bu zaman zarfında yapılan binlerce yanlış söz konusudur. Hz. İsa (as) geldiğinde onlar düzeltilmiştir. Şimdi kalkıp bundan dolayı Allah’ı sorguya mı çekeceksiniz?

Yine bu mantıkla hareket edilirse, Allah, Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya ve -onlara göre- Hz. İsa (aleyhimüsselam) gibi peygamberlerin öldürülmesine de müsaade etmiştir. Bırakın onları, şu anda dünyada eşi benzeri olmayan en katmerli zulümler, tahakkümler, işkenceler, sömürmeler, öldürmeler kol geziyor, bütün bunların sorumlusu -hâşâ- Allah mıdır?

Her şeyden önce şunları bileceğiz:

- Allah yaptıklarından ötürü sorgulanamaz. O mülkün tek sahibidir, mülkünde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir.

- Allah âdildir, hiçbir işinde zulüm ve haksızlık yoktur. O Hakim’dir, her şeyi hikmetle yapar¸hiçbir işinde gerçek anlamda bir kusur ve yanlışa mahal olmaz.

- İmtihanın gizli olması, kazananlarla kaybedenlerin önüne bir fırsat eşitliği sunan büyük bir imtihan sırıdır.

- Yahudi ve Hristiyanların aklı başında ise, bütün semavî dinlere meydan okuyan ortak düşman ateist ve dinsizlere karşı iman esasları ve evrensel ahlakî değerler dersinde aynı masanın etrafında toplanırlar. Müslümanların  onları da kucaklamaları, onların peygamberlerini de kendi peygamberleri gibi inanç esaslarından saymaları karşısında, onların bu tür yanlış hareketleri, gelecek nesillerce olumlu karşılanmayacağına inanıyoruz.

"Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük." (katelna) demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldüremediler (ma katelehu)." (Nisa, 4/157)

Bu ayeti kerimede geçen "İsa hakkında ihtilafa düşenler gerçekten şüphe içindedirler. Onların bu hususta zanna uymaktan başka bir bilgileri yoktur." ifadesi de öldürdükleri kişinin Hz. İsa (as) olup olmadığı hakkında ihtilafa düştüklerini göstermektedir. Yani onlardan bir çoğu Hz. İsa (as)'ı öldürmediklerini bilmektedirler.

Hz. İsa (as)'ı tutuklayan Romalıların ve Yahudi din adamlarının, onu çarmıha gererek öldürdükleri iddasını bazı Hıristiyan mezhepleri (örneğin Docetism) de reddetmiştir. Bu açıdan Hz. İsa aleyhisselam hakkında yanlış bilgi edinmişlerse bundan Hristiyanlar sorumludur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun